Son yıllarda çekilen gibi filmler milyonlarca kişi tarafından izlendi. Türk Sineması kabuk değiştiriyor. Sizce geçmişin Yeşilçam'ı ile bugünün Türk Sineması arasında nasıl bir fark var? Değişim olumlu yönde mi? Gelecekte nasıl Türk filmleri seyretmek istiyorsunuz? Oyuncular, yönetmenler, senaryolar ve aklınıza gelebilecek diğer herşeyle ilgili görüşlerinizi bekliyoruz. Konumuz Türk Sineması !
zeki demirkubuzun senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini yapıtığı bu 1997 yapımı film türk ve dünya sinemasının bence gelmiş geçmiş en iyi yirmi filmi arasına girebilecek nitelikte bir film filmde hayatını suça aşık bir adama aşık olarak tutunamayan güçlü bir hayat kadını olan uğur ile kadına aşık onun peşinden şehir şehir dolaşan ve ona saplantılı bir şekilde aşık olan başka bir adam(bekir) ve yıllar önce ablasını yaralamaktan ve ablasının sevgilisini öldürmekten on yıl hapis yatan ve hapishaneden çıkıp amaçsız bir şekilde yaşamaya başlayan yusufun hikayesi ve bu hayatları trajediyle dolu üç kişinin hayatttaki masumiyetini daha yitirmemiş küçük bir kız olan uğur un kızı çilem e yusuf tarafından yardım edilmesi ile başlayan bu dostluk izleyiciye tutunamayanların hayatlarını köhne izbe ve buram buram umutsuzluk kokan pansiyon odalarında aslında insanoğlunun en değerli kavramı olan aşkın verdiği saplantıyla nasıl harap edenlerin hayatlarını her gün nasıl hunharca katledenlerin hikayesini çok ama çok başarılı bir şekilde bizere gösteriyor film erişmeye çalıştığımız hep kaybettiğimizi sandığımız ama içimizde saklambaç oynarken sıkı sıkıya saklanan bir çocuk gibi duran masumiyetimizi arayışımızı anlatıyor hemde etkileyici ve çarpıcı sinematografi ve efsaneye varan oyunculuklarla etkisini güçlendiriyor bu filmi izlediğimde hayat bir daha eskisi gibi olmayacaktı hiç aklımdan çıkmayacaktı bekir yusuf uğur ve çilem, hiç aklımdan çıkmayacak bir daha çilem o masum bakışları ki bu rolde oynayan melis tuna hiçde haluk bilginer ve güven kıraç ın yarattığı o etki atında ezilmeden hemde çok zor bir rolü harika oynamış ve hiç aklımdan çıkmayacak o yedi dakikalık tirad ve hiç aklımdan çıkmayacak yitirilen o masumiyet