 |
 |
| Vizyonda Görmek İstedikleriniz |
| Vizyonda Görmek İstedikleriniz, son yıllarda çekilmiş ama ülkemizde gösterime girme şansı bulamamış filmlere ayrılmış bir forum alanı. Festivaller ya da ev sineması sayesinde tanıştığınız, ya da tanışamayıp merak ettiğiniz yapımları burada tartışabilirsiniz. Dünyada üretilen tüm filmlerin gösterim şansı bulabilmesi imkansız. Bazen bir çok müthiş film arada kaynayıp unutuluyor. Haydi, sarılın klavyeye, bu filmleri gün ışığına çıkarın! Unutmayın, film şirketleri de Beyazperde.com’u çok yakından takip ediyor... |
|
| 139 kez okunmuş / 9 cevap yazılmış > Son cevap 27.06.2008, 21:50 |
|
Lord-Koray
|
|
| Aklın Ardındakiler...
Evet arkadaşlar.Yeni senaryomla sizlerleyim.2200 sayfa araştırma, 53 sayfa not, konunun uzmanlarıyla yapılmış röportajlar, ve bütün bunların sonucunda ortaya çıkmış harika bir sinema filmi senaryosu.İnsan beyninin %95lik bir kısmı çözülmeyi beklemektedir.Fakat zaten çözülmüş olan %5lik kısım kuıllanılarak neler yapılabilir.Bu kısmın çeşitli kimyasal ve psikolojik yöntemlerle dışarıdan kontrol edilebilmesi mümkün müdür?Peki bu kontrol ne için kullanılabilir?O dönem CIAin başkanı olan Allen Dulles, 1953 yılında Princeton üniversitesinde yaptığı bir konuşmada şöyle demiştir:Hedef, insan zihnindeki savaşı kazanmaktır.Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür ilekitlesel sindirmeyi sağlamaktır.İkinci cephe ise bireyin beyninde kazanılacaktır.Hedef; beyin yıkamak, ideoloji değiştirmek ve gerektiğinde birçok Mançurya Kobayı yaratabilmektir.(Mançurya Kobayı:Kendi iradesi dışında, bazı beyin yıkama seansları, ilaçlar ve hipnoz etkisiyle bir merkezin istediği şekilde eylem yapanlar için kullanılan ortak adlandırma...)Yine Psi-Techde görevli binbaşı Edward Dames, 1995de katıldığı NBCnin "Diğer Taraf" adlı programında "ABD hükümeti insana uzaktan telkin verebilen bir metod buldu" demiştir.Dames konu hakkında daha fazla açıklama yapmaktan kaçınmıştır. Peki bu teknikler insanjı uydudan yönlendirebilecek kadar gelişmişse ne olacaktır?Ne yapacağınızı bilen birine nasıl karşı koyarsınız? Bu filmde bu işlenecektir.Bu sadece bir teaser.Daha fazladı ve bu nefes kesen harika senaryo için sadece bir kaç gün daha beklemeniz gerekecek...
|
|
|
|
 |
|
|
|
Lord-Koray
| 08.05.2008, 15:41 |
|
İşte ikinci teaser arkadaşlar.Sizi büyük heyecana iyice hazırlayacağını düşünüyorum: Bir suikast organizatörü olduğunuzu düşünelim.İdeal suikastçı modeliniz nasıl olurdu?Zeki, çevik, attığını vurabilen, anında ortadan kaybolabilen biri mi?Tabii ki bütün bunlar bir suikastçı için gerekli şartlar, fakat yeterli mi?Ola ki yakalanırsa, sizi ve planınızı ele vermeyecek biri olmasını istemez misiniz?Ve sırf insan olduğu için bu konuda suikastçınıza asla tam olarak güvenemezsiniz.Herkes yakalanacağını anlayınca yüzüğündeki siyanürü içip intihar edecek kadar idealist değil şüphesiz... Ama olayı hatırlamayan, hatta orada ne aradığını bilmeyen biri ideal suikastçınız olabilirdi kesinlikle.Bu suikastçı hem işini eksiksiz yapar, hem de yakalandığında sizi asla ele veremez, çünkü olayı asla hatırlayamaz.Ve tabii sizi de...
