 |
 |
| Ölümcül Oyunlar
- Funny Games
|
 |
 |
|
|
 |
Ann, George ve oğulları Georgie kısa bir tatil için göl kenarındaki yazlık evlerine giderler. Vardıklarında komşuları Fred ve Eva’da bir gariplik sezerler. Ertesi sabah golf oynamak üzere sözleşmişlerdir. George ve Georgie yelkenli teknelerini tamir ederken, Ann de yemek yapmaya koyulur. Bu sırada Eva’ların misafiri olarak tanıştıkları genç ve kibar görünümlü Peter, Ann’i şüphelendirir.
|
|
|
|
 |
|
|
Ölümcül Oyunlar üzerine SineKritik'ler:
|
|
| Bu sayfada yer alan tüm metinler ve diğer içerik özgündür ve MYNET A.Ş.’ye aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz. -
Kısıtlamalar için tıklayın. |
|
|
 |
  
|
|
|
|
aort47
(29 Kasım 2008 Cumartesi,
02:23)
|
film ne için izlenir? hoşca vakit geçirmek, birşeyler öğrenmek vs... bu film ise size hiçbirşey katmayacak aksine sinirinizi bozacak piskolojinizi altüst edecek kurgu ve senaryo bakımından da çok zayıf boşuna vakit kaybetmeyin derim
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
frankfurt29
(21 Kasım 2008 Cuma,
06:58)
|
sinir bozucu kesinlikle sinir bozucu bir film. kendini seyrettirmeyi basarmis olsa bile hanekenin kötü ve gereksiz filmlerinden bir tanesi karsinizda. bazi haneke hayranlarinin bile bu filmi sevecegini cok sanmiyorum. iyi yönetmenlerin her filmlerinin güzel olmadigini ispatlayan bir film. oldukca sinir bozucu birsey.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
samur9
(16 Kasım 2008 Pazar,
13:45)
|
Beyazperdede dolaşırken bu filme rastladım. Özellikle bu filme yorum yazmak için üye oldum. Çünkü yaşamlarımızda 1 saniye bile geri gelmiyor. Tek kelimeyle "Berbat" bir film. Sakın izlemeyin. Sohbeti falan olursa oradan bir an önce uzaklaşın. Oyunculuklar da bir o kadar kötü. Söylenecek o kadar kötü şey var ki. Kısacası bir saniyenizi bile harcamayın.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
sworfish
(11 Kasım 2008 Salı,
02:08)
|
Funny games, ünlü yönetmen micheal hanekenin 1997 yılında yine kendisinin yönetttiği aynı adlı filmin US versiyonu. Oyuncular hariç filmin senaryosu ve işleyişinin hemen hemen aynı olduğunu bir çok yerden duydum. İlk versiyonu henüz izleme fırsatım olmadı ama yeniden çevrimi izlemiş birisi olarak, filmin hala etkisinde kalmış ve başım yeterince dönmüşken ilk filmide en yakın zamanda görmek, heyecanıma heyecan katacaktır. Funny games, izleyicilere sunulan bir takım psikolojik deney filmi. Film boyunca maruz kaldığınız şiddet duygusu karşısında ne yapacağını kestiremeyen seyirci bir yandan ailenin başına neler gelebileceğini düşünürken, diğer yandan da böyle bir durum karşısında neler yapılabileceğini kendi içinde sorgulamaya başlıyor. Tabiki izleyici iç güdüsü her zaman masum olan taraftan yana oy kullanır. Ama burda masum aile izleyiciden ne kadar destek görsede kötü olan taraf istediğini almayı başarıyor. Kazananın baştan belli olduğu bir oyunu soluksuz bir şekilde izleyebiliyorsunuz. Yönetmen zaman zaman bu korkunç oyuna bizide katıyor, karakterlerin kameraya dönerek siz olsaydınız ne yapardınız gibisinden sorduğu sorular karşısında şaşıran izleyicinin verebilecek bir cevabı olmazken, kötü karakterlerimiz yine kendi bildiğini okuyor. Filmin başlarında size önemsiz gelen bir çok gereksiz ayrıntının, aslında film ilerledikçe bir amaç için yapıldığını anlıyorsunuz. Kadının telefonunu neden lavaboya düşürdüğünü, yumurtaları neden defalarca kırdığını anlayabiliyorsunuz. Geçtiğimiz yıllarda bu filmin yeniden çevrileceğini duyduğumda, micheal hanekeninde naomi watts ile anlaşmaya vardığını duyunca çok sevinmiştim. İçinden çıkılmaz ruh hallerinin bir numaralı oyuncusudur naomi watts, filmde o kadar başarılı bir şekilde oynuyor ki gözünden gelen her damlaya, burnundan gelen akıntılara kapılıp onun acısını sizde hissediyorsunuz. Kocası rolündeki tim rothda en az watts kadar başarılı soğukkanlı bir babayı canlandırıyor. Micheal Pitt ve Brady Corbet hakkında bu filmi izleyene kadar hiç bir fikrim yoktu. Şuanda onlara duyduğum nefret sanırım filmdeki başarılı performanslarının bir göstergesi... İçinde yaşadığımız koca evren, içinde barındırdığı binbir türlü kötülük ve iyilikleri beraberinde yaşamamızı sağlıyor. Bu dünya üzerinde bir çok şeyi değiştirebilirsiniz, ama kötülüğü bu dünyadan silip atamazsınız. Kötülük asla durdurulamayacak...
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
fanatikmrv
(5 Kasım 2008 Çarşamba,
15:46)
|
Sanki belli bir türde yapılmamış gibi korku desem ben hiçmi hiç korkmadım,gerilim desem ben belgeselde aslan avını izlesem bu belgeselde,filmden daha çok gerilirim,dram desem gözümden hiç yaş gelmedi,fantastik desem belki birazcık olabilir çünkü film acayip saçma.Gerçi fantastik filmde bile biraz daha anlam vardır.Filme on üzerinden bir veriyorum oda sarışın oğlanın hatrına...
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
 |
 |
|
|
 |
 |
|
 |
|