 |
 |
| Günümüz Türk Sineması |
| Son yıllarda çekilen gibi filmler milyonlarca kişi tarafından izlendi. Türk Sineması kabuk değiştiriyor. Sizce geçmişin Yeşilçam'ı ile bugünün Türk Sineması arasında nasıl bir fark var? Değişim olumlu yönde mi? Gelecekte nasıl Türk filmleri seyretmek istiyorsunuz? Oyuncular, yönetmenler, senaryolar ve aklınıza gelebilecek diğer herşeyle ilgili görüşlerinizi bekliyoruz. Konumuz Türk Sineması ! |
|
| 1284 kez okunmuş / 23 cevap yazılmış > Son cevap 20.05.2008, 17:05 |
|
oscar1895
|
|
| 2-GüneşeYolculukHakkındaHerşey
Orj Adı: Güneşe Yolculuk
"Öldürücü bir gerçekçilikle yeni bir akım yaratan bir film" LA Liberation-Didier Péron
"Yeşim Ustaoğlu, Tavernier ve Cronenberg'in üzerinde tökezlediği sinematografik denklemi akıl almaz bir basitlikle çözüyor." LE Monde-Jean-Michel Frodon
"Türkiye ve halkına sevgisini haykıran bir film. Uzun süre etkisini hissedeceğiniz duygusal bir darbe alacaksınız." Ravage-Ulrik van Tongeren
"Ayaklarımız yere bastıran bu film kaçırılmamalı." Time out-Trevor Jonston
"Kalpten gelen bir film." Tagesspiegel-Daniela Sanwald
"Güneşe Yolculuk, kişilerini unutulmaz kılan, önemli şeyler söyleyen, ustaca anlatılmış bir film, Türkiye'nin bağrından yükselen çağdaş ve sanatsal bir çığlık." Sabah-Atilla Dorsay
Filmin Konusu: İstanbul'a yeni gelmiş olan Mehmet, seyyar arabasında müzik kasetleri satan Berzan ile arkadaş olur. Tire'li olmasına rağmen, Mehmet koyu teni nedeniyle herkes tarafından doğulu sanılmaktadır. Mehmet Berzan'a, bir çamışırhanede çalışmakta olan Arzu ile ilgili gelecek hayallerini, Berzan ise ona günün birinde Irak sınırındaki köyü Zorduç'daki sevgilisine geri dönme arzusunu anlatır. İçlerindeki bu geleceğe doğru taşıdıkları umutlar onları hayata bağlanmalarını sağlayan en büyük etken olmaktadır.
İstisnai Filmler Sunar!(İFR) Görüntü Yönetmeni:Jacek Petrycki (Bulutları Beklerken) Kamera:Jacek Petrycki Kurgu:Nicolas Gaster Yönetmen Yardımcısı:Kazım Öz Işık Şefi:Nezir Yücel Sanat Yönetmeni:Natali Yeres Yapımcı:Yeşim Ustaoğlu, Ezel Akay(Neredesin Firuze, Tabutta Rövaşata, Gemide, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak) Senaryo ve Yönetmen:Yeşim Ustaoğlu(İz, Bulutları Beklerken, Sırtlarındaki Hayat-kısa metraj)=18.11.1960 Sarıkamış doğumlu Ustaoğlu, Karadenzi Teknik Üniversitesi Mimarlık mezunu...
Oyuncular::: Newruz Baz (Mehmet // Bunu ona yapanların yanına bırakmayacağım...onu alıp götüreceğim...Zorduç'a) Nazmi Kırık (Berzan // Anneannem kabus görmeye başladın mı, yorgan ters dönmüştür derdi) Mizgin Kapazan (Arzu // Kuponlarım eksik, televizyonu alamayacağım) Ara Güler (Süleyman Bey // Burda demiştin ibik, ben de seni denemek için öyle dedim zaten)
Müzik:Vlatko Stefanovski Albümdeki parçalar::: 1- Güneşe Yolculuk 2- Gulek 3- Ortaköy 4- Aşk Teması-1 5- Mehmetin Evi 6- Ayrılış 7- Ana Tema 8- Açık Yol 9- Aşk Teması-2 10- Yolculuk-1 ve 2 11- Yolculuk 3 12- Boş Köy 13- Final (Güneş)
Ödüller::: Berlin Film Festivali 1999 En İyi Avrupa Filmi' ne verilen "Mavi Melek" Ödülü, Barış Ödülü. İstanbul Film Festivali 1999 En İyi Türk Filmi, En İyi Yönetmen, Fipresci Türkiye, Hürriyet İzleyici Ödülü. Ankara Film Festivali 1999 En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni, Onat Kutlar En İyi Senaryo Ödülü, Umut Veren Yeni Kadın Oyuncu Ödülü. Portekiz Troia Film Festivali 1999 Silver Dolphin Ödülü, OCIc Ödülü. 1999 John Tempelton Avrupa Filmi Ödülü. Karlovy Film Festivali 1999 Variety Dergisi En İyi 10 Avrupa Filmi. Bitola Film Festivali 1999 Altın Kamera Ödülü. Sao Paolo Film Festivali 1999 Jüri Özel Mansiyon Ödülü. Kudüs Film Festivali 1999 Jüri Özel Ödülü. Valladolid Film Festivali 1999 Jüri Özel Ödülü.
