 |
San Francisco'yu yıllarca dehşete boğmuş bir seri katil, bu katili yakalamayı kendilerine takıntı haline getirmiş dört adam ve gerçeklerden yola çıkan bu hikayeyi perdeye taşıyan, seri katil filmlerinin başarılı yönetmeni David Fincher...
Seri katilin bıraktığı ipuçlarını takip ederek olayı aydınlatmayı kendilerine saplantı haline getiren bu dört adamın hayatı, artık katilin hareket alanı içinde şekillenmektedir. Yıllar boyu saldırılarını kesmeyen ve yok olmuş görünürken birden bire yeniden ortaya çıkan bu seri katil, sadece onu yakalamaya çalışanların değil, bütün şehrin kabusu olacaktır. Kurbanlar sadece öldürülenler değil, şehirde yaşayan tüm insanlardır.
Yedi, Oyun, Dövüş Kulübü filmleri ile gerilim sinemasında kendine özel bir yer edinen David Fincher, Zodiac'ın dehşetini estirdiği yıllarda San Fransisco'da yaşayan ilkokul öğrencisi bir çocuktu. Yönetmen, çocukluk dönemini çok etkileyen bu seri katilin hikayesini yıllar sonra beyazperdeye taşıyor.
|
|
|
|
 |
|
|
Zodiac üzerine SineKritik'ler:
|
|
 |
|
Zodiac SineMasal'ları:
|
|
 |
|
|
Zodiac Haberleri:
|
|
| Bu sayfada yer alan tüm metinler ve diğer içerik özgündür ve MYNET A.Ş.’ye aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz. -
Kısıtlamalar için tıklayın. |
|
|
 |
 
|
|
|
|
kemerleee
(26 Ocak 2010 Salı,
23:22)
|
David fincher 90lardaki kadar iyi filmler çıkarmıyosada zodiac 2000lerde çevirdiği en iyi film ne panik odası gibi ikinci sınıf basit bir gerilim nede benjamin button gibi derin seneryo boşlukları var katille ilgili bilmemiz gereken herşeyi bize anlatan yavaş yavaş işlenmiş oldukça iyi bir film kitabı okusam bukadar bilgiye ulaşamazdım.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
barlasturan
(31 Aralık 2009 Perşembe,
21:57)
|
Yönetmen David Fincherın büyük bir hayranı olarak bu adamın şu ana kadar izlediğim en acayip filmiydi.
Polisiye-Gerilim filmlerinin klasik tarzlarından çok daha farklı bir sunumu ve finali vardı. Belkide sinema tarihinin Polisiye türünde şu ana kadar en çok ayrıntının işlendiği,en komplike filmi budur kanımca.
Filmin 3 saate yakın süresi ve durağan,kasvetli havası insanı zaman zaman sıkıyor.
Bekliyorsunuz ki; süre ilerledikçe ipuçları,kanıtlar,araştırmalar neticesinde katile adım adım yaklaşacaksınız ama tam tersine filmde yıllar geçtikçe katilden uzaklaşıyorsunuz...Böylesi acayip bir yapım işte. (gerçi senaryo reel yaşamdan aktarıldığından hikayenin orjinaline sadık kalmak için bu şekilde yapmışlar,o yüzden finali biraz sönük gelebilir)
Sonuçta polislerin,dedektiflerin bile gerçek yaşamda 20-25 sene boyunca sonuçlandıramadığı bir dava ve katili hiç bir zaman ele geçiremedikleri ortada... Film de bu doğrultuda kafa karıştırıcı bir çok argümanın yer aldığı şekilde ilerliyor...
Sıkıcı bir film mi?Evet. Peki kötü bir film mi?Hayır.
Cidden ben de ilk defa bir film hakkında kesin karar veremedim,öylesi garip bir durum işte. (Ama şurası kesin; David Fincherın diğer filmleri gibi ilk izledikten sonra defalarca daha izlemek isteyeceğiniz bir yapım değil)
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
 |
 |
|
|
 |
 |
|
 |
|