Türkiye'nin en çok, dünyanın 8. en çok okunan Sinema sitesine Hoşgeldiniz.
Ana Sayfa Sinekritik Sinemasal Sinegişe Pek Yakında Haberler Arşiv Forum BeyazPerdem Fragman TV Tv-Dizi
Forum Ana Sayfa   |  Forum Cevaplarım   |  Forum Mesajlarım
Mesaj Kutum   |   Film Listelerim
Korku Filmleri
Zombiler! Kurtadamlar! Vampirler! Çığrından çıkmış, baltalı testereli manyaklar..! Korku sinemasının çekiciliği nereden geliyor acaba? Kanlı sahneler içimizdeki şiddeti deşarj etmemize mi yarıyor, yoksa tersine, gerçek hayattaki dehşetlere yenilerini mi ekliyor bu tür yapımlar? Argento mu, Romero mu, Craven mı sizin için korku sinemasının bir numaralı ismi? Baltalar elimizde, zebaniler peşimizde, gecenin karanlığı içinde tartışalım bu konuyu haydi...
35046 kez okunmuş / 599 cevap yazılmış > Son cevap 05.02.2010, 09:28   
okaliptus80  ÜYE Profili   WEBMesaj ile özelden konuş
21 filmlik KORKU RESM-İ GEÇİDİ

1)Halloween (1978 yapımı olan ilk film..2 ve 4. filmler de iyi sayılır.)



2)Evil dead 1 (çocukluğumun güzide korkusu.üstüne korku tanımam.)

3)Prince of darkness (Karanlıklar Prensi,1987.Ruh sağlığınız için geceyarısı tek başınıza izlememeniz ehemmiyetle rica olunur.)

4)Texas chainsaw 1974 veya 2003 (atmosferi dolayısıyla ilk film tercih sebebidir)


5)The Thing (arşivde olmaması büyük bir kayıp,biraz da ayıp:)

6)Romero'nun ''dead'' trilogy'

Sayfa 13 / 20 …  11  12  13  14  15  …
«ilk  <önceki   sonraki>  son» 
  zombıe    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 05.08.2007, 19:55
clownhouse vhs video kaset dönemınde kuklalar cehennemı ısmıyle ulkemızde yayınlanmıstı hala arsıvde saklıyorum
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  darkangel__    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 05.08.2007, 21:35
in the motuh of madness o filmi bir bulabilsem keşke araya araya deliye döndüm
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  darkangel__    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 05.08.2007, 21:36
yanlış yazmısım kusura bakmayın mouth olacaktı
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  salim27    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 06.08.2007, 15:36
www.tekinsiz.com bu adreste var in the mouth of madness ben bi kac film indirdim burdan linkler saglam ama emule herzaman en iyisi derim
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 06.08.2007, 18:12
Öncelikle sevgili dostum bluevelve'yi profesyonel ellere taş çıkartan o yorumlarıyla tekrar bu başlıkta görmüş olmak sevindirici. Epey ihmal ettik dediğin gibi :) (bu arada yazdığın filmi izlemedim.)


"Kan kırmızısı dolunayın altında manyak bir katilin kızlar okulunun dünyasını yaşanan bir karabasana döndürdüğünde aşk ve korkunç cinayetler birbirine karışmaktadır."

Sevgili zombie. 'Kanlı Ay'ı bulabilmen çok güzel. Benim 2 sene önce hafızadan yazmaya çalıştığım ama tamamlayamadığım girizgahı sen tamamlamışsın. Çünkü filmi 1992 - Ağustos'unda izlemişim, dile kolay 15 yıl! Filmle ilgili hatırlayabildiğim tek sahne, ortalarına doğru bir grup liseli yahut fakülteki kızlı - oğlanlı grubun, gece vakti çılgınca eğleniyor oluşları. Bir arbede yaşanmıştı sanırım o sahnede.

'Clownhouse'nin VHS kasedini ben de arşivlemiş ancak videoyu elden çıkarınca atmıştım. Gerçekten çok şanslısın, zira o filmi cd formatında bulabilmek ihtimal dışı! Clownhouse'yi izlediğim tarih 1990. Hatırladığım sahneler;
- Çadırdaki üçlü cinayet.
- Bahçedeki ipe asılı sallanan ceset.
- Evin dar koridorları.
- Çocukların gece vakti evin yakınındaki -yanlış anımsıyor olabilirim- markete gidip çerezlik şeyler almaları.
- Filmin sonlarına doğru yaşanan kanlı kovalamaca.
- Kapı aralığından bakan palyaço ve bir çift hain göz...
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 07.08.2007, 20:34
Bir tavsiye ve ufak bir duyuru;

- Brain Damage (1988): 80'li yıllarda mikroorganizmaları üreme alanları olarak kullanan asalakları ve çeşitli dönüşümleri konu edinen filmler pek revaçtaydı. David Cronenberg'in 'The Fly' ve 'Scanners'i; Carpenter'in Thing'i; bilumum kurt adam filmleri... İşte bu tür bir film Brain Damage. Asalağımız, konak olarak vücudumuzun en hayati parçası olan beyni seçmiştir. Rastlarsanız kaçırmamanız tavsiye olunur.