|
|
|
|
 |
|
|
|
oscar1895
| 09.01.2006, 19:01 |
|
Suyun yansımasında bir tabutun taşınmasıyla açılır film. Sonra tan vaktinde Seyyar arabasıyla kaset satan Berzan'la(Nazmi Kırık) tanışırız.Berzan, sevdiği tek kadın olan Şirvan'ın fotoğrafını çıkarığ adının yanına koyduktan sonra Kürtçe bir şarkı açar.Bu şarkı eşliğinde İstanbul'dan insan profillerini izlemeye başlarız.Ardından ikinci karakter olan Mehmet'le tanışırız.Memet sular idaresinde çalışmaktadır.Flüt(Newruz Baz) adı verilen garip bir aletle borulardaki su kaçaklarını tespit etmektedir.Çok da yeteneklidir işinde.Bunu Süleyman Bey (Ara Güler)'le girdiği bir iddadan anlıyoruz.İşini bitirdikten sonra kız arkadaşı Arzu (Mizgin Kapazan)'ya gider Mehmet. Mehmet, milli maçı izlemeye gitmiştir.Maç sonrasında dışarıda büyük bir izdiham yaşanır.Fanatikler, kamu mallarına zarar vermekte; sokakları cehenneme dönüştürmektedirler.Zorda kalan birine yardım etmek isteyen Mehmet'i evire çevire döverler.Yardımına Berzan gelecektir.Kalabalığın arasında sıyrılıp İstanbul'un loş sokaklarında koşmaktadırlar.Fanatikler peşlerini bırakmaz.Berzan've Mehmet bir binaya gizlenip öylece beklerlerken, Berzan'ın elindeki bıçağı görünce bu karakterin tehlikeli olduğunu düşünmeye başlıyoruz.Bu tehlikeli dakikaların ardından iki arkadaş oyun salonlarına giderler, tanışmayı pekiştirmek için.Berzan, Mehmet'e ''peki nerdensin?'' diye sorduğunda duyduğu ''Tire'' cevabına oldukça şaşırmıştır.Daha önce öyle bir yer duymadığından mı yoksa bir Tire'li için biraz fazla kara olduğundan mıdır bilinmez, filmin akışı içerisinde hiçkimse Mehmet'in Tire'li olduğuna bir türlü inanmaz. Mehmet, bir fabikanın tek odalı bölümünde birkaç bekarla beraber kalmaktadır.Bütün varlığı bir adet 37ekran tv,bir adet flüt'tür.Tv'de olaylara karışan Berzan'ı, polislerin götürdüğünü görünce, ertesi gün ilk işi Berzan'a uğramak olacaktır.Peki Berzan tehlikeli biriyse, Mehmet neden onu görmeye karar verir?Üstelik olaylı gecede elindeki bıçağı da görmüştü.Ancak tüm bunlara rağmen Berzan onu olaylı gecede kurtarmıştı. Seyyar arabasında Ciwan Haco'nun Gulek'ini duyan Mehmet bu parçadan oldukça hoşlanmıştır.Berzan albümü Mehmet'e hediye eder.Ardından arabayı arkadaşına(Kazım Öz=Fotoğraf, Dur ''Uzak'', Toprak filmlerinin yönetmeni aynı zamanda filmin yardımcı yönetmeni) teslim edip boğaziçi köprüsünün güzelliğini seyretmek için Mehmet'le beraber güzel bir yer bulurlar gün batımına doğru. Berzan Martıları saymaktadır...''Bir, iki, üç, dört...''Bu kez Mehmet sorar nerden geldiğini Berzan'a.Berzan'ın cevabı ise ''eminim hiç duymamışsındır''olur.Gerçekten de hiç duymamıştı Zorduç'u.Irak sınırına yakın bir yerdeydi Zorduç.Niçin geldiğini ise açıklamaz.Mehmet:'in ısrarı üzerine ''Babamı vurdular Mehmet'' cevabını verir.''Onu bir gece alıp götürdüler ve bir daha da geri getirmediler''.Mehmet oldukça şaşırır,inanmak istemez.Tek amacının sevdiği tek kadın olan Şivan'ı da alıp bir evde yaşlanmak istediğin ve kendisinin de kız arkadaşının olup olmadığını sorar.Mehmet ona Arzu'dan bahseder ve bu gece