 |
 |
| cAfé Beyazperde |
| Gelin, sinemayla ilgili olsa da, Beyazperde.com Forum Alanlarının konusu dışında kaldığı için yazacak yer bulamadığınız yazışmaları bu serbest alanda sürdürün! Serbest dediysek diğer kurallar değişmedi elbette: Nezaket sınırları içinde kalacağız, kişisel ve sinemayla ilgisiz mesajlar atmayacağız... vs... vs... |
|
| 4940 kez okunmuş / 127 cevap yazılmış > Son cevap 07.07.2008, 20:24 |
|
okaliptus80
|
|
| ''Öykünme'' yoluyla oluşturduklarımız...
- 'The Apartment' (Garsoniyer) / B.Wilder - 'Adamını Bul' / Ar.m Gülyüz Açık bir takl.t. İlk filmde J.Lemmon, adapte filmimizde Müjdat Gezen'in canlandırdığı karakter; bir fabrika çalışanı. Bahis konusu fabrikanın patronları, kahr.manımıza intikal eden daireyi 'garsoniyer' olarak kullanmaya başlarlar. Bu sayede ad.mımız da terfi bas.maklarını kademe kademe arşınlayacaktır. Alan razı, veren razı hesabı:) Büyük patron ile münasebeti olduğunu öğreneceğimiz ve kahr.manımızın da abayı yaktığı isimler; Shirley Maclaine / Hale Soygazi şeklinde karşılığını bulmaktaydı.
- 'My Fair Lady' / G.Cukor - 'Sürtük' / E.Eğilmez Bir yanda ağzı bozuk, eli maşalı 'sokak kızı İrma''; öte yanda aristokrasi mensubu 'janti' beyefendimiz. Tezatlarla örülü bir kader birlikteliği... Orijininin müzikallerin kendine özgü havasıyla hercümerç olmuş Anglosakson adab ve kâideleri, yerini Türk usulü muaşerata tevdi etmiş. Sonuçta primadonnamız, yontulma suretiyle 'nezih' ort.mlara bir şekilde ayak uydurmuyor muydu? Burjuvazinin -tıpkı kendisi gibi- yok edilesi ve içi kof teamülleri!
- 'Mr.Mom' / Stan Dragoti - 'Şendul Şaban' / K.Tibet Mr.Mom'ı cnbc-e'de izledim bir ay önce ve aklıma direkt altında yazdığım filmi getirdi. Neredeyse birebir karbon kopyasını yapmışız. Modern aile mefhumunun geleneksel rolleri üzerinde asimetrik bir tersyüz: 'Çalışan' acar kadın ve 'miskin' ev erkeği! Mıchael Keaton'un yerine K.Sunal; ismini bilmediğim hanım oyuncunun yerine N.Serezli ik.me edilmiş. Poker ve süpermarket sekansları; o meşum rüya; patronun evinde cereyan eden müsabaka... Bu kadar da kör gözüm parmağına takl.t edilmez ki be kardeşim:)
- 'Kırmızılı Kadın' / Gene Wilder - 'Aşık Oldum' / E.Eğilmez Yine bir esinlenme daha; bu defaki hayli n.mdar. Bürleskin erbabı G.Wilder ve o dönem gençlik filmleriyle şimali parlayan Kelly le Brook'un (dönemin mecmualarında çarşaf çarşaf fotoğraflarını hatırlıyorum) iyi bir ikili oluşturdukları hoş bir seyirlik. Bizdeki tekabülü Ş.Şen ve Şehnaz Dilan. Meşhur otopark sahnesi ve dalgalanan etek; kırsaldaki safari gezintisi; kaç.maklar... Küvet sahnesine dek alıntı yaptığını gördüğümüz Aşık Oldum; ekstradan karikatürize tipler barındırıyordu.
- 'Le S.mourai' / J.P.Melville - 'Yaralı Kurt' / Ö.L.Akad Bir s.murayın yalnızlığından daha korkunç ne olabilir? Yaralı Kurt aslında bir Graham Greene uyarl.masıdır ve kategoriyle doğrudan bir rab.tası mevcut değildir. Zira C.Arkın'ın o havuz cinayeti arefesi yaşadığı çapraz münasebetler, Jef Costello'dan farklıydı. Genel şematik birebir tutmasa da karakterlerin öldürme dürtüleri ve derunlarında yaşadıkları çapraşık durumlar, bende bu 2 filmi de eşleştirme iştiyakı uyandırdı. Biraz zorl.ma olduysa da...
