Türkiye'nin en çok, dünyanın 8. en çok okunan Sinema sitesine Hoşgeldiniz.
Ana Sayfa Sinekritik Sinemasal Sinegişe Pek Yakında Haberler Arşiv Forum BeyazPerdem Fragman TV Tv-Dizi
Forum Ana Sayfa   |  Forum Cevaplarım   |  Forum Mesajlarım
Mesaj Kutum   |   Film Listelerim
cAfé Beyazperde
Gelin, sinemayla ilgili olsa da, Beyazperde.com Forum Alanlarının konusu dışında kaldığı için yazacak yer bulamadığınız yazışmaları bu serbest alanda sürdürün! Serbest dediysek diğer kurallar değişmedi elbette: Nezaket sınırları içinde kalacağız, kişisel ve sinemayla ilgisiz mesajlar atmayacağız... vs... vs...
15529 kez okunmuş / 331 cevap yazılmış > Son cevap 14.10.2008, 11:04   
okaliptus80  ÜYE Profili   WEBMesaj ile özelden konuş
Attila İlhan

O, yazın dünyamızın yetiştirdiği en mümtaz şahsiyetlerden biridir.Romancı, şair, eleştirmen, makale ve deneme yazarı, senaryocu.Komplike bir insan.

Attila İlhan, bilindiği gibi İzmirMenemen doğumludur.Gençliğinde bir olaydan ötürü başından kovuşturma geçer ve okuldan atılır; ama geri dönmeyi başarır.Kendisinin edebiyat dünyasında tanınması, bir yarışma vesilesiyle olur; C.H.P. şiir yarışmasında ''Cebbaroğlu Muhammed Destanı'' ile ilk ödülünü alır.Daha sonra ''Duvar'' adlı şiirini yazar.Bir müddet Fransa'da kaldıktan sonra (orada güzel bir bayanla ilişkisi olur.) 1950lerde yurda dönüş yapar.''Sokaktaki Adam'' ve ''Sisler Bulvarı'', yurda döndüğünün akabinde kaleme aldığı eserlerdir.Bu yazdıklarımdan maada, zikredilmesi gereken önemli eserleri:''Yağmur Kaçağı'' (şiir), ''Ben Sana Mecburum'' (şiir), ''Kurtlar Sofrası'' (roman), ''Hangi Sol'' (araştırma), ''Hangi Batı'' (araştırma), ''Yasak Sevişmek'' (şiir), ''Sırtlan Payı'' (roman), ''Bıçağın Ucu'' (roman), ''Dersaadet*'te Sabah Ezanları'' (roman), ''Hangi Seks'' (araştırma), ''Hangi Atatürk'' (araştırma), ''Fena Halde Leman'' (roman), ''Haco Hanım Vay''(roman), ''Batının Deli Gömleği'' (araştırma)...(*Dersaadet, bilmeyenler için söyleyeyim, İstanbul'umuzun eski adlarından biridir.'Mutluluk kapısı' manasına gelir.)

''Aynanın İçindekiler'' serisini oluşturan Sırtlan payı-Bıçağın Ucu-Yaraya Tuz Basmak romanlarında,2. Meşrutiyet yıllarından DP iktidarı ve 27 Mayıs'a dek uzanan zaman dilimini inceler.''Abdi Bey'' karakteri vasıtasıyla 2. Abdülhamit'in hal'inden mütareke dönemine kadar olan kesiti ele alır.ve tabii ki Jön Türk hareketinin bir müddet sonra nasıl amacından uzaklaşıp, yabancı sermaye işbirlikçisi bir görünüm aldığı da...Mütareke döneminden Demokrat Parti iktidarının sonuna dek yaşananlar ise ''Miralay Ferit'' ve ''Halim'' karakterleri ile betimlenecektir.Attila İlhan'ın ''Freud'cu'' bir çizgide palazlanan romanları da vardır.Aslında bunu çoğu romanlarında görürüz ama bilhassa ''Fena Halde Leman'' ve ''Haco Hanım Vay'' romanlarında daha belirgindir.Yanılmıyorsam tarihi şahsiyetlere psikanalitik göndermelerin olduğu eser Fena Halde Leman idi.Şunu da söylemeliyim; O romanlarında her zaman için büyük şehir yaşantısı üzerinde durmuştur, kırsal yöreleri kullanmayı doğru bulmaz, zira ona göre feodaliteden kapitalizme geçişin olduğu ortamda bu abesle iştigaldir.