buluşacaklarını söyler. Çamaşırhaneye gider Arzu'yu almak için.Arzu'nun patronu oldukça sert biridir.Durmadan Mehmet'e laf sokar.Ancak o, bu durumdan hiç şikayetçi değildir ya da bunu göstermez.Arzu'yla geçirdiği güzel bir günün ardından, Arzu'nun büyük bir titizlikle biriktirdiği gazete kuponlarını Mehmet'e verir tv'yi alması için.Eksiklerini de patronu sayesinde toplamıştır.Kuponlar için fazladan iki saat çalışma pahasına olsa bile sonunda başarmıştır.Bu, onun için büyük bir mutluluktur.Kuponlar sayesinde kazanacağı tv onun için bambaşka bir metaya dönüşmüştür.Arzu minibüsten indikten kısa bir süre sonra, arabaya henüz yeni binmiş bir adam polislerin arama yaptığını görünce anında oradan tüyer çantasını bırakıp...Çanta Mehmet'in başına kalır ve içinde de silah vardır. Sorgu sahnesini sizlerle paylaşmak istiyorum: polis:Bu ne? Mehmet:Flüt. polis:Ne işe yarıyor? Mehmet:Borulardaki su kaçaklarını bulmak için, sular idaresinde çalışıyorum ben. polis:Kaçakları HA!..Biz de öyle...Bu ne? Mehmet:Kaset..bi arkadaş hediye etti. polis:Hediye...Kim hediye etti? Mehmet:Arkadaş.. polis:Arkadaş...Kim bu arkadaş?...Bu kuponlar ne? Mehmet:Arkadaşımın televizyon için.. polis:Aaa bu kuponlar eksik.Arkadaşın televizyonu alamıyacak..Kim bu arkadaşşş? Bu sırada masanın kenarındaki flüt kendiliğinden yere düşüverir.İşşşte 7.Sanatın kudreti.İşşte filmin en can alıcı kısmı...Basit gelebilir ama izlerseniz eğer bana hak vereceksiniz. Mehmet:Yemin ederim terörist diğilim ben.. polis:Sus len..Silahla dolaşıyorsu terörist değilim diyosun.. Mehmet:O silah benim değil ki... polis:Peki kimin o zaman? Mehmet:Minibüsteki adamın...geldi...bırmm..... polis:Mehmet, nerelisin sen? Mehmet:Tire!.. polis:Nerde bu Tire? Mehmet:Ege'de. polis:Nerde, nerde? Mehmet:Türkiye'nin batısında, Ege'de ayda diğil heralde. polis:aa Coğrafya bilgin çok iyiymiş.Mehmet, sen annene mi daha çok benziyorsu yoksa babana mı? Mehmet:Babama heralde.. polis:Baban da mı Tire'liydi yoksa? Polisler Berzan'ın peşine düşer.Berzan seyyar arabasını arkadaşına bırakıp muavinliğe başlar.Mehmet yüzünden peşine düştüklerini öğrenince başına bişey geldiğinden şüphelenir.Kendisi gidemez.Arzu'yu hatırlar ve Arzu'yu Mehmet'i sorması için gönderir.Arzu, emniyet müdürlüğüne gider.Ona beklemesini söylerler.Beklerken bir anne yanına yaklaşıp ''kızım, çocuğumu arıyorum.Üç gündür bekliyorum ve hala bir haber alamadım'' deyince Arzu da tıpkı Mehmet gibi şoke olmuştur.Arkasında Mehmet'in başına gelenleri öğrenince Berzan'dan şüphelenir.Neden berzan gitmemişti ki?Kim Bu Berzan?Bir iyilik meleği mi, yoksa bir bela mı?Birden hayatlarına girip herşeyi altüst edmişti.Artık gazete kuponları yoktu... Bir hafta sonra yüzü, gözü şişmiş bir şekilde elinde flütüyle dünyanın içinden geçer Mehmet.Dünya artık eskisi gibi değildir.Hiçbir şey eskisi gibi değildir.Vlatko Stefanovski neffis müziği eşliğinde fabrikanın gürltüsünün arasında, sisli puslu görüntülerin eşliğinde kaybolup evine gelir Mehmet.Ertesi gün, kapısında kocaman bir çarpı işareti vardır.Bu artık buradaki işinin