 |
 |
 |
 |
Şehir hayatı ile doğup büyüdüğü kasaba arasında sıkışıp kalmış bir karakter, Yusuf... On beş yıl evvel terkedip İstanbul'a geldiği kasabadan, sadece fiziksel olarak değil menen de uzaklaşmış olan Yusuf, İstanbul'da kendisine sıfırdan bir yaşam kurmak istemiştir.
Şiire gönül vermiş bir yazar olarak Bal ismindeki ilk şiir kitabının küçük bir çevre dışında kimse tarafından dikkat çekmemiş olması, bütün hayallerini ve beklentilerini baltalamıştır. Artık bir parçası olduğu sahaf dükkanı da batma noktasına gelince İstanbul'daki yaşamın da başına yıkılmak üzere olduğunu kabul etme noktasına gelir. Tam bu dönemde annesinin ölüm haberi ile unutmak istediği kasabaya yeniden dönmek zorunda kalacaktır. Ama bu sefer, kasabada onu farklı süprizler de beklemektedir.
Özellikle Meleğin Düşüşü ile pek çok uluslararası festivalde beğeni toplayan yönetmen Semih Kaplanoğlu, Anadolu taşrası ile ilgili bir üçleme olarak düşündüğü yeni projesi ile yola çıkıyor. Sırası ile Bal, Süt ve Yumurta olarak isimlendirdiği filmlerine sondan, Yumurta ile başlamış olan Kaplanoğlu, projesini "Bu aynı zamanda bir anne-oğul ilişkisininin son günlerinden (annenin ölümü Yumurta) ilk günlerine (oğulun doğumu, Bal) uzanan arkeolojik bir kazı çalışması olacak" ifadeleri ile anlatıyor.
|
|
|
|
 |
|
|
Yumurta üzerine SineKritik'ler:
|
|
 |
|
Yumurta SineMasal'ları:
|
|
 |
|
|
Yumurta Haberleri:
|
|
| Bu sayfada yer alan tüm metinler ve diğer içerik özgündür ve MYNET A.Ş.’ye aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz. -
Kısıtlamalar için tıklayın. |
|
|
 |
    
|
|
|
|
cool_tr06
(13 Ekim 2009 Salı,
01:12)
|
filmi izledikten sonra o kadar sinirlenmiştim ki o kadar kızmıştım ki bütün vaktimi heba ettim diye hemen bilgisayarın başına geçip bütün öfkemi kusmuşum filme (yorum yaparak). ama şimdi; üzerinden bir yıl kadar geçtikten sonra anladım herşeyi. bazen o kadar sıkılırsınız ki böyle yok olmak istersiniz hani duymamak görmemek olmamak istersiniz hiçbirşey yapamazsınız ama zamanın geçip gitmesi için birşeyler yapmak zorundasınızdır, işte olay tam olarak bu birşeyler yapıp başka sıradan bir hayata geçiş yapmak onun gibi hissetmek hayata onun gibi bakmak... yorumların çoğunu okudum bu olayı gerçekleştirmek de en az bu film kadar sıkıcıydı. bu filmi izleyenler kesinlikle sanattan anlayan!!! onunla uğraşan kişiler olmalı, bunlar hayatın sıkıcı yanını pek de yaşayamayan kişiler olmalı derdi tasası olmayan kişiler, canı her sıkılmaya yüz tuttuğunda birşeyler yapabilme gücü olan onun için maddi imkanı olan kişiler olmalı, yani hayatta sıkıntı nedir tatmayan kişiler... bir duyguyu ilk defa tattığında hoşuna gider ya insanın farklı birşey hissetmiştir hani bu tam olarak bu olsa gerek. bu filmi beğenen kişilere ancak böyle bakarak duruma; hak verebiliyorum, benim açımdan başka bir açıklaması olamaz herhalde. film hakkında kendi yorumum hala aynı izlenebilecek en berbat filmdi.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
forbes245
(4 Ekim 2009 Pazar,
13:49)
|
Filmin her izleyiciye hitap etmediği bir gerçek. Gişe kaygısı güdülmeden tamamen sanatsal kaygılarla kotarılmış. Şayet Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenlerin tarzından hoşlanıyorsanız film sizi tatmin edebilir. Yalın diyaloglar, manzaralar ve oyunculuklar. Açıkçası ben beğenmedim.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
iskmbil
(10 Eylül 2009 Perşembe,
02:27)
|
ya arkdşm!!!film sanatsal bi film!!sen buna eğlenmek gülüp kahkaha atmak yada ne blym adrenaln için fln gdp de bi de utanmadan türk sineması izlmk hata diyemzsn!!kalk bi film yap o zmn sponsor bnm!!bittğnde perdye ble taşıyck cesarti bulamzsn!! sinema nedir bilmeyen yorum yazmsn bu bir sanatsal dramdr.burda oyunclk kaltsne yöntmnlğe vs. baklr!
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
 |
 |
|
|
 |
 |
|
 |
|