Türkiye'nin en çok, dünyanın 8. en çok okunan Sinema sitesine Hoşgeldiniz.
Ana Sayfa Sinekritik Sinemasal Sinegişe Pek Yakında Haberler Arşiv Forum BeyazPerdem Fragman TV Tv-Dizi
Forum Ana Sayfa   |  Forum Cevaplarım   |  Forum Mesajlarım
Mesaj Kutum   |   Film Listelerim
Vizyonda Görmek İstedikleriniz
Vizyonda Görmek İstedikleriniz, son yıllarda çekilmiş ama ülkemizde gösterime girme şansı bulamamış filmlere ayrılmış bir forum alanı. Festivaller ya da ev sineması sayesinde tanıştığınız, ya da tanışamayıp merak ettiğiniz yapımları burada tartışabilirsiniz. Dünyada üretilen tüm filmlerin gösterim şansı bulabilmesi imkansız. Bazen bir çok müthiş film arada kaynayıp unutuluyor. Haydi, sarılın klavyeye, bu filmleri gün ışığına çıkarın! Unutmayın, film şirketleri de Beyazperde.com’u çok yakından takip ediyor...
163 kez okunmuş / 9 cevap yazılmış > Son cevap 19.08.2008, 15:24   
polat36  ÜYE Profili   WEBMesaj ile özelden konuş
Hayalci -1 : Yeniden Başlasın :

Yeryüzü denilen insan aleminde hayallerini satarak geçimini sağlayan her insandan örnekler sunacağım yeni bir senaryo, 1993 yılında tasarladığım kısa bir hikayemi sunuyorum sizlere, hikayenin baş aktörünün adı Şener.
Bir ömür yaşamış ve tekrar başa dönmüş, bir nevi next filminin yıllar önce düşünülmüş Türk sineması hali. Hayalcinin ilk macerası değil ama sizin okuyacağınız ilk macerası olacak. 2008 yapımı Next filmi ünlü bilim kurgu yazarı Philip K.nın romanından uyarlama başrollerini Nicolas Cage ve Julian Moore paylaşıyor. Başrol karakteri yaşayacaklarını önceden görüyor ve hata yapmıyor.
Ben bu senaryonun bir benzerini 1993 yılında ortaokul birinci sınıfta yazmıştım. Senaryoyu yazmama sebep olan düşüncem zaman içinde yapılan hataları telafi etmek mümkün olsaydı güdüsünden yola çıkılarak oluşturuldu. Tekrar başa dönüş olsaydı hayalini kurmayan bir insan yoktur içinizde, biraz komedi biraz hüzün, biraz macera.. Örneğin geçmişe tekrar dönüş mümkün olsa ve bir ömür yaptıklarının bilincinde olarak 1977 yılında yeni doğmuş bir bebek olsa ortada, annesinin karnından çıkar çıkmaz, :Selam doktor ben 2008 yılını gördüm. İnternette chat keşfedilmiş, Türkiye rap müziği yapalı 18 yıl olmuş, Barış Manço, Zeki Müren vefat etmiş. Görüntülü cep telefonu ile görüşmek mümkün hatta fotoğraf makineli cep telefonları demode olmuş doktor bey. Yak bir cigara doktor bey aç ortaya bir meze sofrası anlatacağım çok şey var...
Hadi arkadaşlar bu senaryoyu geliştirelim. Başa dönseydiniz neler yapardınız.. Esprilerinizi esirgemeyin lütfen!

Ben en başa dönseydim, ilk yapacağım Ankarada her ilçede 1000 dönüm arsa sahibi olmak olurdu. 1980 yılında Cep telefonu firması kurardım. Matrix filminin senaryosunu ve yönetmenliğini 1989 yılında yapardım. Adıma ait yüzlerce söz ve bestesi bana ait olan müzik kasetleri ve filmler olurdu. Yahu bir adam var Adı Şener sakallı doğmuş, doğar doğmaz şarkı söylemiş.. Kıyamet alameti, başımıza taş yağacak. Bu giriş olmadı başa sar. Komedi dükkanı TRTde 1985 yılında 8 yaşındaki dahi bir çocuk tarafından oynanıyor. Demir Adam, Örümcek adam, Matrix, Terminator, Titanik, Shrek, oyuncak hikayesi gibi 100lerce filmin yönetmeni, senaristi ve başrol oyuncusu. 1990 yılında elinden tuttuğu sanatçılar pop müziğinin kralı oldular. Arkadaşım napıyorsun, yürrü kim tutar seni.. Hadi arkadaşlar; Hayalci : yeniden başlasın senaryosunu birlikte geliştirelim..