- 1 sene önce kısaca yorumunu yaptığım Tobe Hooper imzalı 'Fun House', şu günlerde piyasaya sürülmeye hazırlanıyor. Büyük çoğunluğu bir lunaparkta geçen film, izleyenleri pişman etmeyeceğini düşündüğüm orta karar bir korku örneği. Tabi eski tarz yapımlara aşinalık duyuyorsanız...
Bir Amerikan banliyö kasabası düşünün. Ve de olmazsa olmaz unsurlar; kızlı-oğlanlı genç güruh... Kasabaya birkaç sene periyotlarla gelen seyyar bir kumpanyanın kurduğu büyük bir lunapark var. Lunaparka evvela eğlence amaçlı gelen ebleh gençlerimiz, gece olup da çalışanlar hariç el ayak çekildiğinde mekanı terk etmiyorlar ve gece boyunca olanlar oluyor. Zira gündüz son derece normal bir görüntü çizen parkımız ve çalışanları, artık avını yutmaya hazır haldedir. İğrenç sahneler sonlara doğru yoğunluk kazanıyor. Korku tünelinde yapılan o kısa yolculuğu hala unutamam.
Fun House, 'Korku Karnavalı' adıyla çevrilmiş.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  almoramm    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 09.08.2007, 18:22
Civarda bildiğin korsan DVD satan mekanlardan temin edebilirsin sanırım. Şahsen ben öyle yaptım..

Bu arada gerçekten hoş ve güzel bir konu açılmış. Tüm arkadaşların ellerine sağlık..
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  zigwz    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 11.08.2007, 01:30
Spoorloos ‘88
Yön:George Sluizer

Bir yol filmi olan Spoorloos,hiçbir özel efekte başvurmaksızın nasıl gerilim filmi yapılırın zirve örneklerinden biri.Bir çiftin arabayla yolculukarında başına gelen olayları anlatan bu film özellikle son dakikalara kadar heyecanı yerinde tutmasını biliyor.Sonundaki,kelimenin tam anlamıyla,sinema tarihine damgasına altın harflerle yazılması gereken ŞOK edici finalini de unutmamak gerek.

Valerie And Her Week Of Wonders '70
Yön:Jaromil Jires

Günümüzün en önemli yönetmenlerinden David Lynch vampir filmi yapsa karşılaşılan tablo herhalde Valerie And Her Week Of Wonders olurdu.Sürrealizm başyapıtı olan bu Çek filmi,keşfedilmeyi bekleyen bir hazine.Süresi küçük ancak etkisi büyük olan film,her sinemaseverin keşfetmesi gereken cinsten.

Wait Until Dark ‘67
Yön:Terence Young

Audrey Hepburn benim çok sevdiğim oyunculardan ve kendisini gerilim filminde görmek oldukça ilginç bir deneyimdi.Usta oyuncu bu filmde kör bir kadını canlandırıyor.Yanlışlıkla elde ettiği bir oyuncak bebekten dolayı başına gelmeyen kalmıyor.Zaman zaman ’73 yapımı Sleuth filmiyle paralellik gördüğüm söylemem gerek.Ayrıca mekan daralması bu kadar iyi kullanılamazdı(Hitchcoc filmlerini saymıyorum tabi!)

Profondo Rosso ’75
Yön:Dario Argento

Argento sinemasını benim hayranlıkla izlediğim sinemalardan.Her filminde “İşte sinema bu!” diye bağırıp dururum.Üstadın en önemli filmlerinden biri olan Profondo Rosso giallo türünün en iyi filmlerinden biri.Başrol oyuncusu David Hemmings,aynen Blowup filminde olduğu gibi,ne olduğunu anlamadan kendisini cinayet girdabının içinde bulur.Son olarak,modern sinemaya yön veren eşsiz bir başyapıt deyip mevzubahsi kapatıyoruz.