Şiirlerinde eski Divan edebiyatı kalıplarından sıkça istifade eden yazar, ''ağdalı'' bir dil kullandığı için eleştirilere maruz kalır.Şair yine kimi şiirlerinde bazı tarihi gerçeklerden dem vurur.Bir romantizm klasiği olan ''Ben Sana Mecburum'', en sevdiğim şiiridir.

Fransa'dan yurda döndüğünde bir gazetede ''Ali Kaptanoğlu'' takma adıyla onlarca film senaryosu yazar.TRT'nin 80'lerdeki ağır toplarından ''Kartallar Yüksek Uçar''(Sadri Alışık-''Hanımağa'' Selda Alkor.) ve ''8 Sütuna Manşet'' (polisiye), senaryosunu kaleme aldığı dizilerdir.Sokaktaki Adam adlı romanı sinemaya uyarlanmıştır.---Devam edeceğim---

Sayfa 1 / 12 1  2  3  4  5  …
 sonraki>  son» 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 14.09.2005, 18:41
Attila İlhan ideolojisinin ana temelini ''feodal'' toplumdan ''Sanayi'' toplumuna; ''ümmet'' toplumundan ''millet'' toplumuna geçiş süreci oluşturur.Kemalist ve toplumcu bir görüşe sahip olduğunu her fırsatta dile getiren yazar; bazılarının imkansız ve saçma gördüğü üzere, bu 2 görüşü kaynaştırmaya çalışır.Kurtuluş Savaşı'nı ''emperyalizme karşı verilen ilk ve en büyük mücadele'' ve ''mazlum milletlere yönelik bir istiklal manifestosu'' olarak tanımlayan yazar, Rusya 'nın bu savaşta en büyük müttefiklerimizden biri olduğunu söyler.Ayrıca Atatürk'ün her fırsatta solcu (ona göre Gazi bolşevik solcusu değildir, fransız devrimi solcusudur.tartışmaya bir hayli açık tabi...) olduğunu iddia eder.Yine ona göre İttihat ve Terakki hükümeti ülkenin uçuruma yuvarlanmasında baş müsebbiptir.Jön Türkler, Prens Sabahattin vs.. hepsi emperyalistlerin kuklasıdırlar.

İlhan, ''İnönü'' dönemi ile birlikte Kuva-yı Milliye ruhunun ölmeye yüz tuttuğunu iddia eder.Ona göre 1946'dan itibaren Türkiye yine batının yörüngesine girmeye başlar.(Nato, Marshall yardımı..)Kendisinin Tanzimat'tan beri kadim sorunlarımızdan biri olan ''Batılılaşma'' hakkındaki görüşleri çok keskindir; 'batılılaşma demek batıyı birebir ve körü körüne taklit etmek değildir, onlardan aldığımız zaruri şeyleri kendi kültürümüz içinde özümseyip o şekilde benimsemektir'.Kaptan'a göre İnönü dönemi ile Gazi'nin devrimlerinin içi boşaltılmaya başlanır.Misal ''Köy Enstitüleri''nin kapatılması yazara göre büyük bir hatadır ve kapatılmamış olsaydı şayet, şimdi bazı şeyler nispeten farklı olabilirdi.Yine bu dönemde Yunan-Latin klasiklerinin çevrilmesi, onun nazarında ülkede bir kültürel ve milli dejenerasyona açık davetiyedir.(yorum yok...)''Varlık Vergisi'' ise büyük bir aymazlık örneğidir ve bazı kesimleri haklı olarak küstürmüştür.(buna katılıyorum)..İlhan'a göre durumun ''şahika''ya ulaştığı dönem, Menderes-Bayar (DP.) dönemidir.Yazarımızın son birkaç senedir sıklıkla ortaya attığı strateji; Rusya-Çin ve İran'ın da içine gireceği bir ''Avrasya'' platformuna dahil olmamız...