Sayfa 1 / 1 1 

  polat36    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 12.05.2008, 16:03
Yıl 2036 Dünya çapında ün kazanmış teknoloji firması dreamer Türkiyede girişimci bir Türk işadamı S.T. tarafından yan şirket kuruyor, şirketin adı hayalci.
Bu şirket insanların hayalini kurduğu yaşantıyı senaryolaştırıyor ve bilgisayar ortamında görsel olarak yaşamasını sağlıyor. Birçok amerikan filminde görmüşsünüzdür. Örnek vermek gerekirse Gerçeğe çağrı filminde Arnold schwarzeneggerin oynadığı Quatrman karakterinin beynine marsta geçen maceralı bir hayat hikayesi ekiliyordu. Azınlık raporu filminde insanlar bilgisayar ortamında macera yaşayabiliyorlardı, bir adam amerikan başkanı olmuştu, diğeri kadınlarla sevişiyordu.
Sinema sektörü gelişmiş ve her insan başrol oyuncusunun yerine kendisi varmış gibi oynayabiliyor. Görsellik etrafında oluşturulmuş ve sen beyin fonksiyorlarınla gidebileceğin yeri tercih ediyormuşsun gibi seçenekli bir dijital ortamda macera yaşayabiliyorsun..
Şener 59 yaşında durumu iyi bir iş adamı medikal ticaretle uğraşmış ve zamanında ameliyat malzemesi üretimine girebilecek ve yurtdışına ithal yapabilecek kadar şirketini geliştirmeyi başarmış sonunda şirketi çocuklarına devretmiş.
Çocukluk hayali olan geçmişe dönme arzusunu gerçekleştirmek için arkadaşı S.T.nin kurduğu Hayalci şirketinin kapısını çalıyor, tuttuğu günlükleri, çocukluk resimlerini ve anılarını şirketin halkla ilişkiler müdürüne teslim ediyor. Kısa bir ön görüşmeden sonra Şener:Miktar önemli değil, sadece istediklerimi yaşatın yeter. Müdür:Senoryonuzu okuyalım fotoğraflarınızla dijital aksınızı yaratalım. tüm şirket personelimiz bu iş için seferber olacaktır emin olabilirsiniz. Ben biraz göz attım ve ilginç bir hikaye olacak, memnun kalacağınıza emin olabilirsiniz. yalnız bize yapım aşaması için biraz süre vermeniz lazım. Sizi memnun edebilmemiz için deneyimli yönetmenlerimiz senaryonuzu en ince ayrıntısına kadar okuyacak ve sanki o anı yeniden yaşıyormuşçasına tekrar etmenizi sağlayacaklardır..
To be countinue
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  polat36    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 13.05.2008, 16:20
Hayalci şirketi; insanların kurduğu hayalleri dijital ortamda yaratarak beyninde görüntülenmesini sağlayan yeni bir sinema sektörü olarak kuruldu. İnsanların en büyük hayali olan geçmişe dönmek ve hayatı yaşadığın her saniyeyi bilerek tekrar etmek düşüncesi en çok rağbet gören hayal olduğu için, genelde bu hayal üzerinde deneyim sahibi olan bir şirket.
Şirketin birçok müşterisi var, Şener geçmişinde tuttuğu günlüklerle, çekildiği çocukluk fotoğrafları, videoları ve yaşamak istediği senaryosuyla dijital teknoloji merkezi Hayalci şirketine başvurmuş ve kısa bir süre sonra, ön gösterim hazırlıkları tamamlanmıştı. Yapılması gereken bilgileri aldıktan sonra kendisine ayrılan ve herbir yanı bilgisayar ekranı olan bir odaya alındı. Kendi çocukluğu holoğrafik olarak kendi önünde oynuyor ve yazdığı senaryoya göre sanki şu andaki halini görüyor gibi şenerle konuşmaya başlamıştı.. Ama Şenerin asıl istediği hayatını yeniden ama bilinçli olarak yaşamaktı. Yaşadığı ön gösterim küçük bir hazırlıktı...