The Hunger ‘83
Yön:Tony Scott

Tony Scott’ın eleştirmenler tarafından neden yerden yere vurulduğunu anlamış değilim açıkcası.İlk filme göre oldukça iyi,hatta bana göre bir başyapıt.Bu filme yapıştırılacak en önemli marka “Stylish” sahibi olmasıdır.Hatta bu tezimi ilerletip bu filmin günümüz sinemasına hiç yabancı olmadığını ve çağının çok ilerisinde olduğunu bile söyleyebilirim.Ayrıca bu film hakkında bilgi sahibi olmayan bir arkadaşınızla filmi izleyin ve ona,bu filmin 2006 yapımı olduğunu söyleyin.Mutlaka inanacaktır bundan o kadar eminim ki!Sonuç olarak içinde vampir sözcüğünün geçmediği estetik bir vampir filmiyle karşı karşıyayız.

City Of Walking Dead ‘80
Yön:Lucio Fulci

Fulci benim çok sevdiğim yönetmenlerden.Sırf İtalyan korku sineması değil,günümüz korku sinemasına da yön veren bir “auteur” kendisi.Gore sinemasının üstadı olan Fulci bu filminde de beklentileri düşürmüyor.Korku sinefillerine ise arkasına uzanıp keyifle izlemek kalıyor.Çünkü artık bu tarz filmler yeterince yapılmıyor ve biz korku sinefilleri olarak bu “Hazinelere” çok iyi bakmalıyız.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  poltergeist    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 11.08.2007, 19:38
zigwz, lucio fulci'nin filmi city of the living dead olmayacak mıydı? city of the walking dead diye de bir film varmış ama o umberto lenzi'nin.ikisi de 80 tarihli...

bu arada üç topic var sürekli takip ettiğim.ne zaman yeni bir yorum gelse seviniyorum.ellerinize sağlık :)
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  zigwz    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 11.08.2007, 19:59
Evet haklısın Poltergeist uyardığın iyi oldu bi an aklım Lenzi'nin filmine gitmiş demek ki!Filmin adı "City Of The Living Dead" olacak arkadaşlar.Bu hatadan dolayı özür diliyor Poltergeist'e teşekkür ediyorum
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  Darkness and Silence    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 11.08.2007, 20:23
Ingmar Bergman "Vargtimmen"de, Frisian adasında kaybolan Johan Borg adlı bir ressamın günlüklerini temel alarak, Borg'un karısı Alma'yla olan ilişkisini ve kaybolana kadarki yaşamlarını ele alıyor. Günlüklerde yazılan gerçeklerden yola çıksa da filmin neredeyse tamamı kurmaca. Bergman bu filmiyle belki de çok sevdiği Edgar Allan Poe'ye üslup ve hikaye olarak ilk kez bu kadar yakınlaşıyor.

Max Von Sydow ve Liv Ulmann gibi iki önemli oyuncunun hayat verdiği Borg çifti, sessiz ve sakin bir köyde hayatlarını sürdürmektedir. Çevrede bilinen bir ressam olan Johan evin geçimini sağlamaktadır. Fakat Johan aynı zamanda hafıza sorunu (amnesia) yaşamaktadır. Bu sorununa ek olarak bir de gecenin yerini gündüze bıraktığı, çoğu insanın doğduğu ve öldüğü, kabusların ve korkuların saati olarak bilinen Kurdun Saati'ne takıntısı vardır. Johan, bu gecenin yerini gündüze bıraktığı zaman diliminden önce uyanamaz. Karısı onun bu durumunu korku içinde takip etse de, korkularının üstüne cesaretle gider ve kocasına bağlılığını belli eder.

Johan Borg'un hastalığı ilerledikçe ve artık gerçekle düş ayırt edilemez boyutlara ulaştığında, tam anlamıyla Kafkaesk bir dünyanın içinde buluyoruz kendimizi. Hayaletlerin şatosunda, tutkunu olduğu kadını umutsuzca arayan Johan, öte yandan da gerçek dünyadaki eşine karşı bir öfke beslemeye başlar. Bergman, iki dünya arasındaki geçişleri belirsizleştirip paralel bir anlatımı tercih eder.