- 'Young Frankenstein' / Mel Brooks - 'Sevimli Frankenstein' / Nejat Sayd.m Çok bilinen bir örnek. Sevimli Frankenstein'ın, kaynağından t.m 1 yıl sonra çevrildiği göz önüne alınacak olursa, anlaşılan Brooks'un filmi hayli sükse yapmış o yıl. Prodüktörlerimiz de bu potansiyeli değerlendirmiş görünüyor:) Kal.tım yoluyla frankenstein olduğunu gördüğümüz kahr.manımız, tıpkı Murnau'nun o meşhur filmindeki gibi kendini bir doktorun sadist ellerine teslim edecekti. Komedi ağırlıklıydı her ikisi de. Brooks'un filmindeki Doktor frankeştayn 'Gene Wilder', bizde anımsadığımca 'Bülent Kayabaş' ile tedavül edilmişti.
- 'Sergio Leone imzalı spagetti westernler' - 'Asılacak Ad.m' / C.Arkın C.Arkın ve Aytekin Akkayalı ilginç bir film. Yönetmenimizin sözkonusu janrdan etkilenmiş olduğunu görüyoruz. Kuş uçmaz kervan geçmez alpenin havalide geçen filmimiz, avcı-kurban eytişimi ve genel atmosferi .tibariyle 'şahsi kanaatime' binaen sıralaca dahil edilmiştir.
- 'Belle de Jour' (Gündüz Güzeli) / Luis Bunuel - 'Kupa Kızı' / Başar Sabuncu Sabuncu'nun çok sevdiğim bu filmi, açık bir Bunuel adaptasyonu. Usta Latin sinemacımız, C.Deneuve ile teşriki mesaide bulunduğu Gündüz Güzeli'nde kentsoylu sınıfı, mezkur sınıfın iletişimsizliğini ve doyumsuzluklarını ele almıştı. Le.tmotif ise müsteb.t 'Franco' iktidarına yönelik bir göndermeden başka birşey değildi elbette. (*Günümüz sinemasına baktığımızda bunun en belirgin örneğini Ozon'da görüyoruz. Orta/üst sınıfların 'geleneksel' kurumlarına ve düşünce kalıplarına yönelik dekadans denebilecek bir tenk.tler manzumesi...) Velhasıl sinem.mıza iyi bir misal teşkil etmiş bu yapım. Deneuve'nin yerinde Müjde hanımı görüyorduk. Evlilik, iletişimsizliğin girdabındaki çiftler ve randevuevine giden 'iradi' fahişelik günleri. Randevuevinin bıçkın müşterisi.(Selçuk Özer idi.)
- 'Postacı Kapıyı 2 Kere Çalar' / Bob Rafelson - 'Sarı Bela' / Şahin Gök Jessica Lange'nin yerine Banu Alkan'ı; Jack Nicholson'un yerine Hakan Bal.mir'i ik.me ediniz. Üstüne bolca da şehvet sosu... İşte 'Sarı Bela':) Her iki filmde de münzevi bir istasyon; esrarrengiz konuk; yaşlı ve ilgisiz kocadan muzdarip şuh bir bayan müşterek noktalar. Tabi Rafelson'un filmi daha bir derinlikli. Orada 29 buhranının getirdiği bireysel değerler aşınması sözkonusuydu aslında. Bunun ise bizzat tenselliğin dümeninde ve daha yüzeysel olduğu bariz. Bariz olan bir şey daha varsa, o da açık bir im.tasyon ile karşı karşıya olduğumuz.
- 'Serpico' / Sidney Lumet - 'Cemil' / Melih Gülgen Çok mu alakasız oldu ne dersiniz? Bir teşkilât (emniyet) ve 'ayrık otu' olmanın getirdiği durumlar dersem kâfi gelir mi:) M.mafih bizatihi intihal denemez bu verdiğim örneğe.
- 'Eyes of a Stranger' / Ken Wiederhorn - 'Gazeteci Kız' / Melih Gülgen TRT'de 2 hafta önce izlemiş olduğum bir belgesel vas.tasıyla haberdar olmuştum bu eşleşmeden. Filmimize menba teşkil eden yabancı örneği izlemedim; yerli film ise aklımda. Serpil Çakmaklı, psikomanyak bir sapığın izini süren ve ikiz karakterlere hayat veren bir gazeteciyi canlandırıyordu. Eyes of a Stranger'ı görmediğim için kıyaslama yetisine haiz değilim.