bittiğini kendine yeni bir yer araması gerektiğinin apaçık bir göstergesidir.Arkadaşları onu evden kovduğunda bunu o da anlayacaktır.Bir elinde flütü diğer elinde 37ekran tv'siyle beraber İstanbul sokaklarında çaresizce yürürken Arzu çıkar karşısına ve Berzan'ın kendisini otogarda bulabileceğini belirtir.Kim Bu Berzan? Berzan ona bir iş ayalayacaktır; ne var ki gün gelecek çalıştığı otoparkın kapısında bir çarpı imgesi belirecek ve burada da yiyilecek ekmeği kalmayacaktır.Bir sonraki işi çöp diyarından bulduğu işe yarar çöpler toplamak olacaktır.Burda çarpı işareti tehlikesi yoktur.Berzan, Berzan'ın arkadaşı ve Mehmet Kürtçe ezgiler eşliğinde kendilerinden geçerler. Herşey düzelecek gibi görünmektedir.Ne var ki bu mutluluk pek de uzun sürmeyecektir.Berzan ve arkadaşının katıldığı bir mitingten, Berzan sağ çıkamaz.Artık Mehmet'in tek bir hedefi vardır:Berzan'ı Alıp Zorduç'a Götürmek, yani onun hayalini gerçekleştirmek!..Onun tek destekçisi Arzu olacaktır.Kolundaki bileziklerin bi kısmını Berzan'ı morgtan çıkarmak için, diğer kısmını da bu yolculuğunda Mehmet'e destek olması için hiç düşünmeden verir. Çöpten bulduğu sarı bir saç spreyiyle saçını sarıya boyar.Ruhu dört duvar arasına sığmaz.Daha iki gün evvel Berzan'la beraber söylediği Kürtçe ezgiler kulaklarında çınlar.Kendini odanın dört bir yanına savurur.Daha önce çalıştığı otoparktan çaldığı minik bir kamyonete suyun yansımasıyla-açılış sahnesi-tabutu kamyonete yerleştirir tan vaktinde.Herşeyin başladığı o zamanda.Arzu'yla vedalaştıktan sonra yolculuğa çıkar.Güneşe Yolculuk'a!... Çok şey gçrecektir Mehmet bu yolculukta.Görmediği şeyleri görecek, bilmediği şeyleri bilecektir.Zaman zaman Ciwan Haco'nun Gulek'i eşlik eder bu yolculuğunda ona.Şirvan'ın fotoğrafına baktıkça, yolculuğunun ne kadar önemli olduğunu hatırlar.Boşaltılmış köylerdeki evlerin üzerindeki çarpı işaretlerini aşar, karlı dağları, atalarını terkedip göç eden insanların çaresizliğini... Final Mi???Hayır finalden bahsetmeyeceğim.Sadece bir ipucu vereyim:Martılar...Bir, iki, üç, dört... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
türev
| 18.01.2006, 00:20 |
|
güneşe yolculuk çok geçekçi bir filmdi bence..tireli saf bir gencin esmer teninin başına açtığı işler ne trajikti..hele bu kişinin kürt bir arkadaşı da varsa vay başına gelenlere.. arkadaşlığın önemini de vurgulayan bu filmi çok beğenmiştim ben..yeşim ustaoğlunun bulutları beklerken adlı filmini izleyemedim..bulursam hemen alıcam.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
oscar1895
| 10.02.2007, 15:45 |
|
Ustaoğlu'nun Bulutları Beklerken filmi de gerçekten görülmeye değer.Herşeyden önce kusursuz denebilecek sanat yönetimi ve insanı derinden etkileyen senaryosu filmi değerli kılan etkenlerden.Ancak filmin Güneşe Yolculuk kadar etkili olduğunu da söyleyemem... Birde yönetmenin ''Sırtlarındaki Hayat'' adlı kısa filmi var.-Güneşe Yolculuk ve Bulutları Beklerken arasındaki zaman diliminde çekti.Hatta bu filmi Bulutları Beklerken filminin ön ayağı olarak da görmek mümkün.Karadeniz bölgesindeki bir keşif gibi adeta-Yönetmenin söyleşisinde izlemiştim Sırtlarındaki Hayat'ı.Yine sanat yönetimi fazlasıyla göze çarpıyordu.