 |
 |
| Vizyonda Görmek İstedikleriniz |
| Vizyonda Görmek İstedikleriniz, son yıllarda çekilmiş ama ülkemizde gösterime girme şansı bulamamış filmlere ayrılmış bir forum alanı. Festivaller ya da ev sineması sayesinde tanıştığınız, ya da tanışamayıp merak ettiğiniz yapımları burada tartışabilirsiniz. Dünyada üretilen tüm filmlerin gösterim şansı bulabilmesi imkansız. Bazen bir çok müthiş film arada kaynayıp unutuluyor. Haydi, sarılın klavyeye, bu filmleri gün ışığına çıkarın! Unutmayın, film şirketleri de Beyazperde.com’u çok yakından takip ediyor... |
|
| 452 kez okunmuş / 12 cevap yazılmış > Son cevap 13.05.2008, 11:58 |
|
polat36
|
|
| Düşüncemi Paylaşanlar 1: Sınanıyorum
‘‘ - Göz bir kamera, kulak bir kaydedici, beyin bir bilgisayar, ağız bir teyp, düşünce de sanki birisinin elinde mikrofon komut veriyormuş gibi geliyor bana. Sanki ben istemeden yapıyorum her şeyi.’’... ...‘‘ - Mesela şimdi ben buradayım, ama dışarıda kimse yok. Ben çıkınca herkes dışarıda meydana çıkıyor. Sanki herkes beni sınıyormuş gibi..’’ Evet arkadaşlar 1996 yılında tasarlanan ve buraya yazacağım yeni bir senaryo ile daha karşınızdayım umarım beğenirsiniz. Sizlerinde yorumlarını ve benzeri düşüncelerinizi bekliyorum. Düşüncemi paylaşanlar 1: Sınanıyorum: Ender benim Elif Teyzemin oğlu aynı düşünceleri paylaşıyoruz. Hep düşünürdüm: ‘‘ - Bu dünya benim için mi yaratıldı?’’ diye. Kendi gözümle geldiğim ve gördüğüm için her şeyin benim için yaratıldığını düşünürdüm. Her şey sanki benim için yaratılmıştı. Dünya benim için dönüyor; insanlar sanki benim için vardı. Örneğin; Ben bulunduğum bir odadaki insanlarla konuşurdum. Ama bunun dışarısında insan yok gibi gelirdi. Sadece gözümün önündekiler vardı yürürken, arkamdaki hiç bir şey yoktu, ta ki arkama dönüpte bakana kadar. Oturduğum odadan dışarı çıktığımda insanlar benim için kaldırımlarda dolaşırlar, araba kullanırlar, çöpçü çöplerini toplar, lokantacılar, marketçiler sanki sırf bana gözükmek için o işi yaparlardı. Ta ki, Ender bir Pazar günü 19/01/1997 günü bu konuyu açana kadar. Bilinmeyen ve Fenomen dergilerini okuyordu. Ayrıca benim yazmış olduğum daktilo yazılarımı da ilk defa o okumuştur. Bir düşüncemi okudu. Bu düşünce şuydu : Polat : ‘‘ - Göz bir kamera, kulak bir kaydedici, beyin bir bilgisayar, ağız bir teyp, düşünce de sanki birisinin elinde mikrofon komut veriyormuş gibi geliyor bana. Sanki ben istemeden yapıyorum her şeyi.’’ İşte bu yazıyı okuduktan sonra konuyu açtı : Ender : ‘‘ - Bana da sanki sınanıyormuşum gibi geliyor.’’ Dedi. Ben bu sırada kanepe de uzanıyor, gözlerim kapalı dalmak üzereydim, saat dört gibiydi. Ramazan ayının son günüydü. Bu lafını duyduktan sonra gözlerim açıldı. Sanki bu sefer Ender beni sınıyordu. Ben : ‘‘ - Dur!. Ben anlatayım.. Sanki bu dünya benim için yaratılmış gibi geliyor. Nasıl anlatayım?’’ dedim. Anlatacak bir konu bulamıyordum. Tam bu sırada; Ender : ‘‘ - Mesela şimdi ben buradayım, ama dışarıda kimse yok. Ben çıkınca herkes dışarıda meydana çıkıyor. Sanki herkes beni sınıyormuş gibi..’’ Bu lafı üzerine şaşkınlığım iki kat artmıştı. Hemen yerimden fırladım ve daha önceden yazmış olduğum bir yazımı gösterdim. Bu yazı şuydu : : ‘‘ - Bu dünyaya kendi gözüyle geldiği ve kendi gözüyle gördüğü için bu dünyanın, evrenin kendi için yaratıldığını düşünen kim?..’’ Bu olaydan sonra söyleyebileceğim tek şey : ‘‘ – Artık bu dünyanın benim için yaratılmadığını anladım. Ben bu yazıyı yazarken şu anda Savaş ve Ender nerede ve de ne yapıyorlar acaba? Ben uyurken güneşin yeni doğduğu ülkelerdeki insanlar ne yapıyorlar. Deniz altındaki canlılar. Toprak altındaki ve üstündeki, gökyüzündeki, başka gezegenlerdeki canlılar ne yapıyorlar?.’’ ‘‘ – Bunları yaratan yüce yarabbim. Bu yazıyı yazmamı isteyen ve bilen Allah, her şeyi yarattığı gibi her şeyi de bilir.’’ Bir de şu var : ‘‘ – Bu dünya da herkes kendi gözüyle gördüğü için, herkes kendi adına geldiği için herkesin kendine düşen görevleri vardır. Bu dünyaya gelmemin sebebi, kendi kendime sorular sormam ve bu soruların cevabını benim gibi düşünen insanlardan almam mı acaba?’’ Bu muhabbet yaşandıktan 2 (İki) sene sonra Jim Carrey’in Truman Show adlı psikolojik komedi filmi hayatımıza girdi. Sınanma düşüncesinin bir benzeri olan senaryosu ile sarsıcı şekilde beyazperdeye aktarılmıştı. Filmde Jim Carrey’in canlandırdığı Truman Burbank karakteri her yerde bulunan kameralar ile izlenen ve bunlardan habersiz hayatını sürdüren bir kişilikti. Düşüncem bana oyunlar oynamaya başladı. Sağımızda ve solumuzda bulunan meleklerin hayatımızı not ederek sevaplarımızı ve günahlarımızı yazdığı aklıma geldi. Daha sonra Yıllar önce Walt Disney’in karakterlerinde işlediği sağdan ve soldan konuşan ikinci ve üçüncü kişiliklerin melekler olarak tasvir edilmesi aklıma geldi. Sınanma hakkında daha başka nasıl düşünceler gerçekleşebilir derken 2001 yapımı matrix filmi gündeme bomba gibi düştü. Yaşanılan her şey sanaldı. Beynin ürettiği elektriksel sinyaller ortaya çıktı.. ve şimdi çocukluğumda kendi kendime sorduğum suallerin yavaş yavaş cevabını almaya başladım. Nasıl bir etken düşünce gücünü açıklayabilirdi.
|
|
|
|
 |
|
|
|
polat36
| 26.02.2007, 14:55 |
|
| Tarsus Cehennemi adlı senaryom hakkında yapmış olduğum yorumun açıklamasını tekrardan yazmak istiyorum. KsermanAli : 15.02.2007, 15:00 arkadaşım senaryon çalınabilir dikkatli ol.belli ki saf birisin.Öyle ulu orta yere hikayelerini yazmamalısın. polat36 : 15.02.2007, 17:14 Selam KsermanAli, gerçekten söylediğin gibi saf ve temiz kalpli bir insanım. Senaryom çalınabilir haklısın ama bana göre düşünce gücü yalnızca bir kişiye ait değil. Yani düşünce tıpkı bir rüzgar gibi insanların beyninde esen ve radyo dalgalarını andıran sinyallerden oluşmakta, bununda sebebi bana göre Allah’ın apaçık insan oğluna bahşettiği ruhun bilimsel olarak açıklaması olan ve bir et yığınından oluşan beynin görme, işitme, koku alma, hissetme v.b. gibi maddesel olgular dışındaki dalgaları hayal gücü veya düşünce gücü olarak algılamasından kaynaklanıyor. Bana göre bir insan düşünüyor ve başka bir insan o düşünceleri gerçekleştiriyor veya hayatı olarak yaşıyor. Şiir yazan insanları örnek alalım. Bir ilhamdan bahsedilmekte ama İlhamın kaynağı bilimsel olarak açıklanamamaktadır. Evrim teorisini kabul eden bilim ad@mları tarafındanda böyle ruhani bir olayın açıklamasıda mümkün değildir. Kısacası senaryomu çalabilirler ama benim gibi düşünerekten yapamayacaklardır. Yani çalınırsa bende ‘‘ya kardeşim aç beyazperde.com’u oku senaryoyu ondan