 |
 |
| Uzakdoğu Sineması |
| Uzakdoğu sineması sadece Halka ve Göz gibi Japon korkularıyla değil, Kaplan ve Ejderha, Hero gibi Çin filmleri ve İhtiyar Delikanlı gibi Kore yapımlarıyla da ülkemizde ve dünyada, giderek artan bir ilgiyle takip ediliyor. Buyrun konuşalım... |
|
| 1971 kez okunmuş / 86 cevap yazılmış > Son cevap 09.06.2008, 20:25 |
|
|
|
yury
| 19.01.2006, 19:31 |
|
| Kelimelerin ötesinde bir anlatım..destansı bir masal..peki bir film değer yargılarımızı değiştirebilir mi gerçekten? (dramatik quen'in katkılarıyla: ))..ya da değer yargıları gerçekten değişebilir mi..hangileridir bu değişebilenler..ve değişebiliyorsa da bunun yolu nedir?..gelin biraz da değer yargıları ve değişebilirliklerinden konuşalım..mülkiyete olan bağlılık gerçekten çöpe atılabilirmi: ?? |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
türev
| 19.01.2006, 19:55 |
|
| güzel bi konu değinmişsin yury..ama mülkiyetin çöpe atılabilecek bişey olduğuna inanmıyorum.aslında keşke diyorum.ama heryanımız mülkiyet edinme isteği ile yanıp tutuşurken kim insanlığın ilk zamanlarına dönmek ve komünal hayatı paylaşmak ister ki?hangimiz 'sade yaşayalım ki,diğerleri sadece yaşayabilsini'uygulayabilir yaşamında? |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
türev
| 19.01.2006, 20:02 |
|
| değer yagılarımız bizi biz yapan hayatımıza yön veren düşüncelerimizdir..örneğin bizim değer yargımızda mülkiyet edinme ve maddi nesneler çok da önemli olmayan şeyler..ama çark öyle bir işliyor ki bi bakmışsın mülk edinme isteğiyle yanıp tutuşuyorsun,çabalıyorsun ve yaşamın böylece akıp gidiyor.çünkü saygı görme,işlerini halletme,rahat yaşamın koşulu bu olmuş.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
yury
| 23.01.2006, 18:51 |
|
| "mülkiyet" kavramıyla ilgili olarak daha önce de paylaşımlarımız olmuştu..değer yargılarımızın değişebilirliğini sorgulamak gerekiyor sanırım biraz da..filmin etkisini bir an için gözardı edersek, gerçekten de bu mümkün bir şey midir?..yani insanoğlunun kişiliğinin bir parçası olmuş değer yargılarını değiştirmesi, ortadan kaldırması olası mıdır?..mesela düşünce yapısı kolaylıkla değişebilir mi bir insanın?..tutucu fikirlere sahip bir insan açık fikirli bir hale gelebilir mi, gelebilirse buna ne yol açar?..ya da türev'in de değindiği gibi, mülkiyet edinme sevdası esasen toplumda yükselme, rahat bir yaşam sürdürme, saygınlık gibi olgulardan temellenmektedir..bir kimsenin başkalarının onunla ilgili ne düşündüğünü önemsemeden yaşayabilmesi, onların gözündeki saygınlığını düşünmeden hareket etmesi, toplumsal hayat içerisinde ne kadar mümkündür?.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
partikel
| 24.01.2006, 23:26 |
|
| kesinlikle boş ev tam bir kim-ki-duk klasigi; gayet minimalist bi film..eger boş evi sevdiysen "yay" ı da izlemeni tavsiye ederim hatta kesin izlemelisin, kim-ki-duk un 12. filmiymiş. yine aynı şekilde az sözle ve bence muhteşem müzigiyle zaten belli oluyor kim-ki-duk a ait oldugu. fedakar kızda oynayan seo min-jeong oynuyo burda da, bütün film sadece bir teknede geçiyor ama hiç bi şekilde sıkmıyo bence..herkesin izlemesini öneririm.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
funky00
| 25.01.2006, 12:42 |
|
| Nefis bir filmdi yury haklısın. sinemada seyrettim, bulup bir daha izleyeceğim. 2005 in en iyileri listesinde de benim için bir numara. sanıyorum başta Kim-Ki-Duk olmak üzere Uzakdoğulu büyücü yönetmenler sinemayı, yaşama ait ayrıntılı duyarlılıkları çok iyi yakalayarak yeniden yaratıyorlar, son derece etkileyici bir uslupları var, bilgeliklerini kafamıza vurmadan estetize ederek sanata dönüştürüyorlar. Yay filmini de çok sevdiğim bu büyük ustanın kariyerinde olmaması gerekli tek film, neden çektiğini anlayamadığım ve kendisine yakıştıramadığım Fedakar Kız..bilmem ne dersin? |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