Bergman'ın en kapalı ve karanlık filmlerinden biri Vargtimmen.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  Darkness and Silence    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 11.08.2007, 20:32
hazır poltergeist'i görmüşken onun da tavsiye ettiği "Vargtimmen" - 1968 filmi üstüne okuduğum kısa bir paylaşımı aktardım. yazı bana ait değil. gerçekten merak ettim filmi. Peder Karras da oynuyormuş filmde. ilkin imdb l istesindeki top horrorlarda görmüştüm Vargtimmen'i. hatta gene orada gördüğüm İngmar Bergman ın (Wes Craven'e 70 lerde ilham olmuş) "Jungfrukallan"ını sipariş verip bulabildim. o film ortaçağda geçen bir filmdi.

zigwz yoktun ne zamandır abi harika bir dönüş yapmışın. "City of Walking Dead"ı ben yorumunu yapmıştım bu topikte. Benimki lenzi'ninkiydi sen sanırım Fulcininkinden bahsediyorsun. "Sporloos"un ben Vanishing adlı e-makeini izlemiştim, final sahnesi hariç oldukça vasattı. sanırım senaryolar aynı senin yazına göre.
"The Hunger" lezbiyen filmi diye geçer ama bence Tony Scott abinin en iyi filmlerinden bi tanesi.
"Wait Until Dark"ı gine ben yorumlamıştım bir ön sayfada.
"Profondo Rosso"yu izlemeye çalışacaz artık

bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  zigwz    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 11.08.2007, 21:33
Darkness And Silence listedeki filmlerin hepsi sağlam.Valerie And Her Week Of Wonders'ı en kısa sürede izlemeni tavsiye ederim.Bunun dışında en son "Dead End" filmini izledim.Oldukça sağlam bir gerilim filmiydi.Son yılların en flaş filmlerinden.Sanırım topicin ilk sayfalarında Okaliptus bahsetmişti.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  Darkness and Silence    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 12.08.2007, 15:09
ok zigwz sağol. aradığım filmler listesine Valerie And Her Week Of Wonders'ı da ekledim zaten baya kabarık bir liste. :) filmleri Türkiye'ye getirmeyen firmalarımız utansınlar

okaliptus "Fun House" nin çıkacağını haber vermiş. demin baktım 1981 yapımı. valla Tobe Hooper in "eski" filmlerine güvenim tam. ne de olsa Texas Ch. Msc. , Salem s Lot , Poltergeist gibi filmlerin yönetmeni. eminim Fun House de güzeldir çıksın alıcam. ama Tobe Hooper in düün gece tvde izlediğim "Mortuary" adlı 2005 yapım yeni filmi beni hayal kırıklığına uğrattı. Türkçesi "Zombi Mezarlığı". şehirden ve gözlerden uzak üç katlı ahşap bir eve taşınan bir anne we 2 çocuklu aileye zombilerin dadanmasını anlatıyor. ailenin taşındığı evin bahçesi mezarlık. "Küçük Kıyamet" filmi geldi izlerdken aklıma. oradaki ev de mezarlık başına kurulmuştu.
Mortuary i ne yazıkki sevemedim. korkutmaktan uzak bir film. hiç değilse eğlenceli bişi olsun diye sonuna kadar bekledim ama o da yok. dümdüz sıradan bir filmdi. çocuğun çalıştığı snack barda dikkat çekici bir iki sahne var o kadar. Tobe Hooper seyircisinden vahşeti esirgemiş.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  poltergeist    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 13.08.2007, 20:13
vargtimmen yazısı için teşekkürler... biraz değişik bir film.doğrusunu söylemek gerekirse ben pek bir şey anlamamıştım filmden.eraserhead benzeri bir film ararken buldum.bu aralar bir daha izleyeceğim.

netten indirmeyi düşünen varsa link verebilirim.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  emre psycho    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 13.08.2007, 20:17
mümkünse verirmisin bu arad bi film indirmek minimum ne kadar zaman alıyo hiç denemedim de
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  poltergeist    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 13.08.2007, 20:36
http://rapidshare.com/files/22761272/Vargtimmen_1968.part1.rar
http://rapidshare.com/files/22760815/Vargtimmen_1968.part2.rar
http://rapidshare.com/files/22760934/Vargtimmen_1968.part3.rar
http://rapidshare.com/files/22761052/Vargtimmen_1968.part4.rar
http://rapidshare.com/files/22761303/Vargtimmen_1968.part5.rar
http://rapidshare.com/files/22759947/Vargtimmen_1968.part6.rar
http://rapidshare.com/files/22761348/Vargtimmen_1968.part7.rar
http://rapidshare.com/files/22759330/Vargtimmen_1968.part8.rar