sonra ahkam kes’’ derim. Haa birşey tutturamazsam, o zaman bende hemen ‘‘Düşüncelerimi Paylaşanlar’’ adlı senaryom üzerinde çalışırım. Ancak benim asıl istediğim ne kadar fazla bir hayal gücüm olsada ‘‘Atatürk’’ filmini yönetmek.... saygılarımla... ...Peki sınanma ile ilgili sizlerin düşüncelerinden de faydalanarak biz Müslüman olan Türklerinde Truman Show’unu ve Matrix’ini senaryolaştırmaya ne dersiniz. Senaryonun adı belli ‘‘Düşüncemi Paylaşanlar’’ psikolojik korku, komedi, macera v.b. gibi nereye çekerseniz oraya gelebilecek şekilde doğaçlama yanstılacak diyaloglarla akıcı bir proje gözüyle bakıyorum yeni senaryoma ve başka konularda ekleyeceğim bu forumlarım altına iyi okumalar... ...Lütfen okuyup geçmeyin kendi düşüncelerinizi ve konu hakkında enteresan fikirlerinizi bekliyor olacağım.. Okuduğunuz ve şimdiden, vereceğiniz yanıtlar için teşekkür ederim. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 02.03.2007, 09:42 |
|
| Düşüncelerinizi bekliyorum arkadaşlar.. Buraya konu hakkında veya kendi düşüncelerinizi yazarak yeni bir akım başlatabiliriz.. Sizde benim düşüncelerime benzer fikirler üretmedinizmi beyninizde... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 08.03.2007, 12:32 |
|
| Selam arkadaşlar, demekki kimse benim gibi sınanıyorum düşüncesine kapılmamış, forumun başlığını koyarken özellikle dikkat çekeceğine inandığım bir düşüncemi yazdım ama demekki okuyanlardan kimse gözü bir kameraya, beynide bir bilgisayara benzetmemiş olacakki yorum yapmadılar. Ama bu beni yıldırmayacak ve elbette birileri çıkıp bende kendimi sanki babam bir kral ve bende prensim veya prensesim sanki bir zaman sonra bana herşey açıklanacak gibi düşünenler ve buraya düşüncelerini yazanlar çıkacak... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 08.03.2007, 12:38 |
|
| Veya düşüncelerimi paylaşanlar 1 sınanıyorum başlığı adı altında yeni bir forum konusu açayım: 'Akıl hastaları başka bir boyuttamı, yani bizim görmediklerimizi, duymadıklarımızı ve düşünemediklerimizi beyinlerindemi görüyorlar. Peki bu düşünceyi kendimizde tasarlayalım. Ya gördüğümüz herşey gerçekten beynimizde gerçekleşiyorsa?.. Bu konu hakkında ileride yazacağım, toparlamam gereken bir hikaye... hadi sizde size ilginç gelen düşüncelerinizi aktarın, belki hayatımız bir tiyatro olmaktan çıkar ve beyaz perdeye taşınır... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 28.03.2007, 08:47 |
|
Sözler : ---Sence kim geçmişle, gelecek arasındaki bağlantıyı tam olarak sağlayabilir. Kadir Çolakoğlu --- Madem ki sonsuzluk var bir düşün, geldiğin yer sonsuzluk olsaydı. Gittiğin yer gene geldiğin yer olacaktı. Polat Gürsel Aktaş --- Bilim tesadüfler üzerine varsayımdan ibarettir. Polat Gürsel Aktaş --- Gelen gideni aratır ama gidenin yeri doldurulur. Salih Tüzemen --- Makam kalıcı değil geçicidir. Ben bu yüzden insan kişiliğine önem veririm, makama değil. Emir Tüzemen --- Bazen anlamamazlıktan gelin, böylece karşınızdaki insanın niyetini daha iyi anlarsınız. Polat Gürsel Aktaş --- Bir yürek ki yanmazsa yürek denir mi ona, Sevmek haramdır yüreğinde ateş olmayana, Bir günü sevgisiz geçirdinse yazık sana, En boş geçen gün o gündür inan bana.Selçuk Hançatak --- Unutma, unutulanlar unutanı asla unutmazlar.Özgür Tok --- Hayat bir tiyatrodur. Bu tiyatronun her sahnesini iyi oynayın. Hep gülün sinirli olsanız dahi gülün. Salih Tüzemen Biraz doluyum bugün arkalaşlar onun için böyle bir saçmalık yapmak istedim.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 21.05.2007, 14:39 |
