 |
 |
| Sırlar Oteli
- The Million Dollar Hotel
|
 |
 |
|
|
 |
Million Dollar Hotel, cinayet sırlarıyla dolu bir film. Arkadaşlığın,ihanetin ve karşılıksız aşkın hikayesi... Los Angeles'in banliyösündeki bir otelde geçen bir hikaye...
Tom Tom saf ve masum bir gençtir ve deli gibi bir sokak kızı olan Eloise'ye tutulmuştur. İlişkileri devam ederken bulundukları otelde bir soruşturma başlar, otelde konaklayanlardan biri ise çok büyük bir medya kralı'nın oğludur. Otelde işlenen bir cinayette olaylar karışınca FBI tarafından görevlendirilen dedektif Skinner devreye girer. Oteldeki herkes potansiyel suçlu haline gelir.
|
|
|
|
 |
|
|
Sırlar Oteli üzerine SineKritik'ler:
|
|
| Bu sayfada yer alan tüm metinler ve diğer içerik özgündür ve MYNET A.Ş.’ye aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz. -
Kısıtlamalar için tıklayın. |
|
|
 |
    
|
|
|
|
dReAm_BoYy
(21 Mart 2007 Çarşamba,
09:34)
|
oyuncularının popülaritesini ustaca anlamsızlaştırmış gerçeküstü mükemmellikte bir senaryoya sahip..derinden sarsan bir kurgu (anlayabilene tabii) ve akıllara zımbalanmış görüntüler..hayatın tam ortasından nakledilmiş gerçekçi insan portreleri sizi önce ısıtıyor sonra da rahatsız ediyor..daha iyisi olamazdı..hayatımın milatı diyebilirim..boş sinemalarda insanların iğrenmelerine rağmen sayısız kere izlediğim bir şaheser!.. "The Million Dollar Hotel" arkadaşlığın, ihanetin ve sınır tanımayan aşkın hikayesidir. Filmde bir hotelde milyarder bir işadamının oğlu ölür. Olayı araştırmak üzere Federal ajan Skinner (Mel Gibson) görevlendirilir. Olayın bir cinayet mi yoksa intihar mı olduğunu anlamak için oteldekilerin aralarına karışır ve işe koyulur. Film Skinner ile otel sakinleri arasında geçen olayları anlatmaktadır.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
odinhan
(27 Ekim 2006 Cuma,
06:23)
|
Filmin çok değişik bir tarzı var.İstenilse senaryodan müthiş bir gerilim-cinayet filmide çıkarmış ama yönetmenin amacı bundan ziyade Hollywood-medya-akıl hastalıkları-toplum konularında mesaj vermek ve özgün bir film yapmak olunca karşımıza böyle bir film çıktı. Müthiş değil ama ince ve güzel düşünülmüş farklı bir yapım.Milla iyiki oynamış demeden de edemeyeceğim tabii.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
|
|
sir gawain
(7 Ağustos 2006 Pazartesi,
02:38)
|
bu film hakkında söylebileceğim şey herhalde "pseudo pulp" denen bir türü şahsıma en somut haliyle göstermiş olması. zaten ezbere bildiğimiz "büyük şehirin hiçlikte kaybolan alt kültür insanları" temasına bir estetik ya da yenilik getirmediği gibi o alıştığım tadı da almadım, zorlasam da alamadım. yavaş tempolu diye bir filmi yerin dibine batıracak kadar popcorn sinema izleyicisi seviyesine düşmedik henüz ama yavaşlığı bir yana filmin hissettirmek istediği duyguyu çok iyi anlasam da bu duygunun onda birini o bunalım damarıma zerk edemedi benim. sadece "i am the walrus"u decontruct eden john lennon taklidi amcabeyi ve jovovich'in kaldırımda yürüyen çıplak ayakları aklıma kazındı, gerisi hikaye gibi. rocker bir boyband grubu ne kadar "loser"sa o kadar "loser" bir film işte. bence vasatın altı.
|
|
|
[Bu mesaj kurallara uyuyor mu?]
|
|
|
 |
 |
|
|
 |
 |
|
 |
|