 |
 |
| Bir Konuşabilse...
- Lost in Translation
|
 |
 |
|
|
 |
Orta yaşı çoktan geçmiş, evli ve çocuklu Amerikalı aktör Bob bir reklam çekimi için Japonya'ya gelir. Tokyo'da kaldığı otelde bir başka Amerikalı ile, fotoğrafçı kocasının peşinden buraya gelmiş olan sevimli ama ciddi Charlotte ile tanışır. Dillerine ve kültürlerine uzak oldukları bu insanların ülkesinde fazlasıyla yabancı olan ve iletişimsizlik denizinde boğulan bu iki yabancı, bir Tokyo haftasonunda birdenbire yakınlaşacaktırlar.
The Virgin Suicides'ın yönetmeni genç sinemacı Sofia Coppola, bir kez daha melankolik ve etkileyici bir yapıma imza attı. Film oyuncularının eşsiz performansı ve karakterlerinin iç dünyasındaki değişimi başarıyla yansıtan senaryosu ile dikkat çekiyor. Başroldeki Bill Murray En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını kaçırmış ve genç Coppola da tarihte En İyi Yönetmen Oscar'ı almış ilk Amerikalı kadın olma hayalini gerçekleştirememiş olabilir; ama karşımızda En İyi Özgün Senaryo ödülünü almış bir film durduğunu da hatırlatalım...
|
|
|
|
 |
|
|
Bir Konuşabilse... üzerine SineKritik'ler:
|
|
 |
|
Bir Konuşabilse... SineMasal'ları:
|
|
 |
|
|
Bir Konuşabilse... Haberleri:
|
|
| Bu sayfada yer alan tüm metinler ve diğer içerik özgündür ve MYNET A.Ş.’ye aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz. -
Kısıtlamalar için tıklayın. |
|
|
 |
    
|
|
|
|
edu drecana
(8 Nisan 2008 Salı,
05:16)
|
türünde kesinlikle en iyilerden biri... vermek istediği mesajı sonuna kadar veriyo harika bi film ... sonuçta bi coppala filmi genlerinde var ..
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
yasaminkiyisinda
(5 Nisan 2008 Cumartesi,
13:25)
|
abartısız,kendi etrafında gelişen çok hoş ve sade bir film zaten filmi sevmemde ki temel etkenlerde bunlar küçük gibi görünen ama aslında önemli olan ayrıntılarla iki insanın mutsuzluğunu anlatıp etkilemesi her filmin harcı değil. özellikle bazı sahnelerde müzikle birlikte o kadar hoş görüntüler elde edilmiş ki galiba filmden etkilenmeme aracı olan bir diğer sebepte bu.yinede bu kadar övgünün ardında diyalogların daha sağlam olmasını isterdim.neticede kendinizi kötü hissediyosanız sizi gülümsetebilcek başarılı bir film.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
wherearethevelvets
(18 Mart 2008 Salı,
21:26)
|
Sofia Coppola, o kadar küçük bir öyküden o kadar çok anlam çıkarmış ki, filmi başından sonuna kadar lezzetle izliyorsunuz. Bill Murray adeta devleşiyor. Bu adam hiç bir abartıya gerek duymadan sadece mimikleriyle güldürmeyi biliyor. Tabi ki filmin starı kendisi. Scarlet Johansonn pek bir fark yaratmıyor. Hiç bilmedikleri bir dille çevrelenmiş iki yalnız ve sıkılan insanın biraz da zorunluluktan girdiği ilişki o kadar gerçekçi ve sıcak ki. Karakter analizleri için bile izlenir. Farklı görüşler olabilir, film biraz daha entelektüel zekalara sesleniyor. İki genç sevgilinin şık ve parlak kıyafetler içinde harika bir müzik eşliğinde birbirlerine doğru koşmasını beklemeyin. Ya da "bana yalan attın. Meğer sen çok zenginmişsin. Seninle evlenemem. Sana artık nasıl güvenebilirim ki" benzeri bir konuşma aramayın. 30 yaş üstünde, yanınızda da sevgiliniz ya da eşiniz varken izlenmek için daha uygun sanki...
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
Başak Bilgi
(8 Ekim 2007 Pazartesi,
08:33)
|
Abartılacak bir film olmadığı doğrudur lakin filmin bütün güzelligi abartısızlığıyla ilgilidir. Filmde aşk, mutsuzluk filan da abartısızdır... Filmde en yoğun hissedilen şey sıcaklıktır ayrıca birçok yerde olması beklenen klişe hareketlerin çoğu da olmamaktadır.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
 |
 |
|
|
 |
 |
|
 |
|