NOT:Aslında bu topiği açarken başlarda biraz ikircikliydim.Fakat yazın ve düşün dünyasının bu kayda değer şahsının, sinemamıza olan katkıları da aklıma gelince, böyle bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim, umarım yanlış birşey yapmamışımdır.Değerli arkadaşlar!Aklınıza benim ilk mesajda yazdıklarımın dışında A.İlhan uyarlamaları (TV.dizisi,sinema) geliyorsa, lütfen paylaşmakta tereddüt etmeyiniz...

bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 14.09.2005, 18:42

B E N S A N A M E C B U R U M !



Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 14.09.2005, 18:42

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum, sen yoksun!
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 14.09.2005, 18:43

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin...
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  peter-parker    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 15.09.2005, 12:08
mrblar.. saygılar sunuyorum... atilla ilhan konusunda neredeyse hiç bir bilgim yok.. yüzeysel olanları hepimiz biliyoruz o kadar benim ki de.... ben başka birşey için yazıyorum bu yazıyı.. çünkü yazmadan geçemeyeceğim.. başlığı açan arkadası yazısından ötürü tebrik ederim. ama asıl yazma amacım sepken in az önceki iletisinden ötürüdür.. nasıl bir film çekerdiniz şeklinde.. işte benim 2 seneyi aşkındır bu siteye girmemin sebebi bu yazıyı görebilmektir. bir sinema sitesinin forumunda aradığım nadide yazılardan biridir. valla atilla ilhan hakkında birşeyler araştırayım o konuyu öğreneyim istiyorum şimdi... sepkan çok tebrik ederim seni.. helal olsun. işte sinema böyle konuşulur... ne desem azdır.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  peter-parker    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 15.09.2005, 12:10
sepken*
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 15.09.2005, 18:21

Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 15.09.2005, 18:27
''Aysel Git Başımdan'' benim de çok haz ettiğim şiirlerinden biridir, bir kıta da ben ekleyeyim dedim.

''Postmodern'' ve ''suyuna tirit'' bir takım konuların, cafcaflı bir şekilde ''edebi'' eser olarak karşımıza sunulduğu şu günlerde; A.ilhan'ı anlayan ve seven beyazperde üyeleri görmek beni büyük bir sevince gark etti.Sepken ve peter parker, eyvallah.Sizin gibi gençlerin olduğunu bilmek umut verici...
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  çok şey bilen kız    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 17.09.2005, 02:37
atilla ilhan şiirleri,romanlarıve denemeleriyle sanat ve fikir dünyamızın gerçek aydınlarındandır cünkü sahteleride vardır her nabza göre şerbet verir rüzgarın estigi yöne dönerler bu yüzden a .ilhan gibi sözünün eri dogru insanlarımız hak ettigi ilgiyi göremez ama ne gam sevenleri var bu yazılar kanıtı bu arada köy ens hakkında onlarça kitap okudum eger kıyıma ugramasalardı benim gibi köy coçuklarınınve türkiyenin kaderi bambaşka olurdu
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 17.09.2005, 16:00
Çok şey bilen kız, ''kadirşinas'' arkadaşım.Evet Köy Enstitüleri hakkında söylediklerinde haklısın.Bu konuda okuduğun kitaplar da senin hakkındaki öngörümü boşa çıkartmamış oldu, gerçekten de donanımlı bir insansın.

''Köy Enstitüleri'' açılırken köy çocuklarının eğitilip bilinçlendirilmesinden maada, bir amaç daha vardı.Şöyle ki; bu görevlendirilen muallimler aynı zamanda ''modern tarım'' usullerinin neler olduğunu da köylüye pratik olarak öğretecekler ve köylü de üretim yaparak geçimini sağlayacaktı, devlet-i aliye'ye yük olmadan.

