 |
|
|
|
irfan002418
(2 Temmuz 2009 Perşembe,
16:14)
|
Fİlmin son 20 dakikası az kalsın sıkıntıdan kafayı sıyırıyordum.Filmde çocuğun askerlik raporu ne oldu?,kız ile buluşmaya gidecekti o kız ne olduda birden kayboldu piyasadan,en son anasını takip ediyordu sazlıklarda birden eve balıkla çıkageldi :)
ben ettim siz etmeyin, böyle saçma sapan filimlere zaman ayırmayın..
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
advaita
(2 Temmuz 2009 Perşembe,
16:05)
|
Sayın Ali Ercivan´ın yorumuna aynen katılıyorum. Fazladan olarak da, ben filmden aşağı yukarı 70-80´inci dakikalarından sonra kopmaya başladım ve uzun plan sekanslarındaki aşırı doz çok sıkıcı geldi. Ayrıca birçok uzun sekanslarındaki bunca beklemelerin ne için olduğunu anlamanın güçlüğü seyirciyi yoruyor. Bari ondan sonra film herşeyin bir yerine oturmasına varsa, rahatlasa, amenna, ama maalesef film bu yoruculuk içinde devam edip, bir de üstüne üstlük o son çok uzun ve anlaşılması güç sahneyle bitiyor. Oysa filmin başında o çok güzel seslendirilmiş, güçlü karelere bakarak, yine en azından Yumurta tadında bir film seyredeceğimi düşünmüştüm. Fakat ileriki sahnelerde seslendirme bile rahatsız edici oldu; bir çok yerde, bütün seslerin arkasında devamlı güçlü bir dalga ya da rüzgar sesi hakimdi, oysa ağaçların yaprakları fazla kıpırdamıyordu bile. Geri plandaki bu gürültü sanki o uzun sekanslardaki olası sıkıntıyı kurtarmak için konulmuştu ve suni duruyordu. Yumurta´ya 9 vermiştim. Bu filme ise, içindeki bazı çok güzel karelere, başarılı oyunculuklarına ve Semih Kaplanoğlu´na duyduğum bütün takdir ve sevgiye rağmen yüksek bir puan vermek maalesef içimden gelmedi. Filmi az önce seyrettim ve sıcağı sıcağına yazıyorum; duyduğum hayal kırıklığının ürünü olarak; umarım pişman olmam; zira Semih Kaplanoğlu´nun çok iyi bir film dili olduğunu ve elinden çıkan karelerin çok kaliteli olduğunu görüyorum ve çok iyi filmler yapacağına inanıyorum.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
 |
 |
|
|
 |
 |
|
 |
|