delilevent
| 26.01.2006, 11:06 |
|
| :-)) funky00 arkadaşım fedakar kız filmiyle ilgili görüşüne saygı duuyyorum ama biraz ağır olmuş. Neden çekildiğini anlayamadım ve kendisine yakıştıramadım diyosun, bence tamda Kim Ki Duk’a yakışır bir filmdi. Bir intihar sahnesi vardı mesela bir sahne bukadarmı ustalıkla çekilebilir ayrıca filmin sonundaki gerilim ve bilinmezlikte çok güzeldi. Yönetmen izliyiciyle çok güzel oynamış sürekli bir tedirginlik yaşatıyor. İnsanların bu fedakarlık kısmına takılıp filmi önyargılı izlediklerini düşünüyorum. Bir babanın kızına hissettirmeden çektiği acı ve koruma hissiyatı bu kadar güzel anlatılabilirdi. En basit bir tokat sahnesinin bile büyük bir ustalıkla çekildiği her sahnesi özenli fedakar kız filmi bence harika bir film. Görüşlerine katılmadığımı bilmeni isterim. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
merissa
| 26.01.2006, 11:28 |
|
| kesinlikle fedakar kız, boş ev'den önce izlenmeli bence. çünkü boş ev, en azından benim, yönetmenden beklentilerimi inanılmaz artırmıştı. belki de bu nedenle, funky'nin yorumuna katılmak durumundayım sevgili levent. kötü bir film değildi ancak, benim görüşüme göre kim ki duk'un elinden daha iyisi gelebilirdi. tabii ki filmin görüntülerine, karakter analizine sözüm olamaz. ancak tüm bunlar, filmi bütünüyle görmeye çalıştığımızda, dağılmış konuyu toparlamamıza yardımcı olamıyor malesef. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
delilevent
| 26.01.2006, 11:48 |
|
| Boş Evle kıyaslandığı zaman bendede BoşEv tabiki daha ağır basıyor ama fedakar kızın’da kendi içinde çok sağlam bir film olduğunu düşünüyorum. Sevgili merissa mantıklı eleştirilere herzaman saygım var ama funky arkadaşımızın “bu filmin neden çekildiğini anlamadım ve kendisine yakıştıramadım” kısmına katılmam mümkün değil. Böyle bir durumda bende filmin nerelerinin niçin beğenilmediği konusunda daha fazla açıklama isterim. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
yury
| 26.01.2006, 18:46 |
|
| açıkçası "fedakar kız" bende de "boş ev" deki etkiyi yaratmadı..ama neden çekilmiş diye de sormadım izlerken..Kim Ki-Duk'un ve o anın keyfini çıkartmaya baktım sadece: ))..merissa'nın dediği gibi önce izlenmeli "boş ev" den..ki ben öyle yapmıştım..bu nedenledir ki öyle çok büyük bir beklentim yoktu sanırım.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
funky00
| 26.01.2006, 21:31 |
|
| Tabii ki Yay gibi cesur bir filmi yapan ustanın Fedakar Kız gibi benim fazla ahlakçı bulduğum filmler çekmeye hakkı olabilmeli, bir sanatçı kendisiyle de tartışabilmeli..Ama ben o filmi seyrederken , ki benim ilk Kim-Ki-Duk filmimdi, yahu ne olacak bu Kore gençliğinin hali vah vah ar namus kalmamış gibi bir izlenim edindim, ancak Boş Ev ve Yay'ı izleyince bir çağdaş sinema ozanıyla karşı karşıya olduğumu anladım. Demek istediğim bu, ama hatırınız için Fedakar Kızı bir daha izleyip değerlendireceğim.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
devilshy
| 27.01.2006, 09:15 |
|