Çok şey bilen kız, sen de bilirsin ki Köy Enstitüleri esas ivmeyi dönemin ünlü Milli Eğitim Bakanı ''Hasan Ali Yücel'' ve yardımcısı ''İsmail Hakkı Tonguç'' ile yaşamıştır.Ancak bir süre sonra komünist yuvası olduğu ve toprak reformu yanlısı militanlar yetiştirildiği vs.. ipe sapa gelmez nedenlerle kıyıma uğrarlar.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  çok şey bilen kız    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 19.09.2005, 21:24


ismet paşaya yıllar sonra sorarlar yapmak isteyip yapamadıgınız pişmanlık duydugunuz şeyler varmı ---var der paşa iki şey var 1 toprak kanunu 2 köy ens bu ikisini iyi savunamadım . ama kimler yokki köy ens düşmanları arasında kemal tahir bile bozkırdaki cekirdek romanını sırf ens kötülemek için yazmıştır bilmem okudunmu
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  fateeh    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 20.09.2005, 17:30
Bir Anadolu Öğretmen Liseli olarak bu olaya el atmam gerektiğine inanıyorum... Köy enstitüleri yüzyılın belki de tüm dünyadaki en büyük eğitim reformu. Usta-çırak ilişkisi ile oluşturulan bir zanaat eğitimi yanında 1930'larda bütün ülkelerde ancak üniversitelerde okutulan yazarları, lisedeki çocuklara öğretebilen bir teorik eğitim. Köy çocuklarına bu derece iyi eğitim vermekle hem toprak reformunun hem de eğitim reformunun bir arada yapılmasının en önemli adımı olan bu okulların projesi Hasan Ali Yücel ile birlikte İsmail Hakkı Tonguç'a aittir. Köy enstitülerinden çıkan gençler tekrar köylerine dönüp herşeyi bilen adam olurlardı..
En az bir enstrüman çalarlar; marangozluktan, inşaattan, tarımdan, edebiyattan, bilimden, bölgesine göre denizcilikten, seracılıktan, kümesçilikten, meracılıktan anlarlardı. Fakat ne yazık ki daha sonraki iktidarlar tarafından heba edildi. Bu okullar önce Öğretmen Okulları daha sonra da Öğretmen Liseleri adını aldı...
Açıklayamadan duramadım....
Attila İlhan'a gelince, ne diyebilirim ki aşk acısı çekenler okumasın...
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 20.09.2005, 18:04
Katkın için çok teşekkürler fateeh,eline sağlık. çok şey bilen kız,Bozkırdaki Çekirdek adlı romanı henüz okumadım.K.Tahir'in zamanında Kurt Kanunu ve Devlet Ana adlı tarihi romanlarını okumuştum.Yalnız kendisi gibi aydın bir insanın sırf Köy Enstitüleri'ni kötülemek için bir roman kaleme almış olmasını, yadırgatıcı ve ''manidar'' bulduğumu belirtmeliyim...Köy enstitüsü çıkışlı bazı yazarlar:Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Adnan Binyazar, Dursun Akçam, Behzat Ay, Talip Apaydın vs...Bu alanda ilk tavsiye edeceğim 2 kitap; Talip Apaydın'dan ''Sarı Traktör'' ve Fakir Baykurt'tan ''Onuncu Köy.''