-Yönetmenin aslen mimar olması da bunda büyük bir etken sanırım-...Karadeniz bölgesinde kadınların çektiği zorluklar, bu filmde harikulade bir biçimde işlenmişti.Yine Bulutları Beklerken'de de bir kadının hiçbir yere 'ait olamama' ya da 'yabancı olma' korkusu olağanüstü bir biçimde işlenmişti.Yönetmen Ustaoğlu aynı zamanda Trabzon'ludur... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
delilevent
| 12.02.2007, 11:53 |
|
Haftasonu “Güneşe Yolculuk” filmini izedim. Bu film uzun zamandır arşivimde vardı fakat birtürlü sıra gelmiyordu. Sevgi oscar’ın bu başlığını ve film ile ilgili övgü dolu sözlerini görünce biran önce izlemem gerektiğini düşündüm. Sevgili oscar’ın bu çok kapsamlı yorumunun da çıktısını almıştım. Filmi izlemeden yorumu da okudum çok faydası olduğunu söylemeliyim.:-) Sevgili oscar filmle ilgili söylenecek sözlerin hemen hepsini söylemiş bende bir iki cümle ile katkıda bulunmak istiyorum. Bazı filmler vardır, izledikten sonra kendinizi gerçekten kötü hissedersiniz. Yeşim Ustaoğlu’nun söylediği gibi gerçeğin verdiği acıdan pek hoşlanmıyoruz biz. Buda öyle bir filmdi. Biz birçok şeyi görmezden geliriz, kafa yormak istemeyiz. Bu tip filmler bize ülke gerçeklerini olanca çarpıcılığıyla hatırlattığı zamanda, kendimizi kötü hissederiz, çünki bunlar bizim kafa yorduğumuz şeyler değildir. Berzan ve Mehmet gibilerini sokakda gördüğümüz zaman yolumuzu değiştirir, sorunlarıyla ilgili bir haber çıktığı zaman okumaz, izlemez görmezden geliriz. Bunlarla yüzleşmek bize ağır gelir, istemeyiz böyle şeyleri. Burada da çoğu zaman sanat devreye girer. Frankfurt okulunun öncü filozoflarından T.W.Adorno “Sanat yap!tı, özellikle içinden çıktığı toplumun bütün çelişkilerini taşır, bu çelişkileri aşamaz, ama aşma ya da değiştirme, dönüştürme potansiyelinin bekçiliğini yapar” der. Yeşim Ustaoğlu da sinema sanatının tüm gücünü bu filmde kullanmış. İzleyenlerin kolay kolay unutamayacağı bir film ortaya çıkmış. Ülkenin doğusu ve batısından gelen iki gencin kurduğu dostluk ve Mehmet’in Güneşe Yolculuğunda ülke gerçeklerini adım adım keşfetmesi bunlara tanık olması bundan daha çarpıcı bir şekilde anlatılamazdı sanırım. Mehmet’in toplumun baskısı sonucu esmer teninden utanır hale gelip saçını bulduğu sprey boyayla sarıya boyaması, trende yanına oturan kişinin nerelisin sorusuna (Tireli olduğu halde) Zarduç’luyum demesi, finalindeki müthiş atmosfer, Mehmet bir taraftan ardaşına karşı son görevini yerine getirmenin mutluluğunu yaşarken, diğer taraftan da gördüğü manzara karşısında gözlerinde oluşan ifade görülmeye değerdi. Görüntü yönetmenin de hakkını vermek lazım gerçekten çok sağlam bir iş ortaya çıkartmış. Yeşim Ustaoğlu usta işi bir filmle izleyen herkesi bu yolculuğa çıkartıyor. Herkesin bu filmden aynı tadı alacağını zannetmiyorum ama ben çok beğendim. İzlemem*k gerçekten büyük bir kayıpmış bu başlığı açtığı için oscar arkadaşıma tekrar teşekkür ediyorum.