- 'Butch Cassidy and Sundance Kid' / G.Roy Hill - 'Vurguncular' / A.Yılmaz Ne alaka diyerekten müphem karşılayabilirsiniz bu örneği. Zira ilk film western kalıpları içerisinde yer edinmiş bir yapım; öteki şehir eksenli tipik bir Yeşilç.m avantürü.. Fakat iki gangsterin (R.Redford ile Paul Newnan / Y.Güney ile F.Hakan) katıksız yol serenc.mı ve gangsterden kahr.man yaratma m.tosu dolayısıyla - bir de tarihleri arasındaki kısa antrakt- bu eşleşmeyle muhatap olmanıza sebebiyet vermiştir. (*Bu örneğe katılmayabilirsiniz.)
- 'City Lights' (Şehir Işıkları) / C.Chaplin - 'En Büyük Şaban' / K.Tibet K.Tibet'in bu filmi, hatırladığımca daha jenerik yazısında üstadın filmine gereken saygı duruşunu çakıyordu zaten. Sunal'ı görüyorduk Chaplin'in yerinde. O b.ks müsabakaları; çiçekçi kız ile olan yakınlaşma; hercai ve süfli yaş.mlar. İkisi de nur içinde yatsınlar!
- 'Roman Holiday' (Roma Tatili) / W.Wyler - 'İstanbul Tatili' / T.İnanoğlu Çevresindeki şatafattan ve yapay protokollerden bunalmış bir kraliyet mensubu hanım, 'tebdili kıyafet' eyleyerek firar eder ve turist kılığında şehri dolaşmaya başlar. Beceriksiz bir gazeteci de kendisine eşlik eder ve tasasız günlerin köpüğünde alevlenen bir aşk doğar. Roma Tatili arşivimin özel filmlerindendir. Audrey Hepburn bizde Filiz Akın'a tekabül ediyordu. Mihmandarlık da yapan gazeteci rolleri Gregory Peck = Kartal Tibet şeklinde karşılığını bulmakta.
Modern dünyanın deli gömleği misali dayattığı cenderelere inat, arada böyle ufak avareliklerin ve serseriliklerin bünyeye iyi geleceğini ve bağışıklığı kuvvetlendireceğini düşünüyorum:) ...
|
|
|
|
 |
|
|
|
okaliptus80
| 03.09.2006, 16:11 |
|
Evet arkadaşlar. Gördüğünüz üzere bu başlık, 'ithal menşeli' yerli çalışmalarımıza ait bir seçki oluşturma gayesiyle açılmıştır. Yeşilç.m'da, yabancı filmlerden esinlenerek yahut birebir taklit etme yoluyla vücut bulan onlarca filmin geç.t resmi yaptığını biliyoruz artık. Ben, sizlerin de yazabileceğiniz kaygısına istinaden bu kadarla iktifa edeceğim şimdilik. Zira daha çok örnek var yazmadığım. İşlerden dolayı eskisi gibi katıl.mıyorum belki ama takip ederim yazdıklarınızı. Caanım efendim; böyle filmler sıralamakla elimize ne geçecek ki derseniz de haklısınız vallahi:) Hem ne demişler;
''Gönül ne kahve ister ne kahvehane, Gönül sohbet ister, kahve bahane.''
Topik bahane! |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
okaliptus80
| 03.09.2006, 18:53 |
|
rashomon; yürekten, candan teşekkür ederim. Sadece bu mesajına istinaden değildi bu teşekkür. Hiçbir zaman o değerli katkılarını esirgemediğin ve beni öteden beri hep güzel eklemelerinle mahcup ettiğin için. Toptan minnettarlık bir nevi:) İyi ki varsın.