| Bos Ev hakkinda yapilan bunca güzel yorumu görünce, çok mutlu oldum. TR vizyonunu dolduran onca abidik gubidik filmlerin yaninda sinemada izlenecek izlenmeyecek filmler diye artik önyargilarimin olustuu, ve böyle kaliteli yapimlarin es geçildii ya hiç vizyona girmedii girsede düstüü,festivallerde izleme sansii çokta olmayan sinemaseverler için yakalayip, bulup izlemenin artik bir debelenmeye dönüstüü sahsimca tecrübe edilmistir:(Kendi adima sunu söyleyeyim ki Kim-ki-duk adini görmem artik kalp çarpintimi artiriyo!filmlerini izlerken siyirip kendimi dis seslerden ekranda arzi endam eden duygularin ve oyunculuklarin seyrine daliyorum keyifle.Ve son olarak; aslinda hayir bir son istemiyorum, nokta koymakta istemiyorum, yeniden izlemek istiyorum:) |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
tubi1986
| 24.02.2006, 14:07 |
|
arkadaşlar bende geçtiğimiz günlerde boş ew adlı güzel aşk filmini izleme fırsatı buldum.film kalbimi fethetti diyebilirim.aşk bundan daha güzel anlatılabilirmiydi bilemiorum.konuşmaya bile gerek duyulmadan.. bazen ewlerde de insanların ihmal edildiği tespitini doğru yapmışsınız bence..kadının da duygusal anlamda tamirat edildiğini bende düşünmemiştim.yorumlarınızı dikkatle okudum.herkesin eline sağlık.bu filmi izlemeyen arkadaşlarıma tek tavsiyem bir an önce izlemeleri. filmde kadının kocasına dönük halde o iki sihirli kelimeyi söylediği ve dewamında gelen müthiş duygusal sahnede içim parçalandı.ben o sahneyi hayatımda izlediğim en romantik sahneler arasında ilk sıralara yerleştirdim bile şimdiden... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Avelon
| 02.03.2006, 00:46 |
|
filmden çok etkilendim, her anlamda "güzel" bir filmdi, oyunculari, müzikleri, mekanlari...vs. ancak anlamadigim ve imdb dahil birçok yerde sorulan ama net cevaplanamayan yerler var kafamda, spoiler olur diye açikça yazmak istememistim ama söyle düsündüm sonra, bu filmi izlemeyen bu basliga bakmaz herhalde; ben öyle yapmistim mesela..
S.P.O.I.L.E.R.
kadin neden hiç konusmuyordu? Yasli adami evde ölü bulduklarinda neden orada kalmaya devam ettiler kaçmak yerine? polise neden açiklama yapmadilar hiç? hapishane hücresinde yatak da dahil hiçbirsey yoktu, o nasil hücreydi? çocuk hapiste öldü mü? neden tarti 0 çekti?
bu sorulara cevap verebilirseniz sevinirim |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
yury
| 02.03.2006, 01:34 |
|
avelon'cum filmle ilgili çok güzel noktaları yakalamışsın..açıkçası anlattığı destansı hikayenin yanısıra filmin kafalarda soru işareti yaratan çok noktası var.. kadın neden hiç konuşmuyordu..benim algıladığım filmde bu unsur kadının içinde bulunduğu sıkıntıyı, tıkanmışlığı anlatmak için kullanılmış..zira Kim-Ki Duk'un sessiz destanlar yazmakta usta olduğunu söyleyebiliriz..burada kadının sıkışıp kaldığı dünyayı bu sessizlik betimlemiş kanımca..girdikleri evlerde arkalarında bir iz bırakmadan bir kaos yaratmadan çıktıkları için yaşlı adamın ölü bulduklarında onun için bir ritüel hazırladılar..kaçmaları zaten filmin genel akışıyla da bağdaşmazdı.. diğer noktalarla ilgili fikirlerimi de açıklıyacağım..tekrar bi göz atmam gerekebilir tabi filme: ))) |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Avelon
| 02.03.2006, 01:42 |
|
yury'cim benim de tabii ki bazi tezlerim var sorudugum sorularla ilgili, ancak açikçasi beni tatmin etmedi buldugum cevaplar, mesela kadinin sessiz kalmasi; bir nevi protesto olarak bunu seçtiyse bile çocukla birlikteyken ya da en azindan son zamanlarda konusabilirdi cünkü artik protesto edecegi bir durum yoktu, zira asik olmustu. Olu adama gelince, tamam düzeni bozmak istemediler ama yani biraz gerçekçi olmak gerek, hangi aklibasinda insan adami bahçeye gömüp yemek yemege baslar? tarti konusunda imdb'de söyle bir yorum yapilmis: birbirleriyle o kadar uyumluydular ki mükemmel dengeyi bulduklari için birbirlerini nötrlediler ve 0 çekti, tamam diyelim, yönetmenimiz hos bir sembol kullanmak istemis, ama çocugun hücredeki hareketleri ve o hücreye bir cevap bulamadim..