Hazır söz K.Tahir'den açılmışken hakkında kısaca şunları yazabilirim:Gençliğinde A.Nesin ve N.Hikmet ile muhabbeti olmuş ve birkaç yıl hapis yatmış.Yazdığı kimi romanlar gerçekçi Türk edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip ve sokaktaki adamın konuşmalarına önemli ölçüde yer verilmiş.Asya tipi üretim biçimini savunan yazarın (bunu savunanlardan biri de yönetmen Halit Refiğ.) ''Köyün Kamburu'' romanında, kırsal yöreler tüm gerçekçiliğiyle ele alınır.''Esir Şehrin İnsanları'' ve ''Yorgun Savaşçı'' romanlarında, İstiklal Harbi dönemini siyasi-toplumsal olanca çıplaklığıyla ele alınır.''Kurt Kanunu''nda 1930 Menemen olayı özelinden Cumhuriyet devrimleri ve ''ittihatçı''larla olan görüş ayrılıkları anlatılır.''Devlet Ana'', Osmanlı imparatorluğunun kuruluş sürecini konu edinen ve en bilinen romanıdır.
Yazarın sinemaya aktarılmış eserleri:
* İki Gemi Yan Yana.
* Namusum İçin (Memduh Ün.)
* Haremde 4 Kadın (bir H.Refiğ filmi.C.Arkın ve Pervin Par oynuyor.Türk Sineması'nın kilometre taşı filmlerinden biri.)
* Karılar Koğuşu (yönetmen H.Refiğ; oyuncular K.İnanır, P.Savaş, H.Koçyiğit, E.Taş, T.Necmioğlu.Meteliğe kurşun atılan harp yılları ve istidalar yazan idealist bir mahkum...
* Yorgun Savaşçı (yine H.Refiğ'den.Oldukça gecikmeli ve tartışmalı bir şekilde beyazcam ile buluşabilmiş bir eser.Şöyle ki 12 Eylül cuntası, filmi sakıncalı bulduğu için bütün negatiflerini imha eder.Bir kopyası ''hasbelkader'' 1993'te ortaya çıkacaktır.Ve o yıl TRT'de dizi olarak yayımlanmaya başlanır.)
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  fateeh    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 20.09.2005, 19:28
Okaliptus80, Kemal Tahir'e mi geçtik? Çok iyi gidiyoruz, aynen böyle devam...
Kemal Tahir, milliyetçi değil ama milliyetçiler sever, solcu değil ama solcuların geneli sevmez.Ama şüphesiz her iki cenap için de dahi bir entelektüel.Kendisi, ben ne Mustafa Kemale ne de Atatürk'e karşıyım diyerek herşeyi özetlemiş zaten.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 20.09.2005, 20:27
Birçok eserini sinemamıza adapte eden Halit Refiğ, kendisi için aynen şunları söyler: (bir yerden iktibas yaptım.)

“"Kemal Tahir, kendisini kimseye ve hiçbir gruba bağımlı hissetmeden, düşüncelerini, karşısındaki ister anlasın ister anlamasın, herkese açardı. Düşünce onun için hiçbir zaman son durağını bulamayan sonsuz bir gelişim halindeydi. İleri sürülmüş ve ileri sürülen her düşüncenin mutlaka karşıtlarını bulurdu. Bu karşıtların vardığı sentezlerle de yetinmez, çoğu zaman etrafındakileri şaşırtırcasına sentezlerin içindeki kendi karşıtlarını arardı. Onun teorik olarak karşıtlıklardan sentezler bulma düşüncesi, pratikte, çelişkili Türkiye gerçeklerinden, akılcı ve millî birlik kavramına erişmenin yollarını gösteriyordu. Bu açıdan Kemal Tahir, birbirinden farklı özellikleri kullanılarak, parçalanmaya ve bölünmeye çalışılan Türk toplumunun, bütünleşme arayan "kollektif vicdanı"nın temsilcisidir."

Hakikaten o bağlamda ilginç ve pek yolunu bulamamış bir insan.Bir çok şeye muhalif olmuş hayatında.Ama sağlam bastığı düşünsel tarafları da yok değil,mesela;

Yukarıdaki mesajımda da bahsettiğim gibi ''Asya tipi üretim biçimi'' ni savunagelmiştir.Ona göre doğulu toplumların her anlamda işleyiş ve yaşayış mekanizması, batılı toplumlara göre farklılık arzeder.Bu nedenle -çok tartışılacak olan- özelde bize genelde ''oryantalist'' toplumlara yönelik bir ''Marksizm'' anlayışından bahseder ve bunu tarihsel olgular ile temellendirir.(bu konu hakkında uzun uzadıya bir yorum beni aşar.Sadece Devlet Ana'yı bir okuyunuz derim.)
* Aslında bir Kemal Tahir yazısı aklımdan geçmemişti, lakin yazı yazıyı doğurmuş oldu.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  fateeh    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 20.09.2005, 20:33
Asya tipi üretim biçimine ek olarak söylemek istediğim şeyler var; Kemal Tahir Türk'e marksist elbisesi değil, marksizme Türk elbisesi giydirmeye çalışmış bir aydındır. Devlet Ana'yı henüz okumadım ama en yakın zamanda okuyacağım...
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  çok şey bilen kız    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 20.09.2005, 21:25