The Kid / Garip örneği kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi herhalde. Bu da senin farkın. Birebir aynı değil dediğin gibi. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
bluevelve
| 03.09.2006, 19:26 |
|
Sevgili dostum yine yapacağını yapmışsın ev harika bir başlığı var etmişsin. Zaten sana da bu yakışırdı. Bize de, katkıda bulunup yazılanları okumak düşüyor :)
Deliverance (1972) / John Boorman Nehir (1977) / Şerif Gören
Bir birinin birebir kopyası olmasa da ( özellikle döneminin sömürü filmleri kategorisinde lanse edilen orijinalinin ihtiva ettiği seyri zor tecavüz sahnesi gibi), özellikle nehirde geçen ve gözü dönmüş canilerinde Tarık Akan ve Müjde Ar’ın da aralarında bulunduğu kurbanları kanyonun yamaçlarından izleme sahneleri aynen kullanılmış. Gerilimi yaşatan bir uyarlama olmuş desek yeridir :)
|
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
milşin
| 03.09.2006, 20:08 |
|
| Aklıma ilk gelen Uzay Yolu adlı ünlü televizyon dizisinin bizdeki sinema karşılığı olan Turist Ömer Uzay Yolunda adlı film... Flmimiz Uzay Yolu dizisinin bir bölümünün birebir kopyasından oluşmaktadır ... Tabi Sadri Alışık farkıyla :) |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
milşin
| 03.09.2006, 20:29 |
|
| Arthur Hiller'ın yönetmenliğini yatığı unutulmaz aşk filmlerinden olan Love Story'nin Türk versiyonu da aynı adı taşıyor "Aşk Hikayemiz". Yönetmeliğini Orhan Elmasın yaptığı filmde Hülya Avşar ve Tarık Tarcan var.... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
milşin
| 03.09.2006, 20:52 |
|
| Billy Wilder'ın yönetmenliğini yaptığı Marilyn Monroe Tony Curtis Jack Lemmon gibi efsane oyuncuların oynadığı Some Like I* Hot (Bazıları Sıcak Sever)... Bizdeki karşılığı ise Fıstık Gibi Maşallah, Sadri Alışık Türkan Şoray ve İzzet Günay eşliğinde... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
simyacı**
| 04.09.2006, 01:28 |
|
Çok hoş bir topik olmuş.Birazda nostalji oldu elinize sağlık:) Aklıma ilk gelen: E.T/Steven Spielberg(1982) Badi/Zafer Par(1983) Badiciğimizin(!)arkasından su dökülen ve el arabası ile uçtuğu sahne hafızamda kazılı durur hep.Aslında çoğu insan gibi çok saçma ya da komik olduğunu düşünmüyorum(En azından orjinalinden çok daha komik değil:))Çocukluğumuzun nostaljisi ne de olsa:))) ''Problem Çocuk''filminin de bir Türk versiyonu vardı ama filmin ismini hatırlıyamıycam.Adı caferdi filmde problem çocuğumuzun ve görüntüsü konuşması bile başlı başına bir ''problem''di:))Bir de orjinali ile bütün sahneler,replikler aynıydı:)) |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
okaliptus80
| 04.09.2006, 17:34 |
|
Ellerinize sağlık! Çok güzel örnekler vermişsiniz. İlahi rashomon, o filmler de nereden geldi aklına:) Güldürdün beni. Sensiz Olmaz'ı çıkartamadım ama Yasak Sokaklar'ı bir ara temcit pilavı gibi verirdi atv; 2 bölüme ayırarak. Gerçekten de esinlenme dediğin gibi, henüz farkediyorum. Fakat Ererez'e de haksızlık etmeyelim şimdi. O tamircide geçen otomobil sahneleri vs... ilaveten birşeyler katmış:)
- 'Sting' / G.Roy Hill - 'Belalılar' / Melih Gülgen Yine birebir diyebileceğimiz bir örnek. Sting'i bir kaç ay önce bir Pazar günü izlemiştim Cnbc-e'de ve kanaatim iyice pekişmişti. Ayrıksı tipler handiyse birebir kopya edilmiş. Robert Redford'a karşılık gelen isim Cüneyt Arkın. Usta-çırak ilişkisi devam ediyor. O lunaparkta tüm çetenin içtima ettiği sahneler... Fakat film de taklit edilmeyecek gibi değildi ki! |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
okaliptus80
| 04.09.2006, 21:05 |
|
İki elin kanda olsa gel diyor telgrafın nasıl unuturum seni ben vesikalı yarim.
Bir defaya mahsus' farklı bir örnek vereceğim. Yazmasam olmayacak. Türk Sineması hep dışarıdan mı etkilenecek? Bazen de kendi içerisinde devirdaim yaşayamaz mı?