bu link.indirecek arkadaşlara uyarı.film sizi korkutmaz.bir şey anlamayabilirsiniz.eraserhead'i izlediyseniz onun gibi ama daha durgun.uyarıları yaptıktan sonra her partın ortalama 60'la ineceğini düşünürsek ve bir partı indirdikten sonra yaklaşık 70 dakika bekleyeceğimizi düşünürsek bir gününü alır :)
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  emre psycho    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 13.08.2007, 20:43
kalsın :))
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  Darkness and Silence    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 14.08.2007, 12:57
"Eraserhead" gibi karmakarışıksa yandık. :) kabus dolu we düş gibi bir filmdi. küçük odadaki ölü bebek herhalde ilk izleyen herkezi az da olsa etkilemiştir. linkler için tşk.ler poltergeist
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  Darkness and Silence    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 16.08.2007, 23:06
bugün çok moralimi bozan bişi oldu. bir dükkana girdim we ne göreyim : "Pumpkinhead". 1989 yılında yapılmış efsane korku filmi Pumpkinhead. tabi kaçırır mıyım hemen kaptım. ben o filmi bundan 2 sene felan önce o zamanki adıyla kabusonline.com sitesinde keşfetmiştim , yani aradığım filmlerden biriydi. teaserlerini izlediğimde harbiden filmin boşuna korku sinemasında kült olmadığını anlamıştım. kanın vahşetin ve korkutucu yaratıkların haddi hesanbı yoktu. neyse filmi bugün alıp eve getirdim. sözde akşam izleyip bu hafta burda yorumlucaktım ama içinden "Pumpkinhead: Ashes to Ashes" adlı devam filmi çıktı. üstelik bunun bir devam filmi daha varmış ki onun adı da "Blood Wings" - 1994. benim aldığım erinin 3. filmi oluyor 2006 da yapılmış. yani anlıcağınız kapak ilk filmin kapağıydı içinden 3. film çıktı :/ gine ilginç bir nokta da şu. Lance Henriksen iki ifilmde de oynayan ortak oyuncu. zaten kapakta elinde tüfek tutan kişi de o. arkasında da Pumpkinhead yaratığı.
filmi mecbur izleyecez artık para verdik. e bunlarda korsanın cilveleri işte. film Türkiye de çıkmayınca mecbur bu şekilde almak zorundayız. bu arada biraz kontrol ettim de harbi bunda da vahşet sahneleri çoğunlkta. kocaman yaratıklar pençeleriyle bir kızı parçalıyorlardı izlediğim bölümde.

ayrıca kötü bir haber. zigwz in yorumladığı George A. Romero klasiği "Creepshow" ların 2006 da çekilen 3. ve son filmihiç beğenilmemiş korkuseverler tarafından. imdbde bottom 100 arasına girmiş. üzüldüm harbi Creepshow u severim ben. (filmin yönetmenleri başka. )
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  kadir503    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 20.08.2007, 22:41
The Descent {Cehenneme Bir Adım} - Neil Marshall (2005)

Bir önceki kült statüsüne ulaşmış, izleyenlere farklı bir korku-gerilim sunan, yönetmenin ilk filmi olan “Dog Soldiers”tan sonra Neil Marshall korku-gerilim sinemasına daha çok ses getiren bir filmle geri dönüyor. “The Descent” topladığı birçok önemli ödülle ve sinemaseverleri ikiye bölmesiyle tüm dikkatleri çekti. Kişisel fikrim olarak İngiliz yönetmen, son yılların en etkili korku filmini çekmiş.