Şener tekrar hayatının başına dönecek ve yaşamak istemediği tüm kötü anılarını silecek sanki geleceği bilen bir kişi gibi sanal ortamda yaşayacağı hayatı güzel anılar haline getirecekti.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  polat36    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 21.07.2008, 15:41
Bu arada Hayalci firmasının genel koordinatörü, kurucusu ve Şenerin çocukluk arkadaşı Salih bey içeri girer. Şener ile kucaklaşır ve koyu bir muhabbete dalarlar. 80li yıllarda yaşadığı çocukluk anılarından bahsederler. Ve Salih hayalci firması için hazırladığı ve ödül aldığı ilk projesini Şenere izlettirmek istediğini belirtir. Hazırladığı senaryoyu okutur önce 1996 yılında yazılmış ve üzerinden 40 yıl gibi bir zaman dilimi geçmiş, gösterimede 2030 yılında girmiş küçük bir sinema projesi:
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  polat36    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 01.08.2008, 12:38
Salih : ‘‘Şener bu şirket sadece seni başrolde oynatmıyor, istediğin hayali ve hatta gördüğün bir rüyayı bile tekrardan izleme şansına sahip oluyorsun. Örnek vermek gerekirse yıllar önce gördüğüm bir rüyayı teknolojik olanaklarımız sayesinde görselleştirmeyi başarmış bulunuyoruz. Hatta rüyamı sen görüyormuş gibi izlettirebilirim sana!’’ Salih dizüstü bilgisayarında kayıtlı belgelerine girdi ve yıllar önce yazdığı rüyasının bir çıktısını Şener’e uzattı, Şener salih’in rüyasını okumaya aynı zamanda karşısında bulunan holografik görüntüden de başrolü kendisinin oynadığı bu rüyanın animasyonunu izlemeye başladı:
Hayalci 25.08.1999 Çarşamba Saat: 13:13
Bugün sabah kalkmadan önce rüyamda Alişan ve Fatma girik’i gördüm. Fatma girik rahatsız, hastaydı. Yanında birkaç sanatçı daha vardı ama aklımda kalan sadece bu ikisi oldu. Alişan, Fatma girik’i sırtına aldı ve hastaneye kaldırmeye çalışırken birden telefon sesiyle uyandım ve başladım hayal kurmaya;
Öbür taraftayım, yani buraya gelmeden önce bulunduğum yerde, yanımda herkes var, kardeş gibiyiz. Ruhlar aleminde herkesi görebiliyorum. Birden birisi yanıma geliyor, elinde toprak parçası :‘‘benim sınav zamanım geldi!’’ diyor.
Ortalık karışıyor, yukarıdan bir ışık melek karışımı bir insan benim bu dünyada sadece kulaktan duyabileceğim ve televizyondan izleyebileceğim birisi, Atatürk dünyaya gitmeye hazırlanıyor. Burada görevini, dünyaya niçin gittiğini biliyor ama dünyada belki hatırlamayacak, dönmesi fazla uzun sürmüyor zaten. Bakıyorum herkes yavaş yavaş kayboluyor, zaman denen bir olasılık yok ya, sıra bana da geldiğinde biz bilmediğimiz bir geçite doğru yol alıyoruz. Azrail bu dünyadan aldığı toprak parçalarını bize veriyor. Orada kimler yok ki herkesle dostum, onlarda benim bir görevim olduğunu biliyorlar. Birbirimizi üstün tutuyoruz ama ben görevimin ne olduğunu bildiğim halde hatırlamıyorum. Geldiğim yerde otuz altı yaşındayım, herkes orta yaşında ne genciz ne yaşlıyız ne de çocuğuz. Orada benden üstün varlıklar, melekler ve kaderimi yazanlar, rızkımı verenler..