|
| Hadi arkadaşlar konuyu okudunuz, buna benzeyen veya daha farklı olan kendi düşüncelerinizi başkaları tarafından düşünülmeden burada paylaşalım. İster ilginç olsun ister komik herkesin hayatta fark yaratacak derecede fenomen bir düşüncesi muhakkak vardır. Sabırsızlıkla bekliyor olacağım. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 17.09.2007, 12:14 |
|
Forumlar >> Vizyonda Görmek İstedikleriniz >>A-R-A-P : Hayal gücü; Allahın, insan oğluna ruhun varlığına inanmak için apaçık bahşettiği nimetlerinden yalnızca birisidir. Ve aynı anda birçok kişiye temas eden bir rüzgar gibidir. Yani bir kişinin düşündüğünü aynı anda 10 kişi düşünebilir. İlham yalnızca şairlere ait değildir. İlhamın görüntülü hali ressamlık oluyor. Ve gelişen teknoloji ile artık beyninizde yıllar önce hayal ettiğiniz nesneleri, görüntüleri ve hikayeleri artık aynı, benzeri veya farklı bir şekilde beyazperdeye yansımış şekilde görüyorsunuz. Belkide televizyon veya bilgisayar cinlerin oyunudur. Yani cinler maddesel olarak bir şekilde insan oğluna gözükmeye karar vermişler ve bilgisayar monitöründeki pixellere dönüşmüşlerdir.(Hasan Karacadağ'ın dabbe filminde anlatmak istediği asıl olayda budur). İnsan yalnız kaldığında aslında daha kalabalıktır. İçinde fırtınalar kopar. Özellikle hayal gücünü dışarı yansıtamayan insanların, televizyon hayal gücünün maddesel olarak görselliğe dönüşmesini sağlamıştır. Eskiden televizyon yoktu, bilgisayar yoktu. peki insanlar nasıl haberleşiyorlardı ve masal yaratıklarını ve dini hikayelerini nasıl geleceğe aktarmayı başardılar. Bence eski insanlar bizden daha zekiydi. Yani evrim teorisine karşı gelecek bir teoride olsa, biz şimdiki nesil atalarımızın yanında ufku kör kuyuda kalmış insanlarız. Yani Hz. Adem cennette yaşarken tüm nimetlerden yararlanıyordu. Biz yirmibirinci yüzyıldayız dünya tarihinin isa'dan sonra hesap edilen zamanına göre. Dünya cennet ile cehennemin karışımı ise dünyada böyle bir teknoloji varsa ve dahada ilerleyebiliyorsak. Cennetteki nimetleri hayal bile edemiyorum. Bir örnek vermem gerekirse çocukluğumuzda kara şimşek kitt'in daha bir gelişmişi olan havada, uzay boşluğunda uçan, denizin üstünde ve içinde yüzen, Karada giden bir otomobil'in hayalini kurardık. Önümüzdeki yıllarda bu hayali gerçeğe yansıtılabilecek bir taşıt projesi var. Uçan araba yapıldı zaten hatta nasa hava platformunun bile yapım aşamasında, laser bir hayal iken günümüzde lazer ile ameliyatlar yapılıyor. Görüntülü konuşma şu anda turkcell 3G teknolojisi ile gerçekleştirilmiş bulunmakta. daha neler neler ışınlanma, atomu ışınlamayı başardılar. Uzaydan uydular aracılığı ile geçmiş günlerin kaydı tutulmakta. Yani deja vu filmindeki gibi bir gün, bir hafta, bir yıl öncesinde bulunduğunuz yerin uydudaki kayıtlı olan konumunu izleyebiliyorlar. 