 |
 |
| Günümüz Türk Sineması |
| Son yıllarda çekilen gibi filmler milyonlarca kişi tarafından izlendi. Türk Sineması kabuk değiştiriyor. Sizce geçmişin Yeşilçam'ı ile bugünün Türk Sineması arasında nasıl bir fark var? Değişim olumlu yönde mi? Gelecekte nasıl Türk filmleri seyretmek istiyorsunuz? Oyuncular, yönetmenler, senaryolar ve aklınıza gelebilecek diğer herşeyle ilgili görüşlerinizi bekliyoruz. Konumuz Türk Sineması ! |
|
| 344 kez okunmuş / 9 cevap yazılmış > Son cevap 20.05.2008, 16:29 |
|
|
|
sinemalog
| 06.04.2008, 06:33 |
|
| Evet doğru söylüyorsun. Türkiye' de bir Nuri Bilge Ceyla'ın Uzak filmi ve bir Reha Erdem' in Beş Vakit filmi, bir Zeki Demirkubuz' un Kader filmi doğru düzgün oynayacak sinema salonu bulamamışken, sadece medyanın ve magazin basınının yönlendirmesiyle, saçma sapan filmlerin yüzlerce salonda haftalar boyu gündemde tutulması anlaşılır gibi değil. Ülkemizde sinema seyircisinin nasıl olacağını bilmiyorum ama, bir yolu bulunarak, eğitilmesi,iyi sinema filmiyle kötü sinema filmi arasındaki farkın gösterilmesi, anlatılması lazım. Bu tabi benim düşüncem. Her insanın düşüncesi kendine göre yinede farklıdır. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
beyaz_sayfa
| 06.04.2008, 21:17 |
|
Tipik bi türk filmi Türklerin ustalığı olduğu filmlerin başında Komedi geliyo ki zaten başka da yok :) Hoş bi film idi ama bi film asla böyle bitmemeli yaa Filminin devamı geleceği bu kadar belli edilemez Gerisini istiyecek olsak zaten TV'i dizileri izleriz Bi bu bakımdan uyuz oldum recep ivediğe. Ama genel olarak o kadar kötü sayılmaz. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
qyku
| 12.04.2008, 21:45 |
|
eet dostum sana katılıyorum nedirr bu herkesin dilinde gonuşma lemmhh!!lafı bzm insanımız buu kıllı devin hangi yönünü bu kadar sevdide gişe rekorları kırmasına müsade etti..:( ve ben filmin fragmanıyla yetinicem rezalet bi filme bi sinema bileti kadar bile para kazandırmak istemiorum..ama ben utannıyorumm..bzm insanımızın hiç bi albenisi olmayan bu belden aşağı esprilerin artık benii isyan bayaraklarını çekme safhasına getiren bu filmlere ragbet etmesinden utanıorum ama bunun belli bariz sebebide gayet kalitesiz filmlerin piyasayı işgal etmesidir..türklerin komediye olan açlığıdır.. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
ekremdoydu62
| 29.04.2008, 19:20 |
|
| kesinlikle size katılmıyorum dedikleriniz çok saçma adam komedi filmi yapmış ve çoğu kişiyide güldürmüş komedi filmde zeka mantık senaryo gibi şeylere bakılmaz insanı güldürüyosa eyvallah der geçersinn bence böylee. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
gataa
| 03.05.2008, 18:40 |
|
Çok Konuşan Adamın Boş Konuşan Filmi! 23.02.2008 / Sinemasinemadir.com Yeni Şafak Gazetesi sinema eleştirmeni Ali Murat Güven, Şahan Gökbakarın geçtiğimiz cuma günü göserime giren filmi Recep İvedik hakkında kaleme aldığı yazısında Gökbakarın kahvehane ağzıyla film yaptığını söyledi. İşte Ali Murat Güvenin Şahan Gökbakar için acınacak bir duruma düştü tespitini yaptığı yazısı; + - Bu yazı 136 defa okunmuştur. Adım Murat / K ….. da tur at" düzeyinde esprilerle Türk komedi sinemasına yepyeni bir soluk getirdiğini düşünen Şahan Gökbakar, kahvehane üslûbuyla bezeli yeni filmi Recep İvedikin tanıtımını da Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz ve Derviş Zaim gibi ustaların sinemasına çamur atarak yapıyor.