ayrica belirtmeden edemeyecegim, mülkiyetçilikten bahsetmissiniz, ilgili oldugum bir konu, o yüzden yazmak istedim, mülkiyetsizligi secmis bir insanin Honda motorsiklet sahibi olmasi da bana biraz garip geldi.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
yury
| 02.03.2006, 01:53 |
|
filmde bağlı olduğu tek mülkiyet o motorsiklet sanırım..mülksüzlüğü tercih etmiş evet..herhangi bir mülke bağlanmamayı tercih etmiş..daha doğrusu bağlanılan mülkiyetin bir anlamda insanın ruhunu da bağladığını vurgulamak istiyor burda.. kadının sessizliği bence çok yerinde kullanılmış..protestodan öte kadının içine çekildiği bir dünyayı anlatıyordu bu..mutsuzluğunu ifade ediyordu..çocuğun yanında mutlu olduğunda dahi konuşmaya ihtiyaç duymayıp gülümsemekle yetiniyordu sadece.. hücreye gelince..çocuğun hücrede yaptığı hareketler bir nevi antrenman niteliğindeydi onun için..polislerin arkasında onların ruhu duymadan durabilme yeteneğini geliştiriyordu..tartı sahnesi ise benim de en çok aklıma takılan sahnedir..açıkçası bunun üstüne biraz daha kafa yormam gerekecek.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Avelon
| 02.03.2006, 01:59 |
|
| bana göre mülkiyetsizlik ya vardir ya yoktur, haydi bir motorum olsun, baska da birseyim olmasin olmaz ama insafsiz olmak da istemiyorum, onu ve kadinin suskunlugunu es geciyorum, çünkü filmi gerçekten çok sevdim.. hücre olayi, tarti 0 cekene kadar ben de antreman yaptigini dusunmustum ama sonrasinda acaba dedim çocugu öldürdüler mi? idam mi ettiler? orasi sanirim herkes icin muallakta.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Avelon
| 02.03.2006, 02:14 |
|
açikçasi ben bu basliga özellikle spoiler olmasin diye girmemistim izleyene kadar, izledikten sonra da bu sorularima bir cevap bulur muyum diye hemen girdim ama konu oraya gelmemis, daha hos bir yerden girmissiniz, belki simdi farkli fikirleri olanlar yazar, netlesir kafamda..
mülkiyetcilige gelince, insan dogasina aykiri bir durum oldugunu düsünüyorum, buna karsi olmama, mülkiyetsiz olmama ragmen.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
yury
| 02.03.2006, 02:18 |
|
mülksüzlük konusunda sana tamamen katılıyorum..tamamen ütopik bence de..olan değil olması gereken belki..insan doğasına aykırılığı yaşadığımız düzenden de kaynaklanıyor bence.. bakalım..diğer üyeler takıldığımız noktalarda bize yardımcı olabilirler belki.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
yury
| 02.03.2006, 02:28 |
|
kitabın ilk talihlisi ben olucam herhalde avelon'cum: ))..okumadım ama en kısa zamanda okumak isterim.. overgrey dostum ne zaman çıkar ya da çıktı mı bilmiyorum..ama senin uzakdoğu sinemasına olan ilgini bildiğimden şidetle bu filmi izlemeni tavsiye ediyorum sana..2005'in en iyi filmlerinden biri kesinlikle.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Avelon
| 02.03.2006, 02:36 |
|
| ne var arkadasim ya, tas atiyorum da kolum mu yoruluyor? Ama gözünü seveyim yapma liste, çok zor oluyor, ben sana Kim Ki-Duk'un üç filmini göndereyim, anlasalim:))) |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
| | | |