'Googleearth' ile siz internetten sadece oturduğunuz apartmanı bulurken gelişmiş teknolojileri ile karıncanın yuvasını görüntüleyebiliyorlar. Gelin siz cennetin teknolojisini hayal edin. Her şeyin Kur'an-ı Kerimde yazdığını söyleyen Dedem babama :''insan oğlunun en son olarak cenneti keşfe çıkacaklarını, ancak cennet bulunamadan dünyanın sonunun geleceğini söylemiş.'' İlkokulda dini kitaplarda cennetin yeryüzünün yedi kat yukarısında, cehennemin yeryüzünün yedi kat altında olduğu anlatılmıştır. Fen kitaplarında dünyanın yedi kat yukarısı ve yedi katman iç kısmı bulunmaktadır. Dünyanın yedi kat yukarısında atmosfer aşılır ve uzaya çıkılır. Yedi kat içerisinde de ateş küre magma tabakası bulunmaktadır. Dinimiz her şekilde fenni, maddesel olguları yüzyıllar önce açıklamıştır. Gerçekliğini çözmek bilim adamlarının zaman içerisinde ortaya çıkardığı işidir. Örneğin kaptan custo'nun iki denizin birbirine karışmadığı cebeli tarık boğazındaki akıntıyı yüzyıllar önce Kur’an- ı kerim yazmıştır ve söylentilere göre kaptan custo firavun'un secde etmiş halini cebelitarık boğazının derinliklerinde tıpkı kuranı kerimde anlatılan şekilde bulmuştur. Şimdilik kısaca bu kadar yorumlarınızı ve cinler ile ilgili hikayelerinizi bekliyorum. İyi okumalar umarım beyazperdeye aktarılacak bir hikaye ortaya çıkartabiliriz. Atatürk'ün dediği gibi ''Türk milleti zekidir.''... To be countinue..
|
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 03.10.2007, 16:39 |
|
| Bu hikayede bitmeden yeni bir konuya geçiyorum. Hızır Aleyhisselam bende senaryosu yazılacak konu çok aslında, tek yapılması gereken bu işi bilen insanların bu hikayelere el atıp beyazperdeye aktarma cesaretini kendilerinde göstermeleri.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 27.03.2008, 13:51 |
|
Yakında ''Ruh İkizi'' adlı bir senaryomla bu sayfalarda yeni bir forum konusu açmayı düşünüyorum. Konusu kısaca şu: Dünyanın iki ayrı uç noktasında yani farklı bölgelerinde yaşayan ancak ruh olarak aynı özelliklere sahip iki kişinin yaşantılarından kesitler sunacağım ve bu iki insandan birisi sulh ve zenginlikle yaşayan beyaz bir kişi iken diğeri fakirlik ve savaşla mücadele eden Afrikalı bir insan olacak, ruhları aynı özelliklere sahip ancak yaşam tarzları farklı iki kişi; Günün birinde afrikada yaşayan genç, iç savaş esnasında öldürülürken diğerinin rüyasına girecek ve hikayenin kahramanı etkisinde kaldığı bu rüyanın anlamını düşünürken hayatında bambaşka kapıları açacak.
|
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 13.05.2008, 11:52 |
|
Tegabun suresi 14. Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 15. Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 13.05.2008, 11:58 |
|
| Dünya imtihan için yaratılmıştır. İyilik ve kötülük arasında karar verecek olan, Allahın izni ile gene insanın kendi vicdanıdır. Herkes bilirki insanın sağında ve solunda melekler vardır. Allah senin düşündüklerinide düşüneceklerinide bilir, bir sene sonra yaşayacakların yazılı iken nasıl hataya düşmeye engel olamıyoruz çözemedim. Allah yardımcımız olsun. Keşkelerle geçiyor hayat, halbuki sınanma dünyasında yaşadığımızı bile bile şeytanca düşüncelerimizden kurtulamıyoruz. Dünya batana kadar şeytan görevini yerine getirecek çünkü tövbesi kabul edilmeyecek, herşeyin en doğrusunu Allah celle celalühü bilir. Yorumu bize düşmemiş.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
 |
 |
 |
|
 |
|