Adamın biri yolda cüzdanını düşürür; sokaklarda yaşayan başka bir adam tam cüzdanı kapıp kaçacak iken, gözükara halk kahramanı Recep İvedik onunla mücadeleye girer. Sonunda, sahibine teslim etmek üzere, evsiz adamın elinden cüzdanı almayı başaran İvedik, kafasını çevirdiği anda ise cüzdan sahibinin çoktan gittiğini farkeder.
Akşam evinde televizyon seyreden kahramanımız, cüzdanın Antalyalı çok önemli bir iş adamına ait olduğunu öğrenince arabasına atlar ve Güney bölgemize doğru yola koyulur. Yol boyunca birbirinden komik sürprizlerle karşılaşan Ivedik en sonunda Antalyaya varmayı başarır ve cüzdanı turizmci Muhsin Beye teslim eder. Ancak, işadamının bütün ısrarlarına rağmen ne para almayı kabul eder, ne de otelde kalmayı. Fakat, tam otelden ayrılacakken çocukluk aşkı Sibelin bir tur otobüsünden indiğini fark eder. Bizim adamın artık bir tek amacı vardır; onu tanımayan, hattâ hatırlamayan Sibele kendini beğendirmek... Recep İvedikin asıl keyifli tatil macerası da bundan sonra başlayacaktır.
Haddini bilmemenin acı sonuçları
Normal koşullarda, gişeden başka hiç bir tasası olmayan böylesine düşük profilli bir film, bu sayfaya kolay kolay manşetten giremezdi. Çünkü, Türk sineması üzerine söyleyecek sözümüz çok; alanımız ise son derece kısıtlı. Ancak, geçen hafta içinde, filmin senaristi, başrol oyuncusu (ve her ne kadar kardeşini sektörde palazlandırmak için kendini helâk etse de, aynı zamanda gizli yönetmeni de olan) Şahan Gökbakarın Cine5deki "Cinecity" adlı programda yeni Türk sinemasının uluslararası ölçekte saygı uyandıran Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Semih Kaplanoğlu ve Derviş Zaim gibi bazı ustaları hakkındaki bol keseden atıp tutmalarını izledikten sonra böyle bir ağırlama farz oldu.
Şahan arkadaşımız, sözünü ettiğim programda, İstanbulun seçkin semtlerinden birindeki "Beyaz Türk" kafelerinden birinde oturmuş, hayranlık duyguları içindeki genç bir sunucu tarafından ağzına uzatılan mikrofona, tek kale maç yapmanın dayanılmaz hafifliği içinde ahkâm kesip durmaktaydı. Söyledikleri ise özetle şuydu (Ki Şahan son dönemlerde konu sinemaya gelince bunu hep yapıyor): "Türk sinemasında son dönemde bazı yönetmenler ortaya çıktı ve bunlar sanat sineması adı altında boş işlerle uğraşıp duruyorlar. Kamerayı bir kenara dikip upuzun ve sessiz planlar çekmenin adı nicedir sanat sineması oldu. Bu kişiler ülke içinde saygı gördükleri gibi, bir de yurt dışında ödül ve övgülere boğulmaktalar. Ben de sıkı bir sinemasever olarak bu duruma isyan ediyorum. Çünkü, böylelerinin yaptıkları çalışmalar beş para etmez."
Derken, Şahan, bu cüretkâr tavrını daha da ileri g*türdü ve "entel" takılmakla suçladığı yönetmenlerin (Ceylanın Cannes birincisi "Uzak"ı gibi) iyi bilinen bazı filmlerini sinemaseverler açısından tanıdık görüntüleriyle tasvir ederek, sözde eleştirelliğinin içine adamakıllı su kaçırdı.
İnsan denilen varlık birazcık kendini bilmeli… Bilmedi mi işte aynen Şahan gibi acınası durumlara düşer. Kardeşiyle birlikte bir haftada çekimlerini yaptığı, 3-4 günde de kurgulayıp piyasaya sürdüğü, neredeyse her 30 saniyesine bir argo muhabbet düşen "Recep İvedik" gibi "televizyon sektöründeki gerileme dönemini atlatma amaçlı" bir film çekeceksin ve onu tanıtma stratejin de bu ülkenin bütün dünyada yüzünü ağartan 3-5 değerli yönetmene hakaret etmek, onları aşağılamak üzerine kurulu olacak.