Bir derleme kitabında Yeşim Ustaoğlu’nun Sinema ve Güneşe Yolculuk ile ilgili kısa bir yazısını okumuştum onuda paylaşmak istiyorum.
“Bir sinemacının veya herhangi bir şey yaratan birinin kendi gözünü, kendi düşüncesini ortaya koymadan samimi bir film veya herhangi bir ürün çıkartabileceğine inanmıyorum. Bu hikaya de (Güneşe Yolculuk) beni böylesine etkileyip gelişirken, Türkiye’nin gündemine bu kadar duyarsız insanların bakışını etkileyecek, belki olabilecekse bir parça bu insanların harekete gelmesini sağlayacak bir izlek düşündüm. Dolayısıyla ana karakterlerimden biri Batı’dan göç etmiş biri oldu, biri Doğu’dan göç etmiş. Birbirlerini keşfetmelerini anlatan bir öykü sonuç olarak. ...Biz bugünümüze bakmayı ve ne konuda olursa olsun kendi kendimizi eleştirmeyi çok sevmeyen bir toplumuz. Çok fevri, çok duygusal haraket eden, belleği çok kuvvetli olmayan bir toplumuz maalesef. Ne olursa olsun kendimizi eleştirecek taraflarımızı göstermeyelim istiyoruz. Gerçek her zaman ac!tır bir parca tabii. O acıdan pek hoşlanmıyoruz. Ama ne yaparsak yapalım bizim dışımızdakilerde bizi tanıyor, biz de kendimizi tanıyoruz. ...Çok içerden farkına vardığım, tanıklığını hissettiğim göç sorunuyla birlikte Türkiye’nin gündemindeki problemlere ve etrafımızdaki insanlara karşı duyarsızlık beni uzun zamandır oldukça etkiliyordu aslında. Bu film (Güneşe Yolculuk) için harakete geçm*me neden olan şeylerden biri gazetede yayımlanmış olan ik! tane haberdi. Biri sular altında kalan köylerle ilgiliydi, diğeri de benzer şekilde boşaltılmış ya da işaretlenmiş köylerle ilgiliydi. Bu, bende oradan göç etmiş insanların, hemen köşe başında, içimizde yaşayan insanların serüvenlerini daha içerden takip etme isteği uyandırdı. Ve o serüven, tersine bir yolculukla ve dolayısıyla bir keşif öyküsüyle sonuçlanan bu hikayenin oluşmasına neden oldu.” |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
oscar1895
| 12.02.2007, 19:07 |
|
Levent'çim ellerine sağlık, filmi beğenmene sevindim...Görüntü yönetimi gerçekten olağanüstüydü.Bir de Vlatko Stefanovski'nin harikulade müzikleri var tabi, sahnelerle öylesine uyum içinde ki...Ayrıca Ustaoğlu'nun bu yazısını paylaştığın için de teşekkür... Yine filmi çok sevmemin sebebi de nefis doğallığı.Öreniğin sorgu sırasında kendiliğinden yere düşen flüt gibi.Ya da ''Bizimkiler'' adlı diziden 'Ergun' tiplemesiyle hatırladığımız Erdinç Dinçer'le Mehmet'in diyaloğu o kadar doğal ki.Sanki ortada bir senaryo yokmuş da Mehmet çaresiz bir biçimde kendini savunmaya çalışıyordu, kelimeler boğazında düğümleniyordu...Bu doğallık birçok yerde kendini gösteriyordu... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
delilevent
| 15.02.2007, 17:32 |
|
| Mehmet yolculuğu sırasında (Batman'a bağlı) Hasankeyf’in yanında ki köprünün yanında durur ve birsüre orada oturanlar ile birlikte manzarayı izler. Ayını tam hatırlamıyorum ama geçen kurban bayramında bende oradaydım. Malum Hasankeyf’in sular altında kalma ihtimali var, dünya gözüyle bir göreyim dedim. Batman, Hasankeyf oradan Midyat, Mardin sonra Diyarbakır üzerinden geri geldim. Hasankeyf gerçekten görülmesi gereken biyer. Gidince öğrendim ki tarihin ilk darphaneside oradaymış gerçekten müthiş bir tarihi var filimi izlerken tekrar gittim oralara. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
oscar1895
| 17.02.2007, 18:13 |
|