- 'Vesikalı Yarim' / Ö.L.Akad - 'Sarmaş Dolaş' / Ümit Efekan Efekan'ın filmi ufak nüansları saymazsak eğer birebir öykünme. İlk filmde İzzet Günay'ın hayat verdiği manav Halil'in yerinde merhum Tanju Korel'.; T.Şoray'ın canlandırdığı konsomatrisin yerinde de M.Ar'ı görüyorduk. Yine çevrenin engellemeleri ile çıkmaza giren naif bir yasak ilişki mevcut. Sarmaş Dolaş'ı Atv televizyonu arada verir. Bahsini ettiğim nüans ise ikinci filmimizin şehvet silahına epeyce başvurmuş olması. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
okaliptus80
| 05.09.2006, 18:18 |
|
- 'The Wizard of Oz' (Oz Büyücüsü) / Victor Fleming - 'Ayşecik ve Sihirli Cüceler' / Tunç Başaran
Oz Büyücüsü günümüzde dahi birçok kişinin favori müzikallerindendir. Çok hoş bir filmdir; canım her sıkıldığında açar izlerim. Judy Garland'ın yerinde Zeynep Değirmencioğlu'nu görüyorduk yerli varyasyonunda. Ormanda geçen sahnelerde tiplerin birebir taklit edildiğini hatırlayacaktır meraklıları. Aslan; metaller içerisindeki robot adam, korkuluk... Ali Şen de vardı yerli uyarlamasında.
Masalsı ve fantastik bir yolculuğa hazır mısınız? |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
milşin
| 05.09.2006, 22:11 |
|
| Adrian Lyne'nin yönetmenliğini yaptığı Michael Douglas ve Glenn Close'un oynadığı bol ödüllü Fatal Attraction (Öldüren Cazibe) fimi bizde Sapık Kadın olarak Perihan Savaş ve Tarık Tarcan eşliğinde gösterimişti... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
okaliptus80
| 06.09.2006, 18:34 |
|
Aklınıza pek örnek gelmiyor mu değerli arkadaşlar. Lütfen biraz düşünün, epey var daha. Madem kimse yazmıyor, devam edeyim bari;
'The Graduate' (Aşk Mevsimi) / Mike Nicholls 'Mahçup Delikanlı' / Orhan Aksoy
Ufak farklarla bir öykünme örneği. Orijinalinde Dustin Hoffman'ın canlandırdığı karakter, bizde Tarık Akan'a karşılık geliyor. Her ikisi de yüksek muhitlerin havai atmosferine tezat oluşturan mahçup karakterler. Hayatlarına yön veren müşterek nokta, kadınlarla olan ilişkileri. Ufak nüansları sayacak olursam;
* Orijini son tahlilde bir kuşağın benlik arayışları üzerine inşa etmiştir kendini. Aksoy'un filminin ise böyle bir derdi yok. * The Graduate'de Hoffman'ın başını ağrıtacak olan hanım, yakınlaşma içerisine gireceği esas kızımızın annesiydi. Mahçup Delikanlı'da ise abla/kızkardeş denklemi söz konusu. (Gülşen Bubikoğlu ve sarışın, fettan ablası.)
________
Bir de t.m.mıyla 'isim benzerliğinden' müteşekkil bir örnek vereceğim. Müjdat Gezen'in o unutulmaz ve akıllara seza filmi;
- 'Pink Panther' / Blake Edwards - 'Pembe Panter' / Hulki Saner |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
abuhayat
| 07.09.2006, 19:04 |
|
| Andım olsun bu topiğe döneceğim(breh breh!!! yeni yenecem İstanbul gibi oldu:))))işte bu okaliptüs"yaptımı yapıyor adem oğlu" dersem iltifat adledmezsin değilmi:)sevgiyle..bu arada mümkün mertebe fırsat bulduğumda düşünüp hatırlayıp yazmak isterim cidden, bu arada yazılanlar gerçekten güzel hissettirdi:) |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
milşin
| 08.09.2006, 20:23 |
|
| Franco Zeffirelli'nin yönetmenliğini yaptığı ve başrollerini güzeller güzeli Brooke Shields'in üstlendiği Endless Love; bizdeki karşılığı ise Bitmeyen Sevda başrollerinde Derya Arbaş ve Oğuz Tunç ... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
okaliptus80
| 11.09.2006, 18:37 |
|
- 'Tootsie' / Sidney Pollack - 'Şabaniye' / K.Tibet
Açık bir öykünme örneği daha. Orijinalinde Dustin Hoffman'ı seyrediyorduk ana kahraman olarak. Kadın kılığına giriyor ve neonların ışıltılı dünyasına adım atıyordu. Aşk öyküsü de vardı arada.(J.Lange) Gücünü absürdlüklerden ve yanlış anlamalardan alan başarılı bir fars örneğiydi Tootsie. Bizdeki muadili Şabaniye, yani Kemal Sunal. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
okaliptus80
| 14.09.2006, 19:48 |
|
- 'The Purple Rose of Cairo' (Kahire'nin Mor Gülü) / Woody Allen - 'Benim Sinemalarım' / Füruzan & Gülsüm Karamustafapaşa
Kesinlikle bir öykünme örneği denemez. Zira 2. yazdığım film bizatihi roman uyarlamasıdır. Be adam niye yazdın o zaman! diyeceksiniz:) Efendim, filmlerimiz epey birbirlerini anıştırıyor da... Hani 2.filmin bir adapte olduğunu bilmesem düpedüz apartma bile diyeceğim. 2 filmin de baş kahramanları (Mia Farrow / Hülya Avşar), sinemayı bir 'can simidi' ve gerçek dünyanın hoyratlığından kaçış sığınağı olarak görüyorlar. Müstebit aileden şikayet ortak olan diğer nokta.