Pek de uzak olmadığımız bir hikayeye sahip film. Bu eksiği, yenilikçi tavrıyla kapatıyor ve film boyunca izleyenlere bunu unutturuyor. Birçok benzer türdeki filmde seks objesi olarak kullanılan bayanlar bu filmde gerektiğinde vahşileşen, ölüm kalım savaşında sadece kendilerine düşünen kişiliklere bürünüyorlar. Filmdeki karakterlerin hepsinin bayan olması ve böyle kullanılması filmin farkını ortaya koyuyor. Neil Marshall’ın film boyunca oluşturduğu klostrofobik atmosfer ve teknolojiden yardım almadan izleyenlere gerilimi sunması, filmin başarısındaki en büyük etken. Filmin görüntü yönetiminin de itinalı bir çalışmanın ürünü olduğu belli. Filmin büyük bölümünün geçtiği mağaradaki renkler ve ışık kullanımı ürkütücülüğü artırmış. Ortalarına doğru ortaya çıkan “gollum”u andıran yaratıklar filmin korku güdüsünü daha da artırıp, filme ayrı bir renk katmış. Bu yaratıkların Yüzüklerin Efendisi serisindeki gollumu andırmasında bir çalıntı söz konusu olamaz, zira gollumun da mağaralarla alakası vardı ve J.R.R. Tolkien’in İngiliz bir yazar olması da her şeyi açıklar nitelikte. Sanıyorum, Marshall iyi bir gönderme yapmış. Filmdeki göndermeler bununla da sınırlı değil, özellikle yönetmen türün klasiklerine bol bol saygı duruşunda bulunuyor. Düz bir gerilim-korku filmi değil “The Descent” sadece gerilimi sağlayıp biten filmlerden değil. Karakterlerin bilinçaltına bolca yolculuk yaptırıyor ve aralarındaki rekabete oldukça yakından tanık oluyoruz. Filmin anlatımı, sorunlar yaşadığından arkadaşlarının mağara gezisinin sorunlarına bire bir geleceğini düşündüğü Sarah’ın üzerinden gidiyor. Kapana sıkışmışlık hissinin bu karakterin üzerine yoğunlaşılması filmin gerilim dozajını gelebilecek en yükseğe taşıyor. Marshall, özellikle final kısmındaki sürpriz ile son dönemin en etkileyici filmlerinden birine imza attığını perçinliyor. Bir korku-gerilim filmine göre oldukça başarılı oyunculuklara da sahip “The Descent.” Karakterlerine oturmuş oyuncu seçimi ve de başarılı oyunculukların olması son yılların en etkili korku-gerilim filmi diye tabir ettiğimiz bir film için de fazla şaşırılmayacak olsa gerek.

Görmeye alışık olduğumuz bir hikayeyi üstün sinemasallıkla, ustaca kotarmış Neil Marshall. Ve karşımıza daha şimdiden kült film tanımına uyacak son yılların en etkili korku filmi çıkmış. Belki de uzun yıllardır kana boyanmış biri bu kadar hoşumuza gitmemişti.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  salim27    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 23.08.2007, 15:33
beni korkutmayi basaran filimler
1)gizli gercek
2)gothika
3)shutter
4)victim
5)zui-oui (ismini yanlis yazmis olabilirim tayland yapimi yamyamlikla ilgili
6)changeling
7)garez
senaryosundan etkilendigim filimler
1)testere serisi 2)jacobs ladder 3)cilginligin otesinde 4)21 gun sonr ve devami 5)dead end 6)the vanishing 7}dressed to kill 8)the hitcher
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  Darkness and Silence    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 23.08.2007, 20:37
A Nightmare On Elm Street ve Scream serileri gibi başarılı korku filmlerinin yönetmeni Wes Craven'in kült olmuş filmi Deadly Blessing artık DVD'de

haber verilen Funhouse'yi aldım bugün ve yanında bir film daha. zaten aynı gün çıktılar : "Deadly Blessing" - Lanetli Kasaba (1981)
Wes babanın elm sokağından önceki filmi. filmi şimdi olmasa da bu topkte mutlaka yorumlayacagım söz. okült bir film ve Sharon Stonenin de ilk fimlerinden ayrıca
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  Darkness and Silence    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 24.08.2007, 00:48
az önce googleden Deadly Blessing in yapım yılı olan 1981 in korku filmlerini araştırırken bir filmi hatırlamış oldum we sevindim yerindeyse.üç sene felan önce bir arkadaşım saolsun vermişti izlemek için ,olsa da tekrar izlesem keşke

"The Hand" - EL

Michael Caine abimiz oynuyordu filmde. bu adam iyi hatırlıorum çizgi kitaplar yazıyor daha doğrusu çiziyor. bir çizer. ve bunun sağ eli seyir halinde bir çarpışma sonucu kopuyor ve sonra o el insanları öldürmeye başlıyor. bu adamın ifrit olduğu ne kadar kişi varsa onların afedersiniz ağzına s....yordu bu el. tabe bu Mıchael Caine abinin bilinçaltıyla alakalı. yani el adamdan kopuyor ama adamın zihninden geçenleri uyguluyor bir yerde. sonra Mıchael Caine'ye protez falan takıcaklardı zaten. ancak film bir de süpriz yapıyor izleyiciye. bulabilmeniz biraz zor yalnız. kolay kolay bir yerde satılmıyor we bilinmiyor da zaten pek. ben sevmiştim filmin anlatımını.
yönetmeni de Oliver Stone'ymiş meğerse. yeni öğrendim we şaşırdım. sen neymişsin be Oliver hocam. :)
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  OKaLipTuSS80.K    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 24.08.2007, 18:03
zigwz her zamanki gibi formunda, hiç değişmemiş! 'Valerie and Her Week of Wonders'i ben de henüz izleme şansına erişmiş değilim. 'Profondo Rosso' (Deep Red) hakkında ise ilerleyen günlerde detaylı bir yorum kaleme almayı düşünüyorum.