Bu yaklaşım üzerine biz de hiç zaman kaybetmeden belirtelim ki "Recep İvedik"in 90 dakikasının tamamı, "Uzak"ın bir tek final planının karşısında çaycılık dahi yapamaz. Ne biçim, ne de içerik değeri itibarıyla |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
gataa
| 03.05.2008, 18:40 |
|
***devamı***
İnfilak etmek üzere olan bir ego
Doğrusu çok merak ediyorum; Şahanın her geçen gün daha da şişen ve en sonunda James Bond filmlerinin "Yaşamak İçin Öldür" adlı serüvenindeki siyahî aktör Yaphet Kotto gibi infilak edip parçalara ayrılmasına yol açacak olan bu saldırgan egosu kim tarafından ve nasıl durdurulacak! Sinemanın ne olup ne olmadığı noktasını falan geçtim (ki bu konuda ahkâm kesebilmek için zaten Şahanın bir 10-15 yaş daha büyümesi gerekiyor), fakat ben o ilginç egoyu daha iki yıl öncesindeki bir söyleşi talebimde fazlasıyla tanımıştım. Beyefendinin yerden yere vurduğu bütün o yönetmenler, (en az Gökbakan Biraderler kadar meşgûl insanlar olmalarına karşın) tek bir telefonumuzla karşımıza çıkıp sinemada yapmak istediklerini bütün içtenlikleriyle bizlerle paylaşırken, bu arkadaş daha TV 8 dönemindeki şımarıklığıyla bizleri bir televizyon sayfası röportajı için tamı tamına iki ay boyunca maymun gibi oynatmıştı. Ki kendisiyle bu anlamda temas kurabilmek hâlâ çok büyük bir mesele!
Sözümona “varoş kültürüne örtülü eleştiriler getirme” bahanesiyle adım adım yüceltip bir "pop karakter"e dönüştürdüğü Recep İvedik adlı o sevimsiz dingilin bu ülkenin genç kuşaklarına ne gerçek bir komedi duygusu, ne de -özenli bir alt okumayla anlaşılabilecek türden- sıkı bir eleştiri sunması söz konusu değil. Beylerimiz, açık bir "Borat" esinlenmesi olan bu uzun metrajlı televizyon skeciyle, gitgide "kitch" bir düzeye inen popüler mizahımızın parasal rantını kaldırırlar, hepsi o kadar… Ki dertlerinin bundan daha fazlası olduğunu da hiç sanmıyorum zaten…
Soluksuz bir argo ve müstehcenlik eşliğinde akıp giden bu geveze filmin "Adım Murat / K… tur at" düzeyindeki 1978 model espri anlayışıyla gülmeyi/güldürmeyi komedi filmi sanan belli bir topluluğa inat, bendeniz de bir sinema sevdalısı olarak, şu dünyada nefes alıp verdiğim sürece, habire aşağıladığı kuzeni tarafından terk edilmesinin içine oturmuşluğuyla sahildeki bankta denizi izleyen fotoğrafçı Mahmutun ("Uzak") sessizliğini “muhteşem bir sinemasal metin” olarak göreceğim. Aynı şekilde, İvedikin müstakbel kayınvalidesi Tuluğ Çizgen ile sahildeki kumlar üzerinde yuvarlanırken ortaya çıkan o banal resim karşısında, onuru kırılmış taşralı yeğen Yusufun kış günü iskeledeki gemilere iş bulma özlemiyle bakışını “çok daha muhteşem bir sinemasal resim” olarak gördüğüm gibi…
Görülüyor ki izlediğin o "entel dantel filmleri" zerre kadar anlamamışsın sevgili Şahan… Anlamadıysan, o zaman orada burada biraz az konuşacaksın ve dönüp kendi işine bakacaksın. Televizyon skeci yazmak ve oynamak söz konusu olduğunda durumu kurtaracak kadar yeteneğin var. Ancak sinema seni en azından bir süre daha aşmaya devam edecektir.
Haydi şimdi gişeye; bu toplum sizin gibiler tarafından böylesine yoz bir mizah anlayışına mahkûm edildiği sürece banknot tomarları seni ve kardeşini bekliyor!
(Ali Murat Güven-Yeni Şafak-23.02.08)
|
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
dancer.3685
| 20.05.2008, 16:29 |
|
| sinemaportalı arkadaşım ya ne güsel yazmışsın ellerine sağlık sonuna kadar haklısın türklerin, türk yönetmenler sinemaya hiç değer vermiolar sinema bebek oyunu değilkisonuna kadar amerikan japon filmleri bencee bari 90 dakikam boşa gitmez. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
 |
 |
 |
|
 |
|