|
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Lord-Koray
| 22.05.2008, 22:00 |
|
Ve işte üçüncü ve son teaser... Parmak izleri, DNAlar, diş izleri...Bütün bunlar bir insanı diğerinden ayırt eden özellikleridir.Son yapılan araştırmalar, kişisellikleri beyin dalgalarıyla da ayırt edebileceğimizi göstermiştir.Öyle ki insanlar beyin dalgalarından yararlanılarak uydu aracılığıyla yönlendirilebilmektedir.İşte size henüz taze bir örnek:10 Eylül 2003de İsveç Dışişleri bakanı Anna Lindh, Nordiska Kompaniet alışveriş merkezinde nuğradığı bıçalı saldırı sonucu ağır yaralanmış, yakınlardaki Karolinska hastanesine kaldırılmış, 8 saat süren operasyona rağmen kurtarılamayıp 11 Eylül 2003 günü hayata gözlerini yummuştuSaldırgan önce yakalanamadı, fakat bir süre sonra Mijailo Mijailovic adlı biri polise teslim olmuş ve suçunu itiraf etmiştir.Sorgusu sırasında söylediği bir söz insana "acaba davranışları manipüşe edilmiş en yeni suikastçımız bu mu?" diye düşündürmektedir.O sözler şunlardır:Olaydan bir kaç gün önce psikiyatr yardımı ile bir hastaneye başvurdum.Fakat benle ilgilenilmedi.Olay günü, Stockholmde önce PUB, ardından NK(Nordiska Kompaniet) alışveriş merkezlerine gittim.NKda dolaştığım sırada birden sesler duydum.Bana İsa sesleniyordu.Ne yapacağımı bilemez halde dolaşırken karşımda Bayan Lindhi gördüm.Duyduğum sesleri takip ederek ona saldırdım.Onu öldürmek adına hiçbir siyasi nedenim yoktu.Bayan Lndhi özellikle seçmiş değilim.O gün başka biri de olabilirdi... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Lord-Koray
| 03.06.2008, 20:16 |
|
| "Adamımız bu mu?"İnce bıyıklı, sakalsız, 180 cm boylarında ki adam soruyordu."Evet" dedi karşısındaki yaşlı adam,"adamımız bu, malzemeleri yarın saat 14:30da suikast alanının 2 km ötesindeki bir umumi tuvaletteki 3. kabinden alacaksın.Arabayla 2 dakikada suikast alanına gidip hemen doğusundaki 13 katlı apartmana gireceksin.13. katında "Alper Okumuş" adına kiralanmış bir daire var.Kapısındaki pirinç levhada "Eda Öztürk" yazıyor.Malzemelerin içinde o dairenin anahtarı da var.O daireye girip tek balkonuna elindeki malzemelerle gir.Silahları açıkta tutma.Millet görmesin.Saat 15:00da hedef meydana çıkacak.Biz işaret vermeden ateş etmeyeceksin.Biz sana telefonla ulaşıp işaret verince hedefi tek kurşunla indireceksin.Daha sonra daireden çıkacaksın.anahtarı kapının üzerinde bırakacaksın.binadan normal yolarla çıkma.Sadece yarın malzemeleri alacağın yerde sana verceğimiz talimatlara uy yeter.Şimdilik bu kadar bilgi fazla bile.Gerisini sana malzemeleri aldığında anlatırım."Sakalsız adam sordu:Malzemeleri senden almayacağım.Peki malzemeleri aldığımı nereden bileceksin?Yaşlı adam kendinden emin bakışlarla cevap verdi:"Üçüncü kabinde sadece silahlar olmayacak.Ben de orada olacağım..." |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Lord-Koray
| 03.06.2008, 22:08 |
|
| Arkadaşlar yukarıda yazdıklarımızla "aklın ardındakiler" projemizi yazmaya başladık.Senaryoyu nefesiniz kesilerek okuyacağınızı garanti edebilirim fakat sizden bir ricam var:Lütfen bu senaryoya siz de katkıda bulunun arkadaşlar.Çünkü kesinlikle harika bir konu olduğunu düşünüyorum.Benim kadar araştırma yapmanıza gerek yok.Mesela siz olaya yeni karekter katarsınız, ben de o karektere bir rol veririm... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
polat36
| 04.06.2008, 14:26 |
|
Selam Lord Koray! senaryonun içeriği çok güzel, uydudan insan beynini kontrol eden bir teknolojinin varlığından bahsetmişsin. Hemen aklıma ölümcül deney insanlığın sonu adlı filmde Milla Jovovichin oynadığı başrol karakteri Alicein uydudan izlenen ve kontrol edilen görüntüleri geldi. Beyni kontrol etmekte kalmıyorlar aynı zamanda karakterin gözünden çevresinide izleyebiliyorlardı. Alice psikokinetik gücüyle uyduyu patlatmayı başarıyordu. Azınlık Raporu adlı filmde de üç tane medyum bir proğram dahilinde bilgisayarlara geleceğin görüntülerini aktarıyorlardı ve böylelikle cinayetler yapılmadan önce engellenebiliyordu. Gerçekten ilham alınacak bir düşünce, düşüncelerimi paylaşanlar adlı senaryomu okumuşsan ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksın. Yeni senaryonda Batın ismini başrol karakterine verebilirmisin? Batın Allahın 99 güzel isminden birisidir ve anlamıda: Gizli, her şeyde gizli, Ondan gizli bir şey olmayan.dır. Allah nasip ederde bir erkek evladım daha olursa bu ismi koymayı düşünüyorum: Abdulbatın;akılların idrak ve kavrayışına sığmaktan münezzehtir olan Allahın kulu anlamında.. Asıl konumuza geçersek, senaryon mükemmel bir içeriğe sahip, yazacağın konuları dört gözle bekleyeceğim. Bende yeni bir senaryoya başladım. Hayalci: Yeniden başlasın konusu geleceğin sinema sektörünü anlatıyorum. Ve başrol oyuncusunun adı Şener, Türk sinemasının büyük sanatçısı Şener Şenden esinlendim. Senaryoma birşeyler yazarsan memnun olurum. Yeni senaryonda başarılar dilerim. |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Lord-Koray
| 12.06.2008, 21:40 |
|
| Arabasıyla yolda seyrederken henüz 15 dakika önce masada gördüğü fotoğrafı düşünüyordu Tarık.Fotoğraftaki adam hafif uzun, siyah saçlı, kirli sakal, sol kulağında küpe olan, mavi gözlü bir adamdı ama bir bakışta anlamıştı Tarık.Adamın gözü mavi değildi.Lens takıyordu.Acaba gözü ne renkti?ASlında bunu düşünmesi gereksizdi çünkü adamın bütün diğer özelliklerini biliyordu."Bu fotoğraf dün gizlice çekildi" demişti Nihat."Bu fotoğrafa çok iyi bak, çünkü vuracağın adam bundan başkası olmayacak."Tarık "onu neden vuracağım" diye sormuş,Nihat "bunun seni ilgilendirdiğini sanmıyorum.Sen sadece denileni yap" demişti.Adamın neden vurulacağı Tarıka pek de önemli değildi aslında.Vurulacak denilmişti, o yüzden vuracaktı onu Tarık.Fotoğrafı tekrar düşündüğünde ise bir şey daha farketmişti Tarık.Adamın sol kulağında halka şeklinde bir küpe vardı ama, küpe sadece bir aksesuardı ve yarın adamın kulağında olmayabilirdi.Buna da dikkat etmeliydi Tarık... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Lord-Koray
| 17.06.2008, 18:28 |
|
"Olmadı, başaramadık", dedi Hakan.Hemen telefon açması gerekiyordu.Kobay 1i tesise geri getirtmeliydi.Hala verilen emirleri sorguluyordu Kobay 1. Anlaşılan biraz daha tedavi edilmeliydi.Bu konudaki ilk deneyimi olan Faruk hiç bir emri sorgulamamıştı.Ama anlaşılan Kobay 1in bünyesi daha dayanıklıydı.Geçmişine bakınca buna şaşmamak gerekirdi.Tarık 28 Ekim 2001 tarihinde gazeteciliğe başlamış, 15 Mart 2002de Lübnana savaş muhabirliği yapmaya gitmiş, 8 Nisan 2002de Hizbullahlı teröristler tarafından ele geçirilmiş,21 Temmuz 002de bir esir değişiminde salıverilmişti.Orada kim bilir ne işkencelerden geçmişti Tarık...Belki bunların içinde psikolojik işkence de vardı...İşte bu yüzden bünyesi direniyor olabilirdi... HEmen ahizeyi eline aldı.Artık mekanikleşmiş bir hareketle hızla numarayı çevirdi ve beklemeye başladı.Telefon açıldığında ise sadece tek bir şey söyledi.Kobay 1in tedavisi tamamlanmamış.Hemen buraya getirin... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
Lord-Koray
| 27.06.2008, 21:50 |
|
| Arabasıyla devam ederken Tarık, yolda çevirme olduğunu gördü.150 metre kadar ileride bir polis arabası vardı.Bir polis de. arabadan inmiş, yoldan geçen arabaların şoförlerine vehliyet-ruhsat ve alkol kontrolü yapıyordu."Rutin bir kontrol olmalı" diye düşündü öncePolis ona da durmasını işaret edince, Tarık arabayı sağa çekip, indi."Kimliğinizi görebilir miyim?"diye sordu polis."Ehliyetimi görmek istersiniz sanmıştım" dedi Tarık.Polis üsteledi:"kimliğini istediğimi hatırlıyorum"Tarık hiçbir şey anlamamıştı ama yine de arka cebinden cüzdanını çıkardı.Cüzdanın içinden nüfus cüzdanını çıkarıp polise uzattı:"Buyrun..."Polis kimliği biraz inceledikten sonra geri verdi ve dedi ki:"Beyefendi hakkınızda ihbar ver.Bizimle merkeze gelmeniz gerekiyor."Ama anlamadım" dedi Tarık "hakkımda ne ihbarı olabilirki?Polis yine üsteledi:"Bu konuda herhangi bir bilgim yok.Sizi merkeze gtürmem emredildi.Aracınızemniyetin otoparkına çekilecek.Lütfen benimle gelin".Tarık hiçbir şey anlamasa da bileklerine geçirilen kelepçelerle ekip otosuna binmiş, merkeze gidiyordu... |
|
|
|
|
 |
|
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın.
|
|
|
|
 |
 |
 |
|
 |
|