Birden bire toprağı alan kişilerin fiziki özellikleri beliriyor. Ellerinde bir senaryo, yani kaderleri ve biyografileri yazıyor. Sen bu dünyaya şu kişilikte gideceksin. Sadri alışık onun bir görevi vardı, kendisini bu dünyada şahsen görmeyecek ama tanıyacaktım, çocuk zamanlarda belki kanım kaynamayacaktı, ısınmayacaktım, ileriki zamanlarda bıraktığı eserler hoşuma gidecekti. Birçok kişi böyle olacaktı. Adile naşit, Hulusi kentmen, Elvis Presley, Bruce lee ve birçoğu. Azrail ve melekler benden üstün ve hızlı oldukları için her yere aynı anda koşabiliyorlar bu dünya üzerinde sıranın bana geldiğini söylediler. Azrail elime bir toprak parçası sıkıştırdı ve imtihan için sadece kaderimin yazıldığı bir kağıt vardı, boş sayılırdı çünkü yaptıklarım yazılacaktı. Senin görevin şu şu, dünya üzerinde Türkiye’nin Ankara şehrinde; Mustafa ve kadiriye çiftinin çocukları olarak, Şu kişinin eşi ve bu kişilerin babası falan filan kişilerin dostu, şöyledir, böyledir gibi bir konuşma geçti ve kapının önüne geldik. Karanlık bir geçit, insanın tüylerini ürpertiyor.
Tabii ben merak ediyorum, babam kırşehirden annem sivastan nasıl gelecekler, bu kadar zaman içinde birbirlerini nasıl tanıyacaklar. Babam annemden on yaş büyük olmasına rağmen, sorularımı bitirmeden büyük melek tarafından tiyo almıştım bile : ‘‘Yazman gereken bir yazı, yapman gereken işler, çekmen gereken çile, vermen gereken bir sınav olduğu halde neden soru soruyorsun?’’
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  polat36    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 01.08.2008, 12:54
Şener bu izlediği rüyanın etkisinde kalmıştı, kendisinin yıllar önce gördüğü rüyayı ve şirkete asıl gelme sebebinin bu rüyayı daha ayrıntılı yaşamak istediğini, kendisi bu yaşta iken bu bilinçle ve bilgiyle çocukluğunu tekrar yaşamak istediğini söyledi. Getirdiği dokümanların içinden rüyasını buldu ve okumaya başladı.
Şener : ‘‘01.08.2008 Cuma Saat: 11:29 Bugün sabah rüyamda ilkokul 3. sınıfta olduğumu, öğretmenim G.Ö ve sınıf arkadaşım Nesrin’i gördüm sınıfın içindeyiz diğer öğrenci arkadaşlarımda var ama benim gözüm öğretmen ve Nesrin’de, Şimdiki aklımlayım ve o anı tekrar yaşıyormuşum gibi, dileklerim kabul oldu diyorum. Öğretmen soru soruyor, ilkokulda tembel olan ben ilk başta sınıfa bakıyorum ses yok, el kaldırıyorum ve soru hakkında yorumlar yapıyor cevabı fazlasıyla veriyorum. Gözümüde arkadaşım Nesrinden ayıramıyorum. Evlendi çoluk çocuğa karıştı gitti, bacım olur eğer başka bir düşüncede olsam zamanın değişeceğini ve doğacak olanların engelleneceğini düşünerekten iyi niyetli bakıyorum Nesrine. Sonra öğretmenime dönüyorum. Saçları simsiyah ve küt şekilde kestirmiş. Taş çatlasa benim şu andaki yaşımda, ama rüyamda bundan 21 sene evvelindeyim. Etraf çok gerçekçi sanki rüyada değilim o anı gerçekten yaşıyor gibiyim. Rüyamdan sıçrayarak uyandım, uyandığımda saat : 06:28’di..’’
‘‘Senaryomu bu rüyama göre yazdım. Okuduğunuzda daha iyi anlayacaksınız. Ömür geldi geçiyor Salih, geçmişe dönüp, düşünüyorum da, elimde koskoca bir sıfır ne yapmışım. Bazen diyorum geçmişe gitme yolu olsada yaptığım hataları telafi etsem. Bu düşüncemi gerçekleştiremem ama senin bu yaptığın iş sayesinde biraz olsun teselli bulacağım diyorum…’’
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  ayberkkaba    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 02.08.2008, 16:42
bu senaryoyu buraya yazmak yerine gerekli yerlere iletmen daha sağlıklı olacaktır..