Aradaki en belirgin fark ise; Allen'ın filminde buna yol açan ana etmenin Kara Perşembe (yani 29 buhranı) oluşu. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
okaliptus80
| 15.09.2006, 17:35 |
|
''Ah bir zengin olsam...''
- 'Fiddler on the Roof' / Norman Jevison - 'Damdaki Kemancı' / Hulki Saner
Jevison'un filmini birkaç yıl sonra adapte etmekte gecikmemişiz:) Statükocu ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir sütçünün ('Tevye'dir bu karakter), değişen konjonktüre intibak edemeyişidir verilen ana sorunsal. Evlilik arafesindeki 3 kız... Uçsuz bucaksız doğa manzaraları ile beni cezbeden ilk filmin, nispeten müzikal yönü daha ağır basmakta...
Çarlık Kafkasyası'nda geçer her iki film de. Jewison'un filmindeki sütçü yahudiyi 'Topol' canlandırıyordu. Bizdeki karşılığı 'Cüneyt Gökçer'. Yerli varyasyonda Cihan Ünal da vardı. Sanırım en küçüklerinin yavuklusuydu ve hayli de ezik bir karakterdi.
İkisi de şirin filmlerdi... Vodvil ve dram ustaca harmanlanacaktı. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
okaliptus80
| 15.09.2006, 17:53 |
|
Çok teşekkür ederim ama böyle şeyler söylemeyin lütfen:) Alışık değilim, mahçup oluyorum.
Ah Esracığım, bilmez miyim? Nitekim ben de duygulandım yazarken. Abartmadan söylüyorum, en sevdiğim 20 film arasındadır. Hele o müzikler yok mu... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
milşin
| 22.01.2007, 11:46 |
|
Yönetmenliğini Sidney Lumet'in yaptığı Don Johnson, Rebecca De Mornay'ın başrollerini paylaştığı Guilty A* Sin...
Bizdeki karşılığı ise Savunma yönetmenliğini Osman F. Seden'in yaptığı filmde başrollerde Gülşen Bubikoğlu Kenan Kalav Fikret Hakan bulunuyor...
|
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
begumm
| 22.01.2007, 11:56 |
|
'Kırmızılı Kadın' / Gene Wilder - 'Aşık Oldum' / E.Eğilmez Ben türk versiyonunu daha çok severim şener şen ve erdal özyağcılar çok komiktir... özellikle şener şen'in ayşen grudadan kaçışları karısına yakalanmamak için yaptıkları kırıp geçirir beni...
|
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
cokseybilenkiz_
| 26.02.2007, 22:10 |
|
melekmi ?şeytanmı? ...1971 yön:mehmet dinler türkan şoray ve tarık akan
la marıee eta.. en noir...1968 yön:françois truffaut jeanne moreau ve michel bouguet
orjin fransız filminde ve bizim filmimizde kocasını öldürenlerden intikam alan bir kadın var.bizde daha çok siyah gelinlik diye biliniyor.kimi kaynaklara göre kill bill'e esin veren filmde bu |
|
|
|
|
 |
|
| | | | |