kemal tahirin yol ayrımı romanını okumanızı isterim yazar serbest fıkrayı ve sonuçlarını anlatıyor ayrıca kelleçi mehmette yanlış töreleri rahmet yolları kestideyse eşkiyadankahraman olmayacagını bu son roman yaşar kemalin ince mehmetine karşı bir tez olarak yazılmış
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 20.09.2005, 21:30
''Yorgun Savaşçı'' bahsettiğim gibi İstiklal Harbi döneminde geçer.Filmde Enver-Talat-Cemal Paşaların politik ayak oyunlarından ''düzenli ordu''nun kuruluşuna, düzenli orduya karşı gerçekleştşrilen ayaklanmalardan (Anzavur, kuva-i inzibatiye) direniş hareketimize... yakın tarihimizin (80 yıl yakın tarih sayılırsa) önemli olayları ele alınmış.Halit Refiğ'in filmi tam da 12 Eylül arefesinde gösterime sokmaya çalışması, bana en büyük etken olarak gelmekte.Sıkıyönetim döneminin yasakçı zihniyeti ve politik her türlü argüman ve eserin ''mim''lendiği o puslu ortamda, kanımca bu film de bahsettiğim zihniyetten payını alır.(Artık hangi gerekçeleri sundu ''astığı astık kestiği kestik'' Milli Güvenlik Konseyi, bilmiyorum.Yoksa böyle bir filmin yasaklanmış olmasına şahsen ''makul'' bir gerekçe bulamıyorum.)Üstelik roman Yunus Nadi ödülü kazanmış bir romanken.

*** Bu arada bir şey söyleyeceğim sepken.Açık konuşacağım,sen bu sitede yazılarını beğendiğim ve değer verdiğim üyelerden birisin.Ama son mesajındaki son 2 tümce, bana sanki ''müstehzi'' bir ifade ile yazılmış gibi geldi.Bilmiyorum, belki de ben yersiz bir alınganlık gösteriyorum.Kısaca izah edersen sevinirim.

bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  çok şey bilen kız    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 20.09.2005, 21:54

12eylül fırtınasında sinamatek bile kapatıldıda kulaktan dolma bilgilerle bir film niye yakılmasın yanlış hatırlamıyorsam filmin yapım yılı 78kadar gidiyor ordudan yardım alınıyor kurgusu yapılıp trt teslim ediliyor darbe oluyor film yakıldı deniyor yönetmenin filmleri tv oynamıyor oynatılamıyor 90larla birlikte bir özel tv yorgun savaşçıyı çekiyor ve süpriz trt bütün kopyaları yakıldı denen eseriyayınlayı veriyor
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 21.09.2005, 00:08
Yaptığınız teşbihi bir an için fevri bir alınganlıkla şahsım üzerine aldım.Konuya açıklık getirmiş oldunuz, kendimden beklemediğim bir yanlış anlaşılma örneği sergilediğime ilk defa şahit oldum bu vesileyle.

Hayır, korkmayınız!Emekli cunta generallerinden değilim:)

Öyle olsaydı şayet, yazılarımda bu denli bir demokratik duruş sergilemezdim:)