'Vargtimmen', sinemanın Freud'u Bergman imzalı, bilinçaltının ve psikanalizin sularında gezinen "düşsel" bir deneyim. poltergeist'in dediği üzere herkese hitap eden bir yapım değil şüphesiz.

'The Hand'ı da nereden hatırladın Darkness! Hakikaten iyi bir nostalji yaşatmış oldun bana diyebilirim.
'Deadly Blessing', karanlık sahneleri epey fazla olup, komün hayatından dem vuran enterasan bir korku filmi. Yorumunu bekliyorum.

Kadir'in gerçekten kusursuz kaleme aldığı 'The Descent' ise kanımca son birkaç yılın en sağlam korkularından biri olmaya aday.

Yorumuma geçeyim ben. Bir film üzerine çok kısaca bir şeyler yazıp geçmek niyetindeyim.
(...)
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  OKaLipTuSS80.K    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 24.08.2007, 18:29
'Gwai Wik' ya da öteki adıyla 'Re-Cycle'

Hayalet Dünya adıyla çevrilen bu 2006 Tayland yapımı film, Pang kardeşler imzası taşıyor. Pang kardeşleri 'The Eye' filminden hatırlayacak korku severler.

Gwai Wik, iki paralel evrenden oluşan bir yapım. Bir yazar olan kadın kahramanımızın kitabını bitirme sürecini konu edinen ilk bölümün, tipik uzakdoğu korku sineması unsurlarına sırtını epey yasladığını görüyoruz. (çalan gizemli telefonlar, tekinsiz apartman daireleri, küçük kız ve saç metaforu, asansör...)
İkinci bölüm ise filme ismini veren Hayalet Dünya'da geçiyor. Kitabın şablonu ile epey alakası olduğunu öğreneceğimiz bu karşı porta geçme (yahut kendini gayri iradi şekilde o evrende bulma) hadisesi, akıllara İn the Mouth of Madness'i getiriyor bir an için. Tıpkı John Trent gibi kendi yarattığı kitabın ve mitosların kurbanı olmuştur bu hanım kızımız da.

Hayalet Dünya'da geçen ve Silent Hill oyunundan enstantaneler yaşıyormuşuz hissi uyandıran sahneler, yer yer insanı germeyi başarıyorsa da (çatılardan aşağı düşen ve süzülerek kızımıza doğru yaklaşan ölüler sürüsü mesela...), filmin esas amacı bu değil.
Re-Cycle, uzakdoğu kültürünün son yarım asırdır büründüğü "maneviyatın maddiyata ve teknolojiye galebe çalması" ekseninde mesajlar veren bir film olmuş. Yazarımıza bu tehlikeli yolculukta eşlik eden ve sonrasında çocuğu olduğunu öğreneceğimiz küçük kızımız "kürtaj" ; köprüden geçmek için ellerine bir papatya tutuşturulan mahlukat sürüsü ise "ölülere saygı" hassasiyetini kullanmaktadır.


Görüşebilmek dileğiyle...
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  zigwz    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 27.08.2007, 02:55
Dead End '03
Yön:Jean-Pierre Baptiste

Şiddetin ele alındığı 00'li yıllarda Japonya ve Fransa'nın adını sık sık görüyoruz.Burada şiddetin estetiğini Fransanın yeni yeni öğrendiğine şahit oluyoruz.Bu film de Amerika/Fransa ortak yapımı.Aynı zamanda da Fantasporto festivalinde en iyi korku filmi adaylarından.

Dead End,öncelikle bize en eski kabuslarımızdan bahsediyor.O da kayboluş ve sonsuzluk.Özünde bu ikisini barındıran film karakterlerin ilerlemsiyle ilginç bir hal alıyor ve bu bakımdan seyirciyi sürekli merak içerisinde bırakıyor.Okaliptusun da bahsettiği gibi
In The Mouth Of Madness filmine bir saygı duruş var ki;eski filmlerin havasını almadım değil.
Sonuçta ailemiz tam bir belanın içinde diyebiliriz.Bu beladan nasıl kurtulacakları hakkında ise en ufak bir fikrimiz bile yok!
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  hulkhollywood    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 31.08.2007, 12:03
okaliptus80 abi seni tebrik ederim.bu kadar filmi nasıl izledin?ben gece yatağa giremezdim izlesem.özellikle evil dead çok güzel.bir kaç münasip sahnesi haricinde gayet güzel.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  kuzularinsessizligi    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 22.09.2007, 02:19