hem "Vizyonda görmek istedikleriniz" bölümünde üyelerin bunu görmek isteyeceğini sanmıyorum :)
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  polat36    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 04.08.2008, 09:00
Selam Senaryoyu gerekli yerlere ulaştırmaya çalışıyorum ama internetten bir türlü istediğim kişilere ulaşamıyorum.
Bu senaryo 1993 yılında Türk sinemasının dev sanatçısı şener şen için yazılmaya başlandı; Başrollerde şener şenin oynayacağı bir senaryo ancak ilk hali farklıydı zamanla gelişiyor ve gerçek yapımcıların elinde tam halini alacak. Benim için görüşleriniz tabiki önemli, kimse okumak istemez yerine daha olumlu yazılar yazsanız belki buradan yapımcılara ulaşabiliriz. Geleceğin sinemasına futurolojik bir bakış atsak acaba bir 30 sene sonra sinema dünya çapında nasıl olurdu, böyle fikirler verseniz daha sağlıklı olur. Bu senaryoyu aslında ben günümüz teknolojisinde, eski türk sinema sanatçılarının gençlik halleriyle bir araya toplandığı görsel bir şölen olarak düşünüyorum. Yani bir şener şen ile sadri alışık, cüneyt arkın ile kemal sunal, kadir inanır ile beyazıt öztürk. Nasıl olacak sorusuna gelince günümüz bilgisayar teknolosiyle grafik tasarım, 3 boyutlu görüntü oluşturan (3d max, cinema4d, maya)gibi masa üstü yayıncılık (photoshop v.b.) proğramlar ile bu söylediklerim gerçekleştirilebilir. Özellikle yukarıda yazdığım ruhlar (berzah) alemi adlı kısa bir bölüm için. Yani toprağı eline aldıkları an ve görselliğe aktarılan sahneyi söylüyorum.
Bu senaryo için internetten yavuz turgula ve şener şene hatta yapımcı firmalara ulaşmaya çalışıyorum ama henüz net bir işlem gerçekleştiremedim. Hatta diğer senaryolarımla birlikte bu senaryom içinde hasan karacadağa mesaj çektim ancak henüz bir yanıt alamadım. Sizce Türk sinemasında ünlü sanatçılarımız sıkı bir senaryoyla ve gençlik halleriyle, bilgisayar teknolojisiyle bir araya getirilseler nasıl olurdu. Yani ben desemki İbrahim tatlıses 1980 yılındaki haliyle hologram olarak bireysel olarak size bakıyormuş gibi türkü çığırsa nasıl olurdu. Teknoloji bu hızla ilerlerse, 3. dünya savaşı olmazsa hatta kıyamet kopmazsa bu söylediklerim gerçek olur, dediğiniz gelecek ile ilgili teorilerinizi buraya yazın, birilerine ulaşacağıma eminim. Sağlıcakla kalın..
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  polat36    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 13.08.2008, 15:31
Yavuz turgul ve şener şenin bu senaryomu okumalarını ve değerlendirmelerini isterdim. Neden sinemalarda geleceğin sinema sektörünü anlatan fantastik bir türk filmi oynamasın. Belki kurulacak bilgisayar teknolojisi ekibiyle kemal sunal ve cüneyt arkın gibi iki büyük türk sinema devide gençlikleriyle beyaz perdede yeniden göz doldururlar.
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
  polat36    ÜYE Profili  WEBMesaj ile özelden konuş 19.08.2008, 15:24
Şener şen için yazdığım ve geliştirilmesi halinde beyazperdede güzel bir seyir sunabilecek bu senaryom içinde bazı yetkili kişilere ulaştım, fakat ilgilenilmediği için sonuç aynı, tırnağın varsa başını kaşıyacaksın..
bu mesaj kurallara uymuyor ise tıklayın. 
Sayfa 1 / 1 1 

1.usta skywalke...
2.fake_reality
3.mehmetalan195...
4.zuhal2031
5.s.severus
6.beter_böcek@
7.berk_yaprak
8.koyugolge
9.nicole.ph
10.sandokahn
11.yasaminkiyisi...
12.lost_to_apath...
13.attractive72
14.conrac
tüm üyeler    
Sinema severler
grubundan
haberin var mı?

Sen de katıl!
Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.' ye Aittir.
İletişim   .Reklam   .Yardım