 |
Öleceğini düşünen profesyonel dansçı, Parisli hasta Pierre'in hikayesi. Pierre ciddi bir kalp hastalığına yakalanmıştır ve organ nakli için beklemektedir. Yeni organın ise onu kurtarıp kurtaramayacağı kesin değildir. Durumu, etrafındaki herkese yeni ve farklı biçimde bakmasına neden olur. Pierre'in üç çocuklu ve dul olan kardeşi Elise, Pierre'le ilgilenmek için yanına taşınır.
Öleceğini düşünmek kendi ve şehirdeki diğer insanların hayatına yeni anlamlar katar. Manav, mimar, dansçı, fırıncı, evsiz, üniversite profesörü, sosyal işçi, illegal Kamerun göçmeni... Bu değişik tipte insanlar, bu şehirde bir araya geliyor. Hiç bir vasfı olmadığını düşündüğümüz insanların hepsinin aslında eşsiz olduğunu görüyoruz. Onların önemsiz olduğunu düşündüğümüz problemleri, aslında onlar için dünyadaki en önemli şeylerdir.
Paris'in romantizmini, çekiciliğini ve büyülü dünyasını bu sefer de Cédric Klapisch beyazperdeye taşıyor.
|
|
|
|
 |
|
|
Paris üzerine SineKritik'ler:
|
|
| Bu sayfada yer alan tüm metinler ve diğer içerik özgündür ve MYNET A.Ş.’ye aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz. -
Kısıtlamalar için tıklayın. |
|
|
 |
  
|
|
|
|
mithrandil
(23 Kasım 2008 Pazar,
19:55)
|
tam bir fransız filmi diyebilirim. filmin her sahnesi bir fotoğraf karesi adeta. biraz belgesel tadı da aldım.
fena sayılmayan bir film vesselam. 6/10.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
aytac89
(1 Ekim 2008 Çarşamba,
13:15)
|
yoruma katılmamak elde değil tr için gösterim tarihi geç bir film ama elindeki kaynaklarında olanlar mutlaka izlemeli zaman kaybetmeden
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
kaaferengibonibon
(27 Eylül 2008 Cumartesi,
00:17)
|
açılışı yapalım:)tek kelimeyle ŞaHaNeydi.. az önce izledim..tam da filmin konusunda anlatıldığı gibi...hasta bir gencin bakış açısında odaklanmış,filmde o kadar çok kendi merkezinde dönen darmadağınık ama bir o kadar da keyifli insan var ki..sakin, aksiyonsuz (hatta sonu bile olmayan) ama hiç sıkılmadan izlenen lokum tadında bi şey diyebilirim..özellikle etkilendiğim sahneler tarih profesörünün psikiyatristle diyaloğu, bir de pariste bir defileden bir anda sandalla kaçan kamerundaki insanlara çevrilen kamera...filmin her karesi fotoğraf gibi zaten..öve öve bitiremeyeceğim, izlemeyen kalmasın.oyunculuklar, çekimler, senaryo, replikler her şey yerli yerinde hiç bi şeyin cılkı çıkmamış....unutulmayanlar arasına girecek bir film bence....
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
 |
 |
|
|
 |
 |
|
 |
|