Harika filmler sıralamışsın yopicinde...
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  zigwz    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 23.09.2007, 12:54
1)Clownhouse '89
Yön:Victor Salva

Sonunda bu filmi izleme imkanına kavuştum.80'ler korku sinemasının klişelerinden faydalanan film Victor Salva'nın ilk uzun metraj filmi.Bunun dışında aynı türdeki filmlere göre özgün olduğu ve yeni şeyler eklediğinden bahsedilemese de izlenebilir bir korku filmi olduğunu da ekleyelim.En azından Victor Savla adına.

2)From Beyond '86
Yön:Stuart Gordon

Bir H.P.Lovecraft uyarlaması olan From Beyond,Lovecraft hayranlarının beklentilerini tam olarak karşılayamasa da yine de iyi bir uyarlama olduğunu kabul etmek gerek.Bunun dışında erotizm de eksik olmuyor.Lovecraft’ın doruk noktalarından biri olmasa da izlenmesi gereken filmlerden olan From Beyond özellikle yavaş çekim finaliyle bize hoş tatlar sunuyor.

3)Frenzy ‘72
Yön:Alfred Hithcck

Klasik bir Alfred Hitchcck sineması.Cinayetler ve bu cinayetlerin detaylı incelenmesi şeklinde geçen film çeşitli süprizleri de içinde barındırıyor.Örneğin cinsellikten kaçmayan bir Hitchcck, görüyoruz.Hatırlanacağı üzere cinsellik teması Hithcck’un genelde ilk planda tutmadığı bir konu.Bunun dışında ilk dönem filmlerine göre kapalı mekan kullanımı yerine geniş planlar tercih etmiş üstad.Ancak eski bildiğinden de şaşmadığı enfes bir sahnenin olduğunu da hatırlatalım.

4)Blood Feast ‘63
Yön:Herschell Gordon Lewis

Bilindiği üzere Lewis abartılı filmler çeken B-Movie yönetmenlerinden.Bu filmde de abartılı bir gore yapısının olduğunu görüyoruz.Ancak bu durumu bilinçli olarak özensiz yaptığının da farkındayız.Abartı derecesinde oyunculuk ve diyaloglarla bezeli bu gore “denemesinde” bir süre sonra konu bütünlüğü de önemsiz kalıyor.

5)Happy Birthday To Me ‘81
Yön: J.Lee Thompson

Bu filmin modern teen slasher filmlerine ilham kaynağı olduğunu hemen hemen herkes kabul ediyor sanırım.Bunun dışında basit teen slasherların düştüğü hataya düşmediğini hatırlatırım Bunun dışında tipik 80’ler korku filmlerinden olan bu film usta bir oyuncuyu da bünyesinde barındırıyor.(Glenn Ford) Bu usta oyuncunun varlığıyla bile izlemeye değer olan bu filmde Slasher kavramına yeni bir boyut ekliyorsunuz.

6)The Funhouse ‘81
Yön:Tobe Hooper

Tobe Hooper korku sinemasına katkısı tartışılmaz bir gerçek.Bunu filmlerinde yüzümüze çarpan tokatlarla anlayabiliriz.Adeta seyirciyi döver bir biçimde sinema yapan Hooper,bu filminde de dizginleri seyiriciye hiçbir zaman bırakmıyor.Özellikle ilk dönem Hooper sinemasının bu yönde olduğunu ve dikkate değer olduğunu hatırlatırım.Bunun dışında olabildiğince rahatsız edici olduğunu ve paragrafımın başında bahsettiğim “Clownhouse” tarzı filmlerin de doruk noktalarından biri olduğundan da bahsetmeden geçmeyeceğim.Bunun dışında filmin 70’ler kanadına daha yakın olduğunu da eklemeden geçmeyelim..
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
Sayfa 13 / 20 …  11  12  13  14  15  …
«ilk  <önceki   sonraki>  son» 
1.venom_
2.baby.angel
3.anestezi31
4.hollow_man
5.dearfrankie
6.moriantes_16
7.handanece
8.yeliz_6161
9.g@mzem
10.ahmi1354
11.medcezir03
12.keks02
13.seyyda
14.buke.cagla
tüm üyeler    
Sinema severler
grubundan
haberin var mı?

Sen de katıl!
Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.' ye Aittir.
İletişim   .Reklam   .Yardım