Esen kalınız...
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  fateeh    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 21.09.2005, 17:17
Selamlar arkadaşlar... Bakıyorum siz kendi aranızda işi tatlıya bağlamışsınız.Çok sevindim.Zira ikiniz de bu sitede çok değer verdiğim,doğru konuşabilen nadir insanlardansınız.Sık sık sizi örnek alıyorum dersem hiç de mübalağa etmiş olmam.Evet, bu topic çok hoş bir topic.Allah'ın dış gözlerini kapattığı, fakat iç gözlerini, kalp gözünü açtığı dahi firkir adamı münevver Cemil Meriç'in şöyle bir sözü vardır; "Yazar ve hocayım, başlıca işim düşünmek ve düşündülerimi cemiyete sunmaktır." Biz de onun şaheserlerinin yanından bile geçemeyen böyle mütevazı bir sanal ortamda fikirlerimizi cemiyete olmasa bile birbirimize aktarabiliyoruz.Eğer ki kelimelerden, sevgilerimizden bir köprü oluşturabiliyorsak ne mutlu bize. Bir mağara düşünün ki içinde elleri ayakları zincirlenmiş insanlar olsun ve bunlar hiçbir yerlerini kımıldatamasınlar, sadece karşıyı görebilsinler.Arkadan, mağaranın ağzından gelen ışığı göremesinler.Ve bir gün bu mağaradaki insanlardan birini çıkarıp dünyayı gösterin ve geri, mağarasına getirin, o da gördüklerini mağaradakilere anlatsın. Kim ona inanır?İşte bizim de amacımız bu ışığı görebilmek, bir mağaraya kısıtlı kalmamak olsun sevgili dostlarm. Muhabbetle...
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 22.09.2005, 19:13
Rashomon, evet senin de dediğin gibi biraz geç oldu ama yazdın sonuçta.Evet ''İkinci Yeni'' ve ''Garip'' akımları hakkında sana katılıyorum.Benim de çok sevdiğim iki akım, ama garip akımını daha bir severim.''Garip'' akımı diyince akla ilk O.Veli Kanık gelir.Bu akım sokaktaki insanın günlük konuşmalarından beslenir daha çok.''Süleyman Efendi hiçbirşeyden çekmedi dünyada nasırından çektiği kadar''.''Ah bir rakı şisesinde balık olsam''.
''İkinci Yeni'' ise farklı bir yol çizmişti kendine.Zaten garip akımına bir tepki olarak doğmuş ve daha ziyade bilinçaltına yönelmiştir.Akımın en önemli şairiyle ilgili yanılmıyorsam sen daha önce ilgili bir topic açmıştın.(Edip Cansever) Orda zaten bazı şeylere değinmiştin.
Yazın için çok teşekkür ederim.Sayende yeni bir noktaya daha -yüzeysel de olsa- değinmiş olduk.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  fateeh    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 22.09.2005, 20:16
Ne gelir elimizden insan olmaktan başka...
Şiirlerindeki anlamların peşine düşerdim hep Edip Cansever'in.İster iç sesle, ister yüksek sesle okunsun şiirleri, insanın içinde bir yerleri çok güzel tutuyor anlamları..

Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandu durdu
Adam ha babam koyuyordu.

bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  okaliptus80    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 22.09.2005, 23:13
Edip Cansever.Şiirlerinde kah doğaya yönelir, kah bilinçaltını ele alır, kah ölüm ve yaşam sorunsalını anlatır.

''Yerçekimli Karanfil'' ve ''Ben Ruhi Bey Nasılım'', okuduğum 2 eseridir; ama daha okunacak o kadar şiiri var ki.Bu arada en sevdiğim ve bilinen şiirinden pasaj yazmışsın fateeh, sen yazmasaydın ben yazacaktım.İnsanı ne kadar etkiliyor değil mi?

İkinci Yeni akımının içimde ukte kalmış eseri; Cemal Süreya ve ''Üvercinka''.Biliyorum size tuhaf gelecek ama henüz okumadım.Ama bu vesileyle hatırlamam iyi oldu,en yakın zamanda Beyazıt kütüphanesi'ne gidip kari edeceğim.

Ekstradan bir bilgi: 1. Yeni akımının önde gelen isimlerinden Oktay Rifat'ın, varoşları anlatan ''Çil Horoz'' romanıyla; yine aynı akım içerisinde yer alan Melih Cevdet Anday'ın ''Raziye'' adlı romanları, sinemamıza başarıyla aktarılmış 2 eserdir.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.