| YEŞİLÇAM'DAN ÖNCE YEŞİLÇAM'DAN SONRA
''sinema bir tutkudur,bir misyon ve bir mikroptur. Sinema bir sanat ,bir endüstri,bir meslek,bir iş alanı ve bir çılgınlıktır.Bunlardan hangilerini yaşadım,hangilerini yaşamadım, hangileriniyaşayabilirdim? Yanıt vermek oldukca zor oluyor; tatmin,tatminsizlik,özlem,hesaplaşma birbirine karışıyor...'' diyor GIOVANNI SCOGNAMILLO ...aslında sinemayı ne kadarda güzel özetliyor..bir mikrop!! insanın kanına bulaştığı zaman onu esir alan bir mikrop..onu yakalayan içine çeken bir mikrop..tek tedavisi karanlık salonlarda film seyretmek olan yada birazdaha yayılmışsa mikrop film işine girmesine sinemayı meslek edinmesine kadar götüren bir mikrop..belkide bu mikroba yakalanmış biri olarak benim için en güzel hastalık!! ve SCAGNAMILLO ekliyor..belkide türk sinemasının bugünkü durumunu bile açıklamaya yetecek şu sözü söylüyor..''Ne yazık ki sinemayla geçirdiğim yarım yüzyıl boyunca çok yüce isimler ve ölümsüz yıldızlarla pek karşılaşmadım.Yaşadığım sinema ile yazmaya çalıştığım sinema arasında daima büyük karşıtlar olmuştur ve kendimi daima ticari sinemanın içinde bulmuşumdur..'' aslında ne kadarda güzel özetliyor..heryerde aynı..sinemanın her dalında aynı..bu işe gönül vermiş hayat felsefesi olarak benimsemiş sinemayı tutku haline getirmiş insanların bile sinemayı bukadar sevmelerinin yanında kendilerini bir anda sanat için değil de tamamen ticaret için yapılan bir alanda bulmaları pek okadarda şaşırılmıyacak bir şey olsa gerek!!
ben hep yönetmenlerin film yapımcılarının,senaristlerin, sinemayla uğraşan herkezin nekadar şanslı insanlar olduklarını düşünürüm..özelliklede bir yönetmenin..çünkü benim hayalini kurduğum benim gelmek istediğim bir yerdedir..bazen şöyle düşünürüm..o yönetmen bu işin hayallerini kurduğu zamanlar benim şuanki durumumda bulunduğu zamanlar acaba benimle aynı duyguları paylaşıyormuydu..peki yönetmen olduktan sonrada aynı hislerini aynı duygularını hiç azalmadan devam ettiriyormu!?! hayalini kurduğu yere ulaştığı zaman onun için herşey bitmişmi acaba!! herşeyi ama herşeyi düşünüyorum..sonra şöyle bir yaşadığımız ülkenin sinema potansiyeline bakıyorum..televizyonlarda reytıng rekorları kırılıyor...her gün belkide ülkenin tamamına yakını televizyon başına kitleniyor..sinemalara gelen yabancı filmler öyle anlar oluyorki hasılat rekorları kırıyor..ama aynı sinemaya bir türk filmi geldiği zaman insan gitmeden önce ikikez düşünüyor..70'ler ve 80'lerde yabancı filmler yada ozamanların sinema biletlerinde yazdığı gibi ECNEBİ filmler türk filmlerinin izleyici sayısının yarısına bile ulaşamıyordu..ama şimdi bir türk filminin iyi bir izleyici yakalaması için herşey yönetmene ve filmde oynuyacak oyunculara bakıyor..isim yapan filmin senaryosu ne kadar harika olursa olsun konusu değil!!sadece o filmde oynuyacak oyuncular..bu çok ama çok kötü bir durum diye düşünüyordum!!ama şöyle birde başka bir yönden bakarsak ya bunlarda olmasa!!! yani o zaman TÜRK SİNEMASINI NASIL BİLİYORDUK diyip gömeceğiz...herkezin eli kolu bağlı ..yapıcak birşey yok..tamamen kültürümüzden uzaklaştığımız bu günlerde yönetmenlerinde film yapımcılarınında yapıcak hiç birşeyleri yok..adam sinemayı sevmiş gönül vermiş.... ama bir olur iki olur artık bomboş salonlara oynuyan bir filmin yönetmeni kendini ticari sinema dediğimiz olayın içinde buluyor..belki benim için şuan en önemli şey ilerde YÖNETMEN OLMA fikri...ama şöyle bir korkumda var..ilerde yönetmen olursam ve bu çarpık düzenin ortasında kendim her ne kadar sanat için film yapıcam desemde ticari bir sinema nın ortasında bulursam..ozaman şunu çok iyi anlıyacağım..BENİM EN BÜYÜK ZEVKİM YÖNETMEN OLMAYA ÇAILŞMAKMIŞ..YÖNETMEN OLMAK DEĞİL!! işte öyle zannediyorumki SCOGNAMILLO da mikrp diye anlattığı sinemanın bu kadar mutlu yada mutsuz edeceğini gösteriyor..TÜRK SİNEMASI MI?? aşağıda bahsettiğim gibi!!sadece kendimiz olursak!!seyirciye kendi kültürümüzü bu mikrop vasıtasıyla bulaştırırsak..BELKİ O ZAMAN GÖMDÜĞÜMÜZ YEŞİLÇAM'I TEKRAR TOPRAK ÜSTÜNE ÇIKARTIRIZ!!!
herkeze iyi seyirler...
|