 |
 |
| Marie ve Julien
- L'Histoire de Marie et Julien
|
 |
 |
|
|
 |
 |
 |
40 yaşlarında bir saat ustası olan Julien ne yazık ki tüm hırsına rağmen yeterince başarılı ve zengin olamamıştır. Hayat canına tak ettiğinde pek ahlaklı olmayan bir işe soyunur: çalıntı antika kaçakçılığı yaptığından emin olduğu Madame X'e şantaj yapmak.
Madame X'in tek sırrı bu değildir, aslında zengin olduğu kadar çok da alımlı olan bu kadının Julien'in geçmişte aşık olduğu esrarengiz Marie'yle de bir alakası olduğu ortaya çıkar. Marie, Julien'le ilişkisi olduğu süre boyunca, tinsel yakınlaşmalarına rağmen onu fiziksel olarak tatmin edememiştir. Julien, üzerinde esrarlı bir hava taşıyan ve yeniden ortaya çıkan bu genç kadının sırrını çözmeye kararlıdır.
Truffaut, Godard ve Rohmer gibi sinemacıların arkadaşı, Jean Renoir gibi bir efsaneni asistanı olan Jacques Rivette'in geçmişi 1958'deki ilk filmi Paris nous appartient (Paris Bizimdir) gibi bir çok zaferle dolu. Emmanuelle Béart'ı da kadrosunda bulunduran Marie ve Julien Rivette'in 74 yaşındayken çektiği ve memleketi Fransa'da eleştirmenlerce beğenilmiş bir yapım.
|
|
|
|
| Bu sayfada yer alan tüm metinler ve diğer içerik özgündür ve MYNET A.Ş.’ye aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz. -
Kısıtlamalar için tıklayın. |
|
|
 |
   
|
|
|
|
ıwy
(9 Ağustos 2005 Salı,
18:14)
|
Öncelikle filmin ilk yarısının sonunda salondan çıkanlar için çook üzgünüm:) Çünkü gerçekten muhteşem 1 sürprizi we muhteşem 1 finali kaçırdılar. Gerçekten sabırlı sinema sewerler ise tadı insanın damağında kalan büyüleyici 1 film izlemiş oldular. Marie we julien'in yaşadığı aşkı kıskanmamak elde değil. Böyle tutkulu, böyle sınırsız, böyle sarsıcı 1 aşka sahip olmayı kim istemez. Ama işte hayatta herşeyde olduğu gibi onların aşkında da 1 sorun war... Aşk aşk ölmez, biz ölürüz...
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
thisisawar
(26 Temmuz 2004 Pazartesi,
16:38)
|
felesefik derinliğiyle, beni gerçek hayattan uzaklaştıran, sadece kendi konusu ve kişileriyle yaşatan bir film. boş bir salonda izlemenin verdiği ekstra sessizlik sayesinde hayatımın tüm karanlık pasajlarına doldu bu şaheser. belki kimilerine sıkıcı, fazlasıyla kasvetli ve bunaltı gelmiş olabilir. ama ben aynı hazzı bir daha alabileceğimi bilsem yine izlerim. yalın anlatımı kimi zaman hızlı ve karmaşık cümle katarlarıyla izleyiciyi şaşkına çevirse de, tüm seslerin kesildiği o birkaç dakikalık sahnede ve son kısımdaki diyalogda, bağımsız sahneler arası geçişlerde binlerce defa hayran kaldım, sinemaya ve onu varedenlere. filmde pek çok felsefik gönderme vardır. saatler ve o bitmek bilmez tiktakları kalp atışlarını simgeler. julieni'in bir sahnede saat tiktağını kesişine dikkat etmek lazım. kedi de bir başka önemli öğe bana kalırsa. evdeki belki de en mantıklı ve istikrarlı karakter oydu. hatta bana kalırsa evin gerçk sahibiydi "yeter" adlı kedi. marie ve julien, bir erkekle bir kadının erişebileceği tüm ilişki iklimlerini yaşamaya başlıyo bu filmde. aşk, ihtiras, kıskançlık ve seksi yaşarlar. bütün sınırları zorlarlar birlikte. hayatın ve ölümün sınırlarıdır aslında bu ilişkide anlatılan... yüzlerce ince detayı barındıran bir film calismasi. sabirli sinemaseverlerin izlemesini tavsiye ederim.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
vinz
(24 Temmuz 2004 Cumartesi,
23:12)
|
basindan sonuna sikintiyla izledigim bir film oldu benim icin. Bir yere varamayan akisiyla ve oyuncularinin tiyatro havasindaki performanslariyla bana cok uzak bir film bu...(2/10)
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
 |
 |
|
|
 |
 |
|
 |
|