Levent'im o sahnede Ustaoğlu yine kamerasını konuşturmuştur.Karede mezarlar, tarihi bir mimari ve ordan göç eden insanlar... Hasankeyf konusunda arkeoloji uzmanları hiç de iyimser değil.Zira başbakan, tarihin tamamen sular altında kalmasının söz konusu olmadığını belirtti.Oysa uzmanlar aynı görüşte değil.Ayrıca uzmanlar, sular altında kalmasa bile bu doğa harikası için hiçbir çalışmanın sözkonusu olmadığını da belirtti. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
desperate74
| 19.03.2007, 13:24 |
|
| en sonunda buldum ve seyrettim:) onca aramama değdiği için seviniyorum.. günümüz türkiyesinde yani bir çok değerin nerdeyse y@lan olduğu bu devirde böyle yalın ve temiz dostluk arkadaşlık sevgi görmek bana iyi geldi.. yazacak fazla birşeyim yok oscar filmi çok güzel anlatmış. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
nezihe08
| 20.04.2008, 09:41 |
|
Güneşe yolculuk filmini uzun bir zaman önce bir festivalde izlemiştim.(Bir daha izlemek istiyorum ama ne mümkün?) Aidiyetler, kimlikler, insan olma konuları ve Civan Haconun Gulek şarkısıyla, biçim anlamında problemleri olsa da, sanat söz konusu olduğunda, asıl aranılması gereken kriter olarak düşündüğüm içeriği çok vurucu ve dönemin koşulları düşünüldüğünde oldukça cesur bir film Güneşe Yolculuk...
Yeşim Ustaoğlu, bir bizin içinde kabul edilmeyerek bir yandan ötekileştirilen, öte yandan öteki olmasına da ilginç bir şekilde izin verilmeyen kimliklerin arada kalmışlığını, bir kadının hiç bir yere ait olamama duygusu etrafında Bulutları Beklerken filminde de anlatır. Sanat, Nietzschenin dediği gibi, yaşamı estetik bir fenomen olarak haklılandıran bir etkinlikse hakim ilkel milliyetçilik hummasının kurbanları olarak, arada kalmış olmanın dayanılmaz ağırlığına kapatılan insanların yaşantısını, Tireli Mehmetin Zarduçluyum demesi ekseninde bir duygudaşlıkla anlatır Güneşe Yolculuk...Bu film, cesur bir atılımdır; en azından daha cesur atılımlara önayak olabilecek bir atılımdır. İnsan olma gibi her türlü bireysel, kökensel farklılığı kapsayarak aşan(çok Hegelci oldu ama neyse) bir üst başlığın vurgulandığı bu film, Paul Haggisin Çarpışması filminin mesajının yerel bir anlatımı gibidir... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
s.severus
| 21.04.2008, 10:49 |
|
| Filmi 1999 yılında vizyonda izlemiştim.O zaman bu doğu sorununun diyim herhalde daha fazla kafaya takıyordum,daha fazla sinirli,daha çok kitap okuyan haksızlıklara karşı daha bir dik durmaya çalışan biriydim.Bunun sebeplerinden biride yaşım itibari ile olmalı.Yeşim ustaoğlu dikkatimi çekmişti bu filmiyle ve hemen gidip izlemiştim tabi.o zamanlar zaten hemen hemen tüm filmleri izliyordum (tabi ilgi alanıma giren) izmirli bu çocuğun uğradığı bu haksızlıklar ve yaşadığı bunalım gerçekten dayanılmaz birşeydi benim için.Yurdun belirli bir bölgesine yapılan bu önyargılar tabiki bitmiş değil henüz.Bunu yaşayan kişiler daha iyi bilir mutlaka.Burada konuşulacak kadar kısa değil maalesef sorunlar.Kısaca filmi beğendiğimi ve ustaoğlunun aldığı ödülleri hakettiğini düşünüyorum. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
adakardelen
| 12.05.2008, 16:10 |
|
merhaba umarım size bu mailim ulaşır
yeşim ustaoğlu ve güneşe yolculuk filim üzerine tez yazıyrm..bir derleme kitaptan alıntı yapmışsınız forumda güneşe yol. filmini değerlendiriken..kitabın adını söylemeniz mümkün mü hicranada@gmail adresime yollayabilirsiniz |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
 |
 |